Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hacer Çevik | BN. 2021/35464

Karar Bülteni

AYM Hacer Çevik BN. 2021/35464

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/35464
Karar Tarihi 11/12/2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemelerle alacak hakkı tahsil edilemez kılınamaz.
  • Hukuki yolların sonradan işlevsiz bırakılması hakkı ihlal eder.
  • Mülkiyet hakkı korunurken etkili başvuru yolu sunulmalıdır.
  • Dava sürerken yapılan kanun değişikliği mağduriyet yaratamaz.

Bu karar, bireylerin özel hukuk tüzel kişilerine veya kurumlara yatırdıkları paraların iadesi amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama devam ederken yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle fiilen sonuçsuz bırakılmasının anayasal haklara açıkça aykırı olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yasa koyucunun gerçekleştirdiği geriye dönük müdahalelerin, vatandaşların mahkemelere erişim ve hakkını arama hürriyetini anlamsız kılacak seviyeye ulaşmasına izin vermemektedir. Karar, mülkiyet hakkı bağlamında devlete düşen koruma yükümlülüklerini ve etkili başvuru hakkının hayati önemini bir kez daha tescillemektedir. Yargılama sürecinde yasal mekanizmaları işletme imkânından ansızın mahrum bırakılan kişilerin mağduriyetinin yargısal telafi yollarıyla giderilmesi gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir.

Benzer davalarda bu ihlal kararı, özellikle şirketlerden alacak tahsili süreçlerinde araya giren kanuni düzenlemeler nedeniyle davaları reddedilen, durdurulan veya icra takipleri sonuçsuz kalan mağdurlar için son derece güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği öncü kararlara atıf yaparak bu konudaki istikrarlı içtihadını sürdürdüğünü göstermiştir. Uygulamadaki önemi bakımından ilk derece ve istinaf mahkemelerine, sonradan çıkarılan kanun değişikliklerini uygularken bireylerin mahkemeye erişim ve alacağını tahsil etme haklarını özünden zedeleyecek katı ve şekilci yorumlardan kaçınmaları gerektiği, aksi hâlde bu durumun doğrudan ihlal kararlarıyla davanın yeniden görülmek üzere geri dönmesine sebebiyet vereceği mesajı verilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık; başvurucu Hacer Çevik'in, bir şirkete daha önceden yatırmış olduğu paranın tarafına iadesini sağlamak amacıyla ilgili tüzel kişiliğe karşı alacak davası açmasıyla başlamıştır. Başvurucu, alacağını tahsil edebilmek için hukuki yolları usulüne uygun şekilde işletmiş ve hakkını elde etmeyi beklerken, devam eden yargı süreci esnasında yasa koyucu tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur.

Çıkarılan bu yeni düzenleme, başvurucunun alacağının tahsil edilme imkânını hukuken ve fiilen bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Süresinde ve usulüne uygun olarak başlatılan yasal sürecin, sonradan araya giren bir yasa sebebiyle işlevsiz hâle gelmesi başvurucuyu maddi olarak zarara uğratmıştır. Sonuç olarak başvurucu, devletin yaptığı yasal değişiklik ile alacağını tahsil etmesinin engellendiğini, bu durumun mülkiyet hakkını ve mahkemeye erişerek hakkını arama imkânını elinden aldığını belirterek zararının giderilmesi ile hukuki yolların işletilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı çözerken temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin en önemli yapıtaşlarından olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 ile düzenlenen etkili başvuru hakkı kurallarına dayanmıştır.

Mülkiyet hakkı, bireylerin sahip oldukları her türlü malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini ve bu ekonomik değerlerin kamu gücü tarafından haksız yere ellerinden alınmamasını teminat altına alan temel bir haktır. Hukuk sistemimizde alacak hakları ve meşru beklentiler de mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik değerlerden kabul edilmektedir. Bir kişinin sözleşmeye veya yatırıma dayalı alacağını tahsil edememesi, mülkiyet hakkına yapılmış doğrudan bir müdahale anlamı taşır.

Bununla birlikte etkili başvuru hakkı, anayasal düzeyde hakları ihlal edilen kişilerin, yetkili ulusal makamlara serbestçe başvurma ve zararlarının giderilmesini talep etme imkânına sahip olmalarını mutlak surette zorunlu kılar. Doktrinde ve yerleşik içtihat prensiplerinde sıkça vurgulandığı üzere, bireyler haklarını aramak için hukuki yollara başvurduklarında, bu yolların sadece kâğıt üzerinde teorikte var olması yeterli görülmemektedir; söz konusu hukuki yolların pratikte de işlevsel, makul sürede ulaşılabilir ve nihai bir sonuç almaya elverişli olması gerekir.

Yüksek Mahkeme, bu tür uyuşmazlıklarda uygulanacak temel ilkeleri belirlerken yerleşik içtihadını korumuş, kanun koyucunun yaptığı düzenlemelerin devam eden yargısal süreçleri, bireyin hakkına ulaşmasını tamamen engelleyecek ve hakkın özünü zedeleyecek şekilde etkilememesi gerektiğinin altını çizmiştir. Devletin, hak arama hürriyetini ve mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlama yönündeki pozitif yükümlülüğü bu denetimlerin merkezinde yer almaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun iddialarını incelerken öncelikle başvurucunun şirkete yatırdığı bedeli tahsil etmek amacıyla hukuki süreci usulüne uygun ve eksiksiz olarak başlattığını tespit etmiştir. Mahkeme, daha önce karara bağlanan ve olay ile olguları birebir aynı nitelikte olan emsal Turgay Kılıç (B. No: 2020/21022) başvurusunda ortaya konulan ve uygulanan anayasal ilkelerin, Hacer Çevik'in bireysel başvurusu için de aynen geçerli ve uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır.

Somut yargılama dosyasında, başvurucu parasının iadesini almak üzere uygun idari ve hukuki yollara müracaat etmiş olmasına rağmen, yerel mahkemelerdeki yargılama süreci devam ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından uyuşmazlık konusunu doğrudan etkileyen yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Bu kanuni düzenleme, başvurucunun derdest davasında alacağının tahsil edilme fiili imkânını bütünüyle ortadan kaldırmış ve başvurucunun devletin yargı organları nezdinde işlettiği başvuru yolunu pratik bir sonuç vermekten uzaklaştırarak anlamsız hâle getirmiştir.

Anayasa Mahkemesi, bireylerin hak arama özgürlüklerini kullanırken karşılaştıkları bu tür dışsal yasal engellemelerin, demokratik bir hukuk devletinde korunan anayasal güvencelerle hiçbir şekilde bağdaşmadığına dikkat çekmiştir. Yargılama esnasında yürürlüğe giren yasal değişiklik nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından açıkça mahrum bırakılan başvurucunun, mülkiyet hakkının etkin korunması için mutlak sahip olması gereken etkili başvuru hakkının orantısız şekilde sınırlandırıldığı net olarak tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, eldeki somut başvuruda anılan emsal kararlarda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren hukuki veya fiilî hiçbir istisnai durumun bulunmadığına kanaat getirmiştir.

İhlalin telafisi ve giderimi noktasında ise Mahkeme, başvurucunun sadece maddi bir zarara uğradığı tespitiyle yetinmemiş; ihlal kararının ve doğan sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yerel mahkemede yeniden yargılama yapılmasında yüksek hukuki yarar bulunduğuna hükmetmiştir. Yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran yasal sınırlandırmaların doğurduğu nedenleri gidermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararlaştırılmıştır. İhlalin ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının tek başına yeterli ve adil bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi tazminat isteminin ise reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: