Anasayfa Karar Bülteni AYM | Sedat Güleç ve Diğerleri | BN. 2022/51627

Karar Bülteni

AYM Sedat Güleç ve Diğerleri BN. 2022/51627

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/51627
Karar Tarihi 16.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Muvazaalı işlemde asıl işverene bildirim şartı aranamaz.
  • İşçi, asıl işverenin sendikal haklarından faydalanmalıdır.
  • Muvazaayı kuran işverenin kusuru işçiye yüklenemez.
  • Sendika hakkı haksız külfetlerle engellenemez.

Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan asıl işveren-alt işveren muvazaasının sendikal haklara yansıması bakımından son derece kritik bir öneme sahiptir. İşçilerin baştan itibaren asıl işverenin çalışanı olduğu yargı kararıyla kesinleşmesine rağmen, sırf asıl işverene sendika üyeliğinin resmi olarak bildirilmediği gerekçesiyle toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmamaları, anayasal güvence altında olan sendika hakkının doğrudan ihlali olarak kabul edilmiştir. Mahkeme, muvazaalı işlemi kasten yaratan işverenin kendi kusurundan faydalanarak işçiyi sendikal haklardan mahrum bırakmasını hukuka ve hakkaniyete aykırı bulmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, taşeron işçisi olarak gösterilen ancak muvazaa tespitiyle asıl işveren kadrosuna geçirilen işçilerin toplu iş sözleşmesi haklarını kati surette güvence altına almaktadır. İşçilerden, hukuken varlığı sonradan mahkeme kanalıyla tespit edilen bir asıl işverene üyelik bildirimi yapmalarını beklemenin hayatın olağan akışına ve makullük ilkesine aykırı olduğu net bir şekilde vurgulanmıştır. Benzer davalarda derece mahkemelerinin, muvazaa tespiti hâlinde işçilerin geçmişe dönük sendikal alacaklarını reddederken şekli bildirim şartlarına dayanmaları engellenmiş olup, sendikal hakların kullanımında işçiler lehine genişletici bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ortaya konmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir grup işçi, asıl işveren ile alt işveren arasında kurulan ilişkinin gerçeği yansıtmadığını ve muvazaalı olduğunu belirterek yargı yoluna başvurmuştur. Mahkemelerce yapılan inceleme neticesinde, işçilerin baştan beri alt işverenin değil, doğrudan asıl işverenin işçileri olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine işçiler, asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden faydalanmak ve buna bağlı sendikal alacaklarını tahsil etmek amacıyla dava açmışlardır. Ancak derece mahkemeleri, işçilerin sendika üyeliklerini asıl işverene bildirmedikleri gerekçesiyle alacak taleplerini reddetmiştir. Başvurucular, haksız yere toplu iş sözleşmesi haklarından mahrum bırakıldıklarını, ayrıca yargılamanın çok uzun sürdüğünü ifade ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken iş hukuku ve sendikalar hukukunun temel prensiplerini dikkate alarak mevzuatı yorumlamıştır. Uyuşmazlığın temelinde 4857 sayılı İş Kanunu m.2 hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemeye göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.

Bununla birlikte, sendikal hakların kullanımı bakımından 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.39 düzenlemesi önem taşımaktadır. Anılan kanun maddesi uyarınca, toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri doğrudan yararlanmaktadır. Sözleşmenin imzalanmasından sonra üye olanlar ise ancak üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren bu haklardan faydalanabilmektedir.

Derece mahkemeleri, bildirim şartının asıl işverene yapılmadığına dayanmış olsa da Anayasa Mahkemesi olaya sendika hakkı perspektifinden yaklaşmıştır. İşçinin muvazaalı olarak alt işverende gösterildiği durumlarda, hukuken varlığı sonradan mahkeme ilamıyla tescil edilen asıl işverene şekli bir üyelik bildiriminin yapılmamış olmasının, anayasal sendika hakkının özünü zedeleyecek şekilde yorumlanamayacağı prensibi benimsenmiştir. Hakların kısıtlanması amacıyla kurulan muvazaalı ilişkide, kusurlu olan işverenin kendi yarattığı bu durumdan menfaat sağlamasının ve bildirim eksikliğine dayanmasının hukukun genel ilkelerine bütünüyle aykırı olduğu vurgulanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken, başvurucuların başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi olduklarının, yani muvazaalı bir biçimde alt işverenin işçisi gibi gösterildiklerinin yargı kararıyla sabit olduğunu belirlemiştir. Bu tespite rağmen başvurucular, muvazaalı işlemin tarafı olan asıl işverene sendika üyeliğinin bildirilmesi koşulunun sağlanamadığı gerekçesiyle asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin sağladığı sendikal haklardan faydalandırılmamıştır.

Mahkeme, işçilerin muvazaalı olduğu kesinleşen bir iş sözleşmesi sebebiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanamamasının başvurucular üzerinde çok önemli bir külfete yol açtığını tespit etmiştir. İşçinin üstlendiği bu ağır külfet karşısında; muvazaaya kusurlu işlemi nedeniyle bizzat neden olan işverene sendika üyeliğinin bildirilmesi gerektiği yönündeki derece mahkemesi değerlendirmeleri kabul edilebilir bulunmamıştır. Söz konusu kanun hükümleri ve iş hukukunun koruyucu niteliği dikkate alındığında, işçiden böyle bir bildirim şartını yerine getirmesini beklemenin öngörülebilir ve makul olmadığı açıkça vurgulanmıştır. Muvazaalı işlemle işçiyi alt işverende gösteren asıl işverenin, bildirim yapılmadığını öne sürerek toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden kaçınmasına hukuki koruma sağlanamaz.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetler ise Tazminat Komisyonuna gidilmediği için başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuş; bazı başvurular yönünden de elektronik tebligat süresi aşıldığından süre aşımı kararı verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin muvazaalı işleme neden olan işverene bildirim şartı araması nedeniyle başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemelere gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: