Karar Bülteni
AYM 2022/31554 BN.
Anayasa Mahkemesi | Halit Büyük | 2022/31554 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2022/31554 |
| Karar Tarihi | 11.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İzinsiz afiş asmaya verilen ceza gerekçelendirilmelidir.
- Salt izinsizlik cezalandırma için yeterli değildir.
- Görüntü kirliliği oluştuğu somut olarak tespit edilmelidir.
- Sendikal faaliyetler kapsamında ifade özgürlüğü korunmalıdır.
Bu karar hukuken, sendikal faaliyetler kapsamında barışçıl amaçlarla gerçekleştirilen ifade ve düşünce açıklamalarının, şekli kural ihlalleri gerekçe gösterilerek cezalandırılamayacağı anlamına gelmektedir. Kabahatler Kanunu kapsamında yer alan izinsiz afiş asma eyleminin salt izin alınmadığı gerekçesiyle idari para cezasına konu edilmesi, eylemin temel hak ve özgürlükler boyutu göz ardı edildiğinde hukuka aykırı hâle gelmektedir. Mahkemenin kararı, idari makamların ve derece mahkemelerinin kamu düzeni veya görüntü kirliliği gibi gerekçelere dayanırken bunları somut olgularla temellendirmek zorunda olduğunu kesin bir dille ortaya koymaktadır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların barışçıl protesto veya bilgilendirme amaçlı eylemlerinde keyfî idari para cezalarına karşı güçlü bir koruma kalkanı sağlamasıdır. Uygulamadaki önemi ise kolluk kuvvetleri ve idari mercilerin, afiş asma gibi eylemlere müdahale ederken eylemin ifade özgürlüğü veya sendikal haklar kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirme mecburiyetinin doğmasıdır. Bu durum, idari para cezalarının temel hakların kullanımında caydırıcı bir baskı aracı olarak kullanılmasının önüne geçerek demokratik toplum düzeninin standartlarını pekiştirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, PTT-Sen (Posta Telefon ve Telekomünikasyon İşçileri Sendikası) genel başkanı olan başvurucu Halit Büyük ile emniyet birimleri ve yargı mercileri arasında yaşanmıştır. Başvurucu ve beraberindeki sendika üyeleri, 8 Mart 2021 tarihinde İzmir'in Bayraklı ilçesindeki PTT binasının bahçe duvarına ve demir korkuluklarına sendika logolarını taşıyan "Sendikal hakların engellenmesi suçtur." ibareli bir afiş asmıştır.
Olay yerine gelen emniyet görevlileri, afiş asmak için yetkili makamlardan izin alınmadığı gerekçesiyle söz konusu afişin toplanmasını istemiş, bu talebin yerine getirilmemesi üzerine başvurucu hakkında Kabahatler Kanunu kapsamında 1.000 TL idari para cezası kesilmiştir. Başvurucu, eyleminin bir sendikal faaliyet ile ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek para cezasına itiraz etmiş, ancak sulh ceza hâkimliği idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu itirazı kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, sendika hakkının ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kuralların başında idari yaptırıma dayanak teşkil eden 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.42 gelmektedir. İlgili kanun maddesi, meydanlara, parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait duvar veya alanlara yetkili makamlardan açık ve yazılı izin alınmaksızın bez, kâğıt ve benzeri afiş veya ilan asılmasını kabahat olarak tanımlamakta ve idari para cezası öngörmektedir. Düzenlemenin yasa koyucu tarafından ihdas edilmesindeki asıl meşru amaç, kamuya açık alanlarda oluşabilecek görüntü kirliliğinin engellenmesi ve sağlıklı bir çevre düzeninin korunmasıdır.
Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, söz konusu idari kuralların uygulanması sırasında Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı ve Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü gibi temel hakların göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bağlamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik müdahaleler, sadece şeklî usul kurallarının ihlali gerekçe gösterilerek meşrulaştırılamaz. Müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşulunu sağlaması, yani zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması şarttır.
Doktrin tanımları ve yerleşik mahkeme kararları ışığında, afiş asma yoluyla yapılan düşünce açıklamalarının anayasal güvencelerden yararlanması, afiş asmanın bazı ön biçim koşullarına bağlanmasına engel teşkil etmese de, yaptırım uygulanması için tek başına izin koşulunun ihlal edilmiş olması yeterli görülmemektedir. Hukuk kuralları uygulanırken kamu düzeninin gerçekten bozulup bozulmadığı, fiilî bir çevre veya görüntü kirliliğine sebebiyet verilip verilmediği hususlarının idari merciler ve yargı makamları tarafından mutlaka somut şekilde değerlendirilmesi zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi somut olayı incelediğinde, başvurucunun eyleminin basit bir izinsiz afiş asma kabahatinden ziyade, mensubu olduğu sendikanın logosunu taşıyan ve sendikal haklara dikkat çeken bir pankart aracılığıyla barışçıl düşünce açıklaması kapsamında gerçekleştirildiğini tespit etmiştir. Emniyet güçleri tarafından düzenlenen idari yaptırım tutanağı, herhangi bir görüntü kirliliğine veya kamu düzeni ihlaline atıf yapmaksızın yalnızca eylemin izinsiz gerçekleştirildiği gerekçesine dayanmaktadır. Ayrıca, afişte yer alan ifadeler nedeniyle başvurucu hakkında kamu makamlarınca başlatılmış herhangi bir adli soruşturma da bulunmamaktadır.
Başvurucunun söz konusu idari para cezasına karşı yaptığı itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliğinin yaklaşımı da mahkemece değerlendirilmiştir. İtiraz merciinin, afişin asılma bağlamını, sendikal faaliyet boyutunu ve gerçekte kamu düzenini bozup bozmadığını tartışmadığı; başkaca hiçbir incelemeye yer vermeksizin sadece şeklî bir izin kuralına uyulmadığı gerekçesiyle ret kararı verdiği saptanmıştır. Oysaki yaptırıma dayanak olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.42 düzenlemesi, çevrenin ve kamusal alanların görüntü kirliliğinden korunması maksadıyla ihdas edilmiştir. Somut olayda ise idarenin ve itirazı inceleyen mahkemenin, söz konusu sendika afişinin herhangi bir görüntü kirliliğine, çevre sorununa veya toplumsal düzensizliğe sebebiyet verdiğine dair hiçbir tespiti veya hukuki değerlendirmesi mevcut değildir.
Demokratik bir toplumda, barışçıl bir düşünce açıklaması olarak nitelendirilen bu tür sendikal eylemlere yönelik salt şeklî izin şartının yerine getirilmemesi nedeniyle yaptırım uygulanması, zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık gelmemektedir. İdari ve yargısal makamlarca tatmin edici, ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmadan uygulanan bu cezanın ölçüsüz olduğu ve anayasal hakların kullanımında caydırıcı bir etki yarattığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuya barışçıl nitelikteki sendikal afiş asma eylemi nedeniyle idari para cezası verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığını belirterek Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.