Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek Kararı 2021/28430 B.

Anayasa Mahkemesi Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek Kararı 2021/28430 B.

Bu karar, devam eden yargılama süreçlerinde yasama organı tarafından yapılan kanuni değişikliklerin, bireylerin hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakları üzerindeki doğrudan ve geri döndürülemez etkilerini çok net bir biçimde hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin hukuki yollara başvurarak meşru alacaklarını tahsil etmeye çalışmalarına rağmen, dava derdest iken çıkarılan ve geriye yürüyen yeni bir kanuni düzenleme ile bu imkânın ellerinden tamamen alınmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bireylerin yargı yoluna başvurmalarının böylesi bir müdahale ile anlamsız hâle getirilmesi, sadece usuli bir eksiklik veya ihlal değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunmasını sağlayan etkili başvuru hakkının da özünden zedelenmesidir.
search

Anayasa Mahkemesi
Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek Kararı 2021/28430 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/28430
Karar Tarihi 11.12.2024
Taraf Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Yargılama sırasındaki kanun değişikliği hakkı etkisizleştiremez.
Alacağın tahsilinin imkânsızlaşması mülkiyet hakkını zedeler.
Makul süre şikâyetleri öncelikle komisyona yöneltilmelidir.
Etkili başvuru hakkı mülkiyetin korunması için zorunludur.

Bu karar, devam eden yargılama süreçlerinde yasama organı tarafından yapılan kanuni değişikliklerin, bireylerin hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakları üzerindeki doğrudan ve geri döndürülemez etkilerini çok net bir biçimde hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin hukuki yollara başvurarak meşru alacaklarını tahsil etmeye çalışmalarına rağmen, dava derdest iken çıkarılan ve geriye yürüyen yeni bir kanuni düzenleme ile bu imkânın ellerinden tamamen alınmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bireylerin yargı yoluna başvurmalarının böylesi bir müdahale ile anlamsız hâle getirilmesi, sadece usuli bir eksiklik veya ihlal değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunmasını sağlayan etkili başvuru hakkının da özünden zedelenmesidir.

Kararın emsal etkisi, özellikle kamu kurumları veya kanunla kurulan şirketler aleyhine açılan alacak davalarında yasama organının oyunun kurallarını süreç devam ederken değiştirmesine karşı son derece güçlü bir yargısal güvence oluşturmasındadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik "Turgay Kılıç" emsal içtihadının bu kararda da istikrarlı ve tereddütsüz bir şekilde uygulanması, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının normatif çerçevesini ülke genelinde daha da güçlendirmektedir. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerine ilişkin başvurularda yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun zorunlu ve tüketilmesi gereken ilk hukuki adım olduğunu kesin bir dille bir kez daha teyit etmiştir. Bu durum, benzer mahiyetteki makul süre şikâyetleri için katı bir usuli kural getirmekte ve komisyon aşaması geçilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılacak müracaatların istisnasız reddedileceğini göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek, bir şirkete yatırım veya ticari gaye ile yatırdıkları paranın taraflarına iadesini sağlamak maksadıyla hukuki yollara başvurarak alacak davası açmışlardır. Ancak söz konusu alacak davası mahkemeler nezdinde henüz devam ederken, yasama organı tarafından uyuşmazlık konusunu doğrudan etkileyen yeni bir kanuni düzenleme hayata geçirilmiştir. Yapılan bu hukuki düzenleme, başvurucuların açtıkları dava sonucunda haklı bulunsalar dahi şirketten olan meşru alacaklarını tahsil etme imkânını kanun marifetiyle tamamen ortadan kaldırmıştır.

Davalarını ilk derece mahkemelerinde ve bölge adliye mahkemesi nezdinde istinaf aşamasında kararlılıkla sürdüren başvurucular, yasal değişiklik nedeniyle işlettikleri tüm hukuki mekanizmaların fiilen sonuçsuz kaldığını, dolayısıyla adalete erişim ve hak arama çabalarının boşa çıkarıldığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak zorunda kalmışlardır. Başvurucular temel olarak, alacaklarının tahsil edilememesi sebebiyle mülkiyet haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; ayrıca yargılamanın yıllar sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı hukuki bir çerçeveye oturturken öncelikle makul sürede yargılanma hakkına dair usul hukukundaki yeni kuralları, ardından mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına dair evrensel anayasal güvenceleri temel referans noktası olarak almıştır.

Makul sürede yargılanma şikâyetleri yönünden ele alınan güncel hukuki çerçeveye göre; 12.03.2024 tarihinde resmî olarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve aynı Kanun'un Geçici 3. maddesi uyarınca, bu tür iddiaların Anayasa Mahkemesinden önce bizzat Tazminat Komisyonuna iletilmesi yasal bir zorunluluk hâline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, kanunun yürürlük tarihi olan 12.03.2024 itibarıyla derdest olan başvurularda, komisyon yolu tüketilmeden doğrudan yapılan müracaatları bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince usulden incelememektedir.

