Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2022/67376 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/67376 BN.

Anayasa Mahkemesi | Umut Gündüz Altun | 2022/67376 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/67376
Karar Tarihi 16.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Slogan atılması tek başına disiplin suçu oluşturmaz.
  • Eylemin kurum güvenliğini bozduğu somut delillerle kanıtlanmalıdır.
  • Mahkemeler disiplin cezalarında yeterli ve ilgili gerekçe sunmalıdır.
  • İfade özgürlüğü cezaevinde de koruma altındadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların ifade özgürlüğü ile kurum güvenliği arasındaki hassas dengeyi hukuken yeniden tanımlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların cezaevinde slogan atması eyleminin otomatik olarak bir disiplin ihlali sayılamayacağını açıkça vurgulamıştır. Verilen bu karar, temel hak ve hürriyetlerin cezaevi koşullarında dahi geçerli olduğunu, ancak kurumun güvenliği veya disiplini somut bir şekilde tehlikeye girdiğinde bu haklara müdahale edilebileceğini ortaya koymaktadır. İdarenin ve derece mahkemelerinin, uygulanan disiplin cezalarının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını detaylı ve ikna edici bir gerekçeyle açıklama zorunluluğu hukuken netleştirilmiş ve keyfî uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, infaz hâkimlikleri ve cezaevi disiplin kurulları için oldukça önemli bir emsal teşkil etmektedir. Zira uygulamada sıklıkla karşılaşılan "gereksiz yere slogan atma" fiilinin salt lafzi yorumla cezalandırılmasının önüne geçilmiş, eylemin tipikliği değerlendirilirken sloganın neden gereksiz olduğu ve kurum düzenini nasıl bozduğunun somut olgularla kanıtlanması şart koşulmuştur. Karar, idari ve yargısal makamların basmakalıp gerekçelerle anayasal özgürlükleri kısıtlamasını engellemekte ve mahpusların haklarının korunması noktasında oldukça pozitif bir hukuki standart getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Umut Gündüz Altun, Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Olay günü hastaneye sevki sırasında jandarma ekiplerince kendisine yapılmak istenen üst aramasına itiraz etmiş ve bu nedenle hastaneye götürülmeyerek kurum içerisindeki bekleme odasına alınmıştır. Başvurucu, bekleme odasındayken hastaneye sevk edilmemesini ve arama prosedürünü protesto etmek amacıyla "tedavi hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atmıştır. Bu fiili neticesinde Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu tarafından başvurucuya gereksiz yere slogan atma eyleminden dolayı bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası verilmiştir. Başvurucu, attığı sloganın kurumun düzenini veya güvenliğini bozmadığını, idarenin tamamen keyfî davrandığını belirterek disiplin cezasının iptali istemiyle infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Ancak şikâyeti ve sonrasındaki itirazları reddedilen başvurucu, hem ifade özgürlüğünün hem de duruşmaya fiziken katılımı sağlanmadığı için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ilkelerine dayanmıştır. Herkes gibi ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların da Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, ancak bu hakların kurum güvenliği ve disiplininin sağlanması gibi zorunlu amaçlarla yasal çerçevede sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.

Disiplin suç ve cezalarının yasal dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.37 uyarınca, bir eylemin disiplin cezası gerektirebilmesi için yalnızca kanunda yazılı tipik şartların gerçekleşmesi yeterli görülmemektedir. Bununla birlikte eylemin kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesini, güvenliği veya disiplini bozacak nitelikte olması da kanuni bir şart olarak aranmaktadır. Somut olayda uygulanan 5275 sayılı Kanun m.42 kapsamında düzenlenen "gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak" disiplin suçunun oluşabilmesi için, sloganın atılmış olması tek başına yeterli bir unsur olarak kabul edilmemektedir. Atılan sloganın hangi açılardan "gereksiz" olduğunun ve kurum güvenliğini somut olarak nasıl tehlikeye düşürdüğünün idari ve yargısal mercilerce açıkça ortaya konulması gerekmektedir.

Ayrıca, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine göre, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine bütünüyle uygun olması şarttır. Bir müdahalenin bu anayasal gerekliliklere uygun olabilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülülük ilkesini ihlal etmemesi elzemdir. Yargı mercilerinin verdikleri kararlarda bu müdahaleyi haklı kılan ilgili ve yeterli gerekçeleri sunması, hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez bir unsurudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun bekleme odasında "tedavi hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atmasının disiplin cezası ile cezalandırılmasının demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını detaylı bir şekilde incelemiştir. Mahkeme, disiplin kurulunun ve itirazları inceleyen infaz hâkimliğinin kararlarını değerlendirdiğinde, başvurucunun eyleminin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki olumsuz etkilerine dair hiçbir somut tespite veya hukuki tartışmaya yer verilmediğini saptamıştır.

Tutanaklara göre başvurucu, jandarma görevlilerinin talimatlarına uymuş, herhangi bir fiziksel direnç göstermemiş, yalnızca hastaneye sevk edilmemesine ve tedavi hakkının engellenmesine yönelik anlık bir tepki olarak bekleme odasında yalnızken bu sloganı atmıştır. Verilen ceza kararlarında, başvurucunun attığı bu sloganın neden "gereksiz" kabul edildiği, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği, disiplini veya düzenli yaşamı somut olarak nasıl bozduğu ya da zedelediği yönünde hiçbir açıklayıcı değerlendirme yapılmamıştır. Disiplin kurulu ve yargısal itiraz mercileri, fiilin tipikliğini incelerken eylemin sonuçlarına ve bağlamına dair ilgili ve yeterli bir gerekçe sunmadan, salt eylemin gerçekleşmiş olmasına dayanarak cezalandırma yoluna gitmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerini haklı kılacak ikna edici ve makul nedenleri sunma yükümlülüğü bulunduğunun altını çizmiştir. Ancak incelenen olayda başvurucunun eyleminin kurum disiplinini bozduğuna dair soyut varsayımların ötesine geçilmediği net bir biçimde tespit edilmiştir. İdare ve yargı makamları, uygulanan bir aylık ziyaretçi yasağının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Başvurucunun duruşmada bizzat bulunma talebine yönelik adil yargılanma hakkı ihlali iddiaları ise ifade özgürlüğü yönünden ihlal kararı verildiğinden dolayı ayrıca incelenmeye gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: