Karar Bülteni
AYM Celal Kurnaz BN. 2019/17811
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/17811 |
| Karar Tarihi | 02.05.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Eksik harç için öncelikle kesin süre verilmelidir.
- Tahsilat fişi usulüne uygun muhtıra yerine geçemez.
- Islah talebinin doğrudan reddi mahkemeye erişimi engeller.
- Ölçülülük ilkesi uyarınca en hafif müdahale seçilmelidir.
Bu karar, hukuk davalarında sıklıkla karşılaşılan ıslah kurumu ve yargı harcı eksikliği konularında mahkemelerin izlemesi gereken usulü netleştirmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, yargı harçlarının yatırılmasındaki eksikliklerin doğrudan hakkın kaybına yol açmaması gerektiğini, öncelikle taraflara usulüne uygun bir muhtıra ile süre verilmesi zorunluluğunu ortaya koymuştur. Mahkeme kalemince düzenlenen basit bir tahsilat fişinin kanuni anlamda muhtıra sayılamayacağı ve eksik harç yatırılması ihtimalinde davanın doğrudan reddedilmesinin orantısız bir müdahale olduğu vurgulanmıştır.
Benzer davalarda emsal teşkil edecek olan bu karar, özellikle tazminat davalarında bilirkişi raporu sonrası yapılan bedel artırımlarında yaşanan hak kayıplarının önüne geçmeyi hedeflemektedir. Yargı mercilerinin, usul kurallarını katı bir şekilde uygulayarak davanın esasına girilmesini engelleyen yaklaşımları mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Karar, mahkemelerin harç eksikliklerini usulüne uygun şekilde tamamlattırma yükümlülüğünü hatırlatmakta ve usul ekonomisi ile hak arama hürriyeti arasındaki adil dengenin vatandaş lehine gözetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, geçirdiği bir trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanmaya dayalı olarak haksız fiil sorumlusuna karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Yargılama aşamasında alınan aktüerya bilirkişi raporunda, başvurucunun maddi zararının dava dilekçesinde talep edilen tutardan çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, hesaplanan yeni bedel üzerinden ıslah dilekçesi sunarak maddi tazminat talebini artırmış ve mahkeme veznesinden alınan tahsilat fişiyle ilgili harcı yatırdığını beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi ıslah edilen tutarı kabul ederek tazminata hükmetmiş, ancak davalının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, ıslah harcının yatırılmadığı ve ilk dilekçede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı gerekçesiyle artırılan maddi tazminat talebini reddetmiştir. Başvurucu, ıslah harcını yatırmasına rağmen talebinin usulden reddedilmesi üzerine mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek bu hakkın özünü oluşturur. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren katı usul sınırlamaları, hakkın ihlaline yol açar.
Hukuk yargılamasında ıslah kurumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenmiş olup, taraflara usuli işlemlerini düzeltme imkânı tanır. Islah işleminin geçerliliği için eksik harcın tamamlanması gerekebilmektedir. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu m.30 gereğince, yargılama sırasında değerin artması hâlinde noksan harcın tamamlanması zorunludur. Ancak bu eksikliğin giderilmesi için mahkemelerin izlemesi gereken emredici bir usul bulunmaktadır.
6100 sayılı Kanun m.181 ile 492 sayılı Kanun m.30 ve 492 sayılı Kanun m.32 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, harç eksikliğinin doğrudan talebin reddine yol açmayacağı, mahkemenin öncelikle eksik harcın hangi sürede tamamlanacağını ve bu sürede tamamlanmamasının sonuçlarını içeren usulüne uygun bir muhtıra tebliğ etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin alt unsurlarından olan gereklilik ilkesi, amaca ulaşmak için hakka en az müdahale eden aracın seçilmesini emreder. Harç eksikliği durumunda doğrudan davanın veya talebin reddedilmesi en ağır araç iken, muhtıra ile süre verilmesi daha hafif ve hukuka uygun olan yöntemdir. Yargı harcı yükümlülüğü meşru bir amaca hizmet etse de, usul kurallarının hakkın özünü zedeleyecek şekilde katı yorumlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, başvurucunun sunduğu ıslah dilekçesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi, ıslah harcının yatırılmadığı gerekçesiyle maddi tazminatın artırılan kısmını reddetmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin ıslah harcının tahsili amacıyla bir tahsilat fişi düzenlediği, fakat harcın fiilen ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir araştırma yapmadığı tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, ilk derece mahkemesi harç eksikliğinin giderilmesi için başvurucuya usulüne uygun bir muhtıra tebliğ etmemiş ve süre vermemiştir.
Anayasa Mahkemesi, ıslah talebi üzerine mahkeme kalemince düzenlenen tahsilat fişinin kanuni anlamda bir muhtıra sayılamayacağını vurgulamıştır. Muhtıra, harç eksikliğinin tamamlatılmasına yönelik olarak kesin süre veren ve bu süre içinde eksikliğin giderilmemesinin hukuki sonuçlarını muhatabına açıkça bildiren resmî bir usul işlemidir. Mahkemenin, başvurucuya eksikliği giderme fırsatı tanımadan, en hafif müdahale aracı olan muhtıra ile süre verme yöntemini tercih etmeyip ıslah talebini doğrudan reddetmesi, gereklilik ve ölçülülük kriterleriyle bağdaşmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesinin, usuli eksikliğin mahkemece usulüne uygun şekilde giderilmesi için işlem yapılmadığını göz ardı ederek talebi esastan değil şekilden reddetmesi, başvurucuyu hesaplanan ve hakkı olan tazminat tutarından mahrum bırakmıştır. Bu durum, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır ve orantısız bir müdahale teşkil etmektedir. Öte yandan, başvurucunun yargılamanın uzun sürmesine ilişkin makul sürede yargılanma hakkı şikâyeti ise doğrudan Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı getiren yasal düzenleme sebebiyle başvuru yollarının tüketilmemesi nedenine dayalı olarak kabul edilemez bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ıslah harcına yönelik muhtıra tebliğ edilmeksizin talebinin reddedilmesinin ölçüsüz bir müdahale olduğuna hükmederek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.