Uyuşmazlığın esası olan mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden ise hukuki incelemenin temelini Anayasa'nın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın 40. maddesi ile korunan etkili başvuru hakkı oluşturmaktadır. Yerleşik anayasal içtihat prensipleri doğrultusunda, bireylerin mülkiyet haklarına fiilen kavuşabilmek veya yasal bir alacağı tahsil edebilmek için yargı mercilerine başvurmaları hâlinde, bu hukuki başvuru sürecinin sadece kâğıt üzerinde bir haktan ibaret kalmayarak fiilen de sonuç doğuracak etkinlikte olması şarttır. Yargılama süreci mahkemeler önünde devam ederken kanun koyucunun araya girerek davanın esasına etki eden ve alacağın tahsilini hukuken veya fiilen imkânsız hâle getiren bir düzenleme ihdas etmesi, bireyin hukuki mekanizmaları işletme ve hakkına kavuşma yetkisini elinden almaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kurallarına göre bu durum, hukuk devletinin en temel unsuru olan hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerine açık bir aykırılık teşkil etmekte ve devletin mülkiyeti koruma pozitif yükümlülüğünü doğrudan ihlal etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların dile getirdiği iddiaları incelerken iki farklı anayasal hak ihlali iddiasını usul ve esas yönünden ayrı ayrı ele almış ve anayasal kuralları somut olaya titizlikle uyarlamıştır.

İlk olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyet usul yönünden değerlendirilmiştir. Mahkeme, dosyayı incelediği tarih itibarıyla, 12.03.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bu tür iddialar için yasa ile özel olarak oluşturulan Tazminat Komisyonunu işaret etmiştir. Yapılan incelemede, vatandaşlar için ilk bakışta kolayca ulaşılabilir olan ve iddiaları çözüme kavuşturarak yeterli giderim sağlama kapasitesi kanunla teminat altına alınan bu yasal başvuru yolunun başvurucular Halil İbrahim Civelek ve Sevim Civelek tarafından tüketilmediği somut olarak tespit edilmiştir. Bu usuli eksiklik sebebiyle söz konusu şikâyet, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemez bulunmuştur.

İkinci ve uyuşmazlığın esasını oluşturan mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali iddiasında ise Mahkeme, konuya ilişkin emsal niteliğindeki Ahmet Kartalkuş ve özellikle Turgay Kılıç kararlarına atıfta bulunarak somut olayı mercek altına almıştır. Başvurucuların yatırdıkları paranın iadesini sağlamak üzere kanunlara ve usule uygun bir şekilde yargı yoluna başvurdukları, davalarını usulünce takip ettikleri sabittir. Ancak başvurucuların tam da bu hukuki yolları aktif olarak işlettikleri sırada gerçekleştirilen yeni bir kanuni düzenleme ile dava konusu alacağın tahsil imkânı fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu spesifik durumun başvurucuları meşru hukuki mekanizmaları kullanma imkânından tamamen mahrum bıraktığını ve yargı yoluna gitmenin getirdiği hak arama hürriyetlerini içi boşaltarak etkisizleştirdiğini açıkça tespit etmiştir.

Somut başvurunun incelenmesinde, belirtilen bu emsal yargı kararlarında açıklanan hukuki ilkelerden ve ulaşılan hakkaniyetli sonuçtan ayrılmayı gerektiren herhangi bir istisnai veya haklı durum bulunmadığı karara bağlanmıştır. Mahkeme, tespit edilen bu anayasal ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve mağduriyetin giderilebilmesi adına, dosyanın ilk derece ve istinaf mahkemelerine gönderilerek yeniden yargılama yapılmasında üstün bir hukuki yarar görmüştür. Bununla birlikte, yeniden yargılama kurumunun fiilen işletilmesinin ihlalin sonuçlarını tek başına gidermekte yeterli ve etkili bir hukuki araç olacağı anlaşıldığından, başvurucuların ayrıca talep ettikleri maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi ile başvuruyu kabul etmiştir.

Dava devam ederken kanun değişti, alacağımı alamıyorum. Bu yasal mı? expand_more
Hayır, bu durum Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, siz hakkınızı aramak için dava açmışken kanun koyucunun araya girerek alacağınızın tahsilini fiilen imkânsız hâle getirmesi, mülkiyet hakkınızı ve etkili başvuru hakkınızı ihlal eder. Devletin mülkiyeti koruma yükümlülüğü gereği, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri bu şekilde zedelenemez.
Meclis yeni kanun çıkarıp devam eden davamı boşa çıkarabilir mi? expand_more
Yasama organı, süreci devam eden davalarda oyunun kurallarını aleyhinize ve geriye dönük olarak değiştiremez. Anayasa Mahkemesi, yargı yoluna başvurulmasını anlamsız kılan ve hakkın fiilen elde edilmesini engelleyen bu tür müdahaleleri hak arama hürriyetinin özüne aykırı bulmaktadır. Bireylerin yargı yoluna başvurmalarının kanuni bir düzenlemeyle boşa çıkarılması, mülkiyetin korunmasını sağlayan etkili başvuru hakkının açık bir ihlalidir.
Davam çok uzun sürdü, doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne gidebilir miyim? expand_more
Hayır, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle artık doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvuramazsınız. 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler uyarınca, makul sürede yargılanma şikâyetleriniz için öncelikle özel olarak kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunlu hale getirilmiştir. Komisyon yolu tüketilmeden doğrudan yapılan müracaatlar Mahkeme tarafından istisnasız olarak reddedilmektedir.
Mahkeme haklı bulduğunda paramı hemen öder mi, süreç nasıl işler? expand_more
Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkınızla bağlantılı etkili başvuru hakkınızın ihlal edildiğine karar verdiğinde, mağduriyetinizin hukuken giderilmesi için dosyanızı yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece veya istinaf mahkemelerine gönderir. Yeniden yargılama kurumunun işletilmesi, ihlalin sonuçlarını tek başına gidermekte yeterli ve etkili bir araç olarak görüldüğünden, Mahkeme ayrıca talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerini genellikle reddetmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir