Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/6277 E. 2023/5788 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/6277 |
| Karar No | 2023/5788 |
| Karar Tarihi | 05.12.2023 |
| Dava Türü | İptal ve Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Disiplin cezalarında eylemin şüpheye yer bırakmayacak ispatı şarttır.
- Hayatın olağan akışına aykırı isnatlardan kusur izafe edilemez.
- Eksik soruşturma ile verilen disiplin cezası hukuka aykırıdır.
- Gerçeğe aykırı evrak iddiası somut ve teknik delillerle desteklenmelidir.
Bu karar, kamu görevlileri hakkında tesis edilen disiplin cezalarında sübut şartının ve şüpheden uzak kesin delil arayışının önemini hukuken bütün hatlarıyla ortaya koymaktadır. İdarelerin disiplin hukuku kapsamında uyguladıkları yaptırımların, memurların kariyerleri ve özlük hakları üzerinde doğrudan olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, memurlara isnat edilen eylemlerin varsayımlara, soyut iddialara veya eksik incelemelere değil, her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillere dayanması idare hukukunun vazgeçilmez bir gerekliliğidir. Kararda, isnat olunan usulsüz evrak düzenleme fiilinin, teknik inceleme ve hayatın olağan akışı çerçevesinde yeterince araştırılmadan ağır bir disiplin cezasına dönüştürülmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça yüksek olup, idarelerin kanıtlama yükümlülüğüne dikkat çekmektedir. Özellikle emniyet teşkilatı gibi disiplin kurallarının sıkı ve katı uygulandığı kurumlarda, personelin sadece tutanak üzerindeki şekli şüphelere dayanılarak cezalandırılamayacağı güçlü bir şekilde güvence altına alınmıştır. Kararın uygulamadaki önemi, muhakkikler tarafından yürütülen idari soruşturmaların yüzeysel ve taraflı yapılamayacağını, savunmalarda sunulan haklı mazeretlerin idarece titizlikle araştırılması gerektiğini açıkça vurgulamasından ileri gelmektedir. Bu içtihat, idarelerin salt ceza verme saikiyle hareket edemeyeceğini ve suçun maddi unsurlarının ispatlanması yükümlülüğünü pekiştirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı, gizli hizmet giderlerine ait bazı harcama tutanaklarını usule aykırı olarak düzenlediği iddiasıyla idari bir disiplin soruşturması geçirmiştir. Davalı idare, davacının izinli veya kursta olduğu günlerde fiziki takip yapılmış gibi evrak imzaladığını ve tutanaklardan birinde de başkasına ait sahte bir imza bulunduğunu ileri sürmüştür.
Bu iddialar neticesinde davacı polis memuru, hizmet içinde resmî sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak suçunu işlediği gerekçesiyle altı ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmıştır. Davacı, söz konusu isnat edilen eylemleri gerçekleştirmediğini, harcama tutanaklarının usulüne uygun tanzim edildiğini ve kendisine disiplin cezası verilmesinin haksız olduğunu belirterek bu cezanın iptali ve maaşından yapılan maddi kesintilerin yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle dava açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde idare mahkemesi ve Danıştay tarafından dikkate alınan temel hukuki dayanak, işlem tarihinde yürürlükte olan Mülga Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü hükümleridir. Anılan Tüzüğün 7/B-1. maddesinde, "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili düzenlenmiş ve bu fiilin 16 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır. Aynı Tüzüğün 15. maddesinde ise, geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara öngörülen cezanın bir derece aşağısının uygulanabileceği kuralına yer verilmiştir. Somut olayda idare, bu indirim maddesini de uygulayarak asıl cezayı altı ay kısa süreli durdurma cezasına düşürmüştür.
Disiplin hukukunun evrensel prensiplerine göre ve yerleşik yargısal içtihatlar ışığında, kamu görevlilerinin bir disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için disipline aykırı eylemin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak bir soruşturma ile net bir biçimde ortaya konulması şarttır. Soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belge eksiksiz toplanmalı, isnat edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin bir yansıması olarak, idari yaptırımlarda da fiilin işlendiğine dair somut ve şüpheden uzak kesin delil bulunmaması halinde memura kusur izafe edilmesi mümkün değildir. Ayrıca, gerçeğe aykırı evrak düzenleme veya sahte imza gibi iddialarda, kastın varlığı ve kriminal teknik inceleme zorunlulukları hukuki değerlendirmenin temelini oluşturur. Bu kurallar bütünü çerçevesinde, idarelerin yüzeysel varsayımlara veya eksik soruşturmaya dayanarak disiplin cezası veremeyeceği idare hukukunun temel kurallarındandır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay İkinci Dairesi tarafından dosya üzerinde yapılan incelemede, uyuşmazlığa konu disiplin cezasının temelini oluşturan idari soruşturmadaki eksiklikler ve iddiaların asılsızlığı kapsamlı bir şekilde ortaya konulmuştur. Öncelikle, davacı ve diğer personel hakkında aynı olaylar sebebiyle görevi kötüye kullanma suçundan yapılan adli başvuru sonucunda, yetkili Bölge İdare Mahkemesince soruşturma izni verilmemesine karar verildiği görülmüştür. Verilen bu kararda, gizli hizmet harcamalarından artan paranın usulüne uygun olarak merkeze iade edildiği, zimmete para geçirme gibi bir usulsüzlüğün saptanmadığı ve müfettiş raporlarının eksik incelemeye dayandığı açıkça vurgulanmıştır.
İdarenin, davacının mazeret izninde veya hizmet içi eğitim kursunda olduğu tarihlerde usulsüz olarak tutanak düzenlediği yönündeki iddiaları da irdelenmiştir. Davacının savunmalarında ve tutanaklarda imzası bulunan diğer polis memurlarının tanık ifadelerinde, fiziki takip çalışmalarının gece geç saatlere kadar sürdüğü, davacının operasyon bitiminde ertesi gün izne ayrıldığı, yine kursta olduğu iddia edilen memurun ise kursun öğlen bitmesi akabinde operasyona gecikmeli olarak dahil olduğu doğrulanmıştır. Dolayısıyla, operasyonel faaliyetlere ilişkin düzenlenen bu harcama tutanaklarının gerçeğe aykırı olmadığı ve yaşanılan fiili durumu yansıttığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, idarenin tutanaklardaki imzalardan birinin diğer polis memuruna ait olmadığı ve sahte olduğu yönündeki iddiası bakımından da Daire, hayatın olağan akışı prensibine dayanmıştır. Kesin olarak ancak bir teknik inceleme ve uzmanlık raporu sonucunda ortaya çıkabilecek olan bir imza sahteliğini, davacının sadece belgeye bakarak anlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle davacıya sahte imza sebebiyle herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, isnat edilen disiplin suçunun hukuken sübuta ermediği yönünde karar vererek idare mahkemesinin davanın reddi yolundaki kararı bozmuştur.