Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/6364 E. | 2023/5786 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/6364 E. 2023/5786 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/6364
Karar No 2023/5786
Karar Tarihi 05.12.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Disiplin cezasında her türlü şüpheden uzak delil aranır.
  • Soruşturma izni verilmemesi disiplin sürecini doğrudan etkiler.
  • Tutanak düzenlenme tarihi fiilin yokluğunu tek başına göstermez.
  • Şekli eksiklikler saygınlığı sarsma suçunu otomatik oluşturmaz.

Danıştay İkinci Dairesi tarafından verilen bu karar, kamu görevlilerine yönelik disiplin cezalarının hukuki zeminini ve ispat standartlarını belirlemesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Yüksek Mahkeme, idarenin sadece evrak üzerindeki şekli eksikliklere veya tarih uyumsuzluklarına dayanarak, eksik inceleme neticesinde ağır disiplin cezaları veremeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Kararın temelinde, bir kamu görevlisine disiplin cezası verilebilmesi için isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle kanıtlanması gerektiği ilkesi yatmaktadır. Somut olayda, memurun yıllık izindeyken daha önceki bir faaliyete ilişkin evrak imzalaması gibi idari işleyişe dair şekli bir durumun, fiilin gerçekte yapılmadığı veya memurun resmi sıfatına zarar verdiği anlamına gelmeyeceği kesin bir dille ifade edilmiştir.

Öte yandan bu karar, benzer davalardaki idari ve adli soruşturmaların birbirine etkisini ve idari istikrarı göstermesi bakımından da güçlü bir emsal niteliğindedir. Bölge İdare Mahkemesi tarafından aynı maddi vakıaya ilişkin olarak "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla verilen "soruşturma izni verilmemesi" yönündeki kararların, disiplin soruşturmalarında ve mahkemelerin esasa ilişkin incelemelerinde göz ardı edilemeyeceği vurgulanmıştır. Ortada zimmete para geçirme, haksız menfaat sağlama veya kamu zararı gibi kasti bir usulsüzlük bulunmadığı başka bir yargı kararıyla da sabitken, idarenin salt şekli gerekçelerle ve zorlama yorumlarla personeli cezalandırması hukuka aykırı bulunmuştur. Uygulamadaki bu yaklaşım, kamu personelinin keyfi, varsayımlara dayalı ve eksik inceleme içeren disiplin cezalarına karşı korunmasını sağlayarak idareye karşı olan hukuki güveni ve çalışma barışını teminat altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı, geçmiş dönemde Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yaptığı süreçteki birtakım işlemleri nedeniyle Emniyet Genel Müdürlüğüne karşı bu davayı açmıştır.

Davacı memur hakkında, geçmiş dönemde istihbarat ve teknik takip çalışmaları kapsamında operasyonlar için ayrılan gizli hizmet giderlerine dair harcama tutanaklarını yıllık izinde olduğu günlerde gerçeğe aykırı şekilde imzaladığı ve gerekli özeni göstermediği iddiasıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. İdare, bu evrakların tarihlerindeki uyuşmazlığın hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak bir eylem olduğunu öne sürerek davacıya altı ay kısa süreli durdurma cezası vermiştir.

Davacı polis memuru ise hakkındaki tüm suçlamaları reddederek, görev alanına giren konularda mesai mefhumu gözetmeksizin fedakârca çalıştığını, tutanaklarda belirtilen fiziki takip ve harcamaların fiilen yapıldığını, kendisine karşı kasıtlı biçimde eksik inceleme yürütüldüğünü ve psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını savunmuştur. Davacı, haksız yere verilen bu disiplin cezasının iptalini ve ceza sebebiyle maaşından hukuka aykırı olarak yapılan kesintilerin yasal faiziyle beraber kendisine tazmin edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, idare hukukunun ve disiplin hukukunun temel prensiplerinden olan ceza tayininde şüpheden sanık yararlanır ile delillerin eksiksiz toplanması ilkelerine dayanmaktadır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü m.7/B-1 ve mevzuat değişikliği sonrasında yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun m.8/5-B-2 düzenlemelerine göre; memurun "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlemesi, uzun süreli (veya alt ceza uygulamasıyla kısa süreli) durdurma cezasını gerektiren ağır disiplin ihlalleri arasında sayılmıştır.

Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına ve genel idare hukuku disiplin prensiplerine göre, kamu görevlilerinin herhangi bir disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için eylemin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak bağımsız bir soruşturma ile hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispatlanması zorunludur. Soruşturma aşamasında memurun sadece aleyhine olan değil, lehine olan her türlü bilgi, belge ve tanık beyanı da eksiksiz olarak toplanmalı, isnat edilen eylem ile öngörülen ceza maddesi arasında makul ve mutlak bir uyum bulunmalıdır.

Ayrıca olayın özünü oluşturan harcama mevzuatı yönünden; Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine ait Haber Alma Ödeneğinin Sarf Yönetmeliği ile buna bağlı yürürlüğe konulan yönergeler incelendiğinde, operasyonel gizli hizmet harcamalarına ilişkin sarf belgelerinin fiilen harcamanın yapıldığı gün düzenlenmesini ve imzalanmasını zorunlu kılan emredici, kesin bir yasal kural bulunmamaktadır. Dolayısıyla idarenin yalnızca evrak tarihi üzerinden yola çıkarak şekli varsayımlarla disiplin cezası tesis etmesi hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay İkinci Dairesi, uyuşmazlığa konu olan disiplin soruşturmasını, polis memurunun savunmalarını ve olay örgüsünü her yönüyle ayrıntılı bir biçimde ele alarak somut hukuki tespitlerde bulunmuştur.

Öncelikle, davacıya isnat edilen fiziki takip ve harcama evraklarındaki fiillerle ilgili olarak daha önce "görevi kötüye kullanma" suçu kapsamında idari bir ön inceleme yapıldığı ve bu süreçte mülki idare tarafından verilen soruşturma izninin, Bölge İdare Mahkemesi kararıyla kesin olarak iptal edildiği saptanmıştır. Söz konusu bağlayıcı yargı kararında; harcamalardan artan bütçenin usulüne uygun bir şekilde ilgili daire başkanlığına iade edildiği, usulsüz harcandığı iddia edilen paraların zimmete geçirildiğine veya gerçekte hiç harcanmadığına dair dosyada hiçbir kanıt bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Ortada zimmet, kasıtlı bir usulsüzlük veya kamu zararı bulunmadığı bağımsız yargı organları tarafından ortaya konulmuştur.

Öte yandan davalı idare, davacının dört günlük senelik izinde olduğu tarihlerde (29 ve 30 Haziran 2013) harcama tutanağı düzenlemesini doğrudan disiplin suçu olarak nitelemiştir. Ancak davacının istikrarlı savunmaları ve dosya kapsamındaki resmi deliller incelendiğinde, fiziki takip ve tarassut çalışmalarının izne ayrılmadan önceki günlerde (26-28 Haziran) bilfiil gerçekleştirildiği, davacının senelik iznini yine görev yaptığı il sınırları içinde geçirirken, operasyon sonrası şubeye uğrayarak geçmiş günlerdeki faaliyetlerin tutanaklarını makul bir süre içerisinde sonradan düzenleyip imzaladığı anlaşılmıştır. Emniyet teşkilatının ilgili ödenek ve sarf yönetmeliklerinde, sarf belgelerinin geciktirilmeksizin mutlaka harcamanın yapıldığı gün veya mesai anında imzalanmasını zorunlu kılan emredici bir hüküm yer almamaktadır. Görevli memurun saha çalışması sonrasında idari işlemleri makul sürede tamamlaması hayatın olağan akışına uygundur.

Tüm bu bulgular ışığında, idarenin sadece harcama tutanağının düzenlendiği kağıt üzerindeki tarih ile memurun senelik izin tarihinin çakışmasını baz alarak, olayın özünü araştırmadan ve eksik incelemeyle ceza tayin ettiği hukuken tespit edilmiştir. Davacının hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak hiçbir kasti, usulsüz veya menfaat sağlayıcı eyleminin bulunmadığı, idarenin işleminin dayanaksız olduğu kesin kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, davacıya isnat edilen fiilin sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde İdare Mahkemesince verilen kararı hukuka aykırı bularak bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: