Karar Bülteni
AYM Gökben Şahin BN. 2021/39404
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/39404 |
| Karar Tarihi | 11.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Dilekçe hakkı istisnai hâllerde cezalandırılabilir.
- Şikâyet çokluğu tek başına kötü niyet değildir.
- İfade özgürlüğü ile itibar arasında denge kurulmalıdır.
- Şikâyet iddialarının doğruluğu mahkemelerce mutlaka araştırılmalıdır.
Bu karar, vatandaşların kamu kurumlarına, idari mercilere veya kamu hizmeti sunan özel kuruluşlara yaptıkları şikâyet başvurularının, ifade özgürlüğü ve dilekçe hakkı kapsamında ne derece güçlü bir anayasal korumadan yararlandığını göstermesi bakımından büyük ve belirleyici bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bir kişinin aldığı sağlık hizmetinden duyduğu haklı memnuniyetsizliği yetkili denetim mercilerine birden fazla kez iletmesinin, idarece detaylıca incelenmeden tek başına hakkın kötüye kullanılması veya kurum itibarına saldırı olarak nitelendirilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymuştur. Karar, kamu hizmeti sunan kurumların ve idarecilerin, kendilerine yönelik eleştiri ve şikâyetlere karşı sıradan vatandaşlara kıyasla çok daha yüksek bir hoşgörü göstermesi gerektiğini hukuken tescil etmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, şikâyet edilen kurum veya güç sahibi kişilerin şikâyetçiyi susturmak ve sindirmek amacıyla haksız fiil veya kişilik haklarına saldırı iddiasıyla tazminat davası açması pratiğine karşı bu karar güçlü bir emsal niteliği barındırmaktadır. Derece mahkemelerinin, salt şikâyet sayısına veya kurumun duyduğu soyut rahatsızlığa bakarak vatandaşı tazminata mahkûm etmesinin önü bu içtihatla kesilmiştir. Bundan sonraki benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda yerel mahkemeler ve istinaf daireleri, şikâyet dilekçelerindeki ifadelerin yasal sınırları aşıp aşmadığını, iddiaların somut bir temele ve şüpheye dayanıp dayanmadığını ve salt zarar verme kastı taşıyıp taşımadığını derinlemesine incelemek zorundadır. Karar, vatandaşların anayasal hak arama hürriyetini cesaretlendirirken, yargı mercilerine de ifade özgürlüğü ile kurum itibarının korunması arasında çok daha hassas, somut ve adil bir denge kurma ödevi yüklemektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucunun anneannesi, kalp krizi şikâyetiyle Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki özel bir hastanede tedavi altına alınmış ve yaklaşık iki aylık tedavi sonrasında vefat etmiştir. Başvurucu, bu süreçte hastane personelinin kendisine yönelik saygısız üslubu, hastaneden talep ettiği epikriz raporunun verilmemesi ve bilgi alma taleplerinin cevapsız bırakılması gibi nedenlerle Başbakanlık İletişim Merkezine toplam beş kez şikâyet başvurusunda bulunmuştur.
Söz konusu şikâyetler üzerine özel hastane, başvurucunun sırf karalama ve zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini, iyi niyetli olmadığını ve hastanenin ticari itibarının zedelendiğini iddia ederek başvurucu aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Yerel mahkeme davayı reddetmesine rağmen, istinaf mahkemesi beş kez şikâyette bulunulmasını hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirip başvurucuyu tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Uyuşmazlık, bu tazminat kararının ifade özgürlüğünü ve hak arama hürriyetini ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken, temel olarak Anayasa m. 26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve dilekçe hakkı kurallarına dayanmıştır. İfade özgürlüğüne yönelik yargısal müdahalenin yasal dayanağı olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 hükmü, başkalarının şöhret veya haklarının korunması açısından meşru bir amaç taşısa da, somut müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması anayasal bir zorunluluktur.
Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, kişilerin kamu makamlarına seslerini duyurabilmeleri amacına hizmet eden dilekçe hakkı, hak arama özgürlüğünün en temel ve hayati araçlarından biridir. Kişilerin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, idari işleyişteki aksaklıkları denetletme ve haksızlığı giderme yollarından biri olan hak arama özgürlüğünü kullanırken mahkemelerce cezalandırılmaları veya tazminat gibi ağır bir yaptırıma uğramaları ancak oldukça istisnai ve açık ihlal koşullarında mümkündür.
Üçüncü kişilerin şeref ve itibarına hukuka aykırı müdahale, mahkemeler önünde sarf edilen sözlerle olabileceği gibi idari makamlara verilen dilekçelerle de olabilmektedir. Devlet, bireylerin maddi ve manevi varlığının korunmasıyla ilgili pozitif yükümlülükleri çerçevesinde, kurumların şeref ve itibarın korunması hakkı ile vatandaşların iddia ve savunma dokunulmazlığı bağlamında ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı arasında adil bir denge kurmakla yükümlüdür. Bu hassas dengeleme yargı mercilerince yapılırken şu katı kriterler mutlaka göz önünde bulundurulur: İddia ve savunma dokunulmazlığının kullanılmasını haklı gösterecek olgusal emarelerin varlığı, bu hakkın sırf üçüncü kişilere zarar vermek amacıyla kötü niyetle kullanılıp kullanılmadığı, hedef alınan kişi veya kuruma yönelik isnatların taraflar arasındaki uyuşmazlık konusuyla ilgisi ve sarf edilen ifadelerin hedef alınan tarafın ticari veya sosyal yaşamına olan gerçek etkileri. Sağlık hizmeti devletin sağlamakla yükümlü olduğu en önemli kamu hizmetlerinden biri olup özel hastaneler aracılığıyla sunulan sağlık hizmeti yönünden de devletin sıkı bir idari denetim yükümlülüğü bulunduğundan, yurttaşların bu konudaki haklı şikâyetlerini resmî kanallara iletmeleri hukuken en güçlü teminatlar altındadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun Başbakanlık İletişim Merkezine yaptığı çok sayıdaki başvurunun arka planını ve dilekçe içeriklerini detaylı bir şekilde incelemiştir. Başvurucunun şikâyet dilekçelerinden ikisinin vefat eden yakını hakkında bilgi talep ederken hastane personelinin takındığı agresif tavır ve davranışlara, birinin en temel hasta haklarından olan epikriz raporu talebine hiçbir cevap verilmemesine, diğer ikisinin ise idari kurumlardan gelen tatmin edici olmayan cevaplara yönelik olduğu açıkça tespit edilmiştir. Başvurucunun her bir dilekçesinin, aldığı sağlık hizmetinin farklı bir idari boyutuna ilişkin olduğu ve hastaneyi haksız yere zarara uğratma kastından ziyade, yaşadığı acı olayın aydınlatılması ve muhatap bulma arayışına dayalı hak arama amacı taşıdığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde görülmüştür.
İstinaf mahkemesinin, başvurucunun şikâyet hakkını istismar ettiği ve sırf davacı hastaneyi zarara uğratma kastıyla hareket ettiği yönündeki kabulü ciddi bir eksik incelemeye ve hatalı hukuki değerlendirmeye dayanmaktadır. Mahkeme, dilekçelerde ileri sürülen iddia ve isnatların maddi gerçekliğe uyup uymadığına dair hiçbir yargısal araştırma yapmamış, başvurucunun kullandığı ifadelerin ve acılı bir hasta yakını olarak sergilediği üslubun dilekçe hakkının yasal sınırlarını aşıp aşmadığını dahi değerlendirmemiştir. Asli görevi vatandaşların idareye ve kamu hizmetlerine ilişkin şikâyet ve taleplerini toplayıp ilgili kurumlara ileterek bunları çözüme kavuşturmak olan bir resmî sisteme birden fazla kez başvurulması, tek başına ve başkaca somut bir gerekçe sunulmaksızın dilekçe hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez.
Yargı mercilerinin, başvurucunun iddialarının gerçekliğini ve haklılık payını hiç araştırmadan ve kullanılan dilin medeni eleştiri sınırlarında kalıp kalmadığını irdelemeden, salt başvuru sayısının çokluğuna dayanarak ağır bir manevi tazminata hükmetmesi, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil bir denge kurulamadığını kanıtlamaktadır. Mahkemelerin bu tür daraltıcı yaklaşımları, vatandaşların kamu hizmetlerine yönelik meşru şikâyet haklarını kullanmaları üzerinde korkutucu ve caydırıcı bir etki yaratma tehlikesi taşımaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun dilekçe hakkını kötüye kullandığından bahisle aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına ve Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.