Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Zekeriya Pişmiş Kararı 2022/29235 B.

Anayasa Mahkemesi Zekeriya Pişmiş Kararı 2022/29235 B.

Bu karar, idari yargıda tam yargı davası açan vatandaşların, dava açıldığı tarihte öngörülemeyen ve sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemeler nedeniyle ağır vekâlet ücretleri altında ezilmesini engellemesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Karar, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının, yalnızca şeklen dava açabilmeyi değil, dava sürecinde kişileri hak aramaktan caydıracak orantısız mali külfetlerden korunmayı da kapsadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle mülga askerî idari yargı sisteminde ıslah müessesesinin bulunmaması nedeniyle mecburen yüksek tutulan taleplerin reddedilmesi üzerine uygulanan nispi vekâlet ücreti, hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Zekeriya Pişmiş Kararı 2022/29235 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/29235
Karar Tarihi 14.01.2026
Taraf Zekeriya Pişmiş
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Dava masrafları mahkemeye erişimi engellememelidir.
Sonradan yürürlüğe giren vekâlet ücreti öngörülemezdir.
Islah imkânının yokluğu aleyhe yorumlanamaz.
Vekâlet ücreti orantılılık ilkesine uygun olmalıdır.

Bu karar, idari yargıda tam yargı davası açan vatandaşların, dava açıldığı tarihte öngörülemeyen ve sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemeler nedeniyle ağır vekâlet ücretleri altında ezilmesini engellemesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Karar, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının, yalnızca şeklen dava açabilmeyi değil, dava sürecinde kişileri hak aramaktan caydıracak orantısız mali külfetlerden korunmayı da kapsadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle mülga askerî idari yargı sisteminde ıslah müessesesinin bulunmaması nedeniyle mecburen yüksek tutulan taleplerin reddedilmesi üzerine uygulanan nispi vekâlet ücreti, hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Emsal etkisi açısından bu karar, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilirken davanın açıldığı tarihteki usul kurallarının, vatandaşın ıslah hakkının bulunup bulunmadığının ve vekâlet ücreti düzenlemesinin öngörülebilirliğinin mahkemelerce mutlaka dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Uygulamadaki önemi ise kamu kurumlarının taraf olduğu davalarda, vatandaşların adil yargılanma hakkının güvence altına alınması ve idarenin haksız zenginleşmesinin önüne geçilmesidir. Mahkemelerin, kanuni düzenlemeleri uygularken temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan, ölçülülük ilkesini zedeleyen katı yorumlardan kaçınması gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Zekeriya Pişmiş, askerlik görevini yaparken geçirdiği kaza sonucu yaralanarak askerliğe elverişsiz hâle gelmiştir. Bu sebeple Millî Savunma Bakanlığına karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Dava açtığı dönemde tazminat miktarını sonradan artırma (ıslah) imkânı bulunmadığından, olası hak kayıplarını önlemek için talebini mecburen yüksek tutmuştur.

Mahkeme, tazminat talebinin bir kısmını kabul etmiş ancak reddedilen kısım için, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren bir kanun hükmünde kararnameye dayanarak davalı idare lehine yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmetmiştir. Kazandığı tazminatın büyük bir kısmı vekâlet ücreti olarak kesilen başvurucu, bu kesintinin iadesi için yargılamanın yenilenmesini talep etmiş, bu talebi de reddedilince mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen mahkemeye erişim hakkını ve adil yargılanma prensiplerini temel almıştır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Bu hakka yönelik sınırlamaların, hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması gerekir.

Yargılamalarda başarı oranına göre mahkeme masraflarına ve vekâlet ücretine hükmedilmesi kural olarak meşru bir amaca hizmet eder. Gereksiz başvuruların önlenerek mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmemesi için başvuruculara 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gibi düzenlemelerle belli yükümlülükler öngörülebilir. Ancak bu yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe veya aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Somut olayda, başvurucunun tam yargı davasını açtığı tarihte yürürlükte olan 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu kapsamında dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesi mümkün değildi. Maddi tazminat alacağının miktarı ancak bilirkişi incelemesinden sonra anlaşılabileceğinden, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların taleplerini yüksek tutmaktan başka seçeneği bulunmamaktaydı. Bu durum karşısında, davacının sonradan yürürlüğe giren bir mevzuatla öngörülemeyen ağır bir mali külfet altına sokulması, yargılamanın temel kurallarının adil dengeyi bozacak şekilde uygulandığını göstermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını mahkemeye erişim hakkı bağlamında detaylı bir şekilde incelemiştir. Başvurucunun maddi durumunun elverişsiz olması nedeniyle yargılama sürecinde lehine adli yardım kararı verildiği dikkate alınmıştır. Başvurucu, dava açıldığı tarihte ıslah imkânının bulunmaması sebebiyle herhangi bir hak kaybına uğramamak adına tazminat talebini mecburen yüksek tutmuştur.

Dava devam ederken yürürlüğe giren 659 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca, reddedilen miktar üzerinden davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu, hak kazandığı yaklaşık 40 bin TL tutarındaki tazminatın 17.385 TL'sini vekâlet ücreti olarak idareye geri ödemek zorunda bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi, dava devam ederken başvurucunun aleyhine yapılan bu yasal değişikliğin, başvurucu tarafından önceden öngörülmesinin beklenemeyeceğini vurgulamıştır.

Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde, başvurucunun hak kazandığı tazminatın neredeyse yarısını sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme sebebiyle vekâlet ücreti adı altında idareye iade etmek zorunda kalması, açılan tazminat davasını başvurucu açısından büyük ölçüde anlamsız hâle getirmiştir. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi kamu yararı taşısa da, başvurucunun dava açarken karşılaştığı ıslah yasağı belirsizliği ve karşılaştığı öngörülemez mali külfet, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine ve başvurucunun tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

Davada tazminatı yüksek yazdım diye devlete avukatlık ücreti mi ödeyeceğim? expand_more
Askeri idari yargıda dava açtığınız dönemde talebi sonradan artırma (ıslah) hakkınız bulunmuyorsa, hak kaybı yaşamamak için mecburen yüksek meblağlar talep etmiş olmanız anlaşılabilirdir. Anayasa Mahkemesi, bu zorunluluk nedeniyle reddedilen miktar üzerinden idare lehine yüksek vekâlet ücreti çıkarılmasını mahkemeye erişim hakkının ihlali saymıştır.
Dava sürerken çıkan kanunla benden karşı tarafın avukat parasını isteyebilirler mi? expand_more
Dava açtığınız tarihte öngörülemeyen ve sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle aleyhinize ağır bir vekâlet ücreti yükletilmesi adil yargılanma hakkına aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, sonradan yürürlüğe giren bu tür mevzuat değişikliklerinin vatandaşı hak aramaktan caydıracak orantısız bir mali külfet altına sokamayacağına hükmetmiştir.
Kazandığım tazminatın yarısı karşı tarafın avukatına gider mi, bu adil mi? expand_more
Hayır, bu durum hukuken ölçülü ve adil kabul edilmemektedir. Anayasa Mahkemesi emsal kararında, hak kazanılan tazminatın neredeyse yarısının vekâlet ücreti adı altında idareye iade edilmek zorunda bırakılmasının, açılan davayı vatandaş açısından anlamsız hâle getirdiğini belirtmiştir. Bu ölçüsüz müdahale sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Eskiden dava değerini artıramıyorduk, bunun için ceza gibi masraf ödemek şart mı? expand_more
İdari yargı sisteminde ıslah müessesesinin bulunmaması nedeniyle mecburen yüksek tutulan taleplerin reddedilmesi üzerine uygulanan nispi vekâlet ücreti hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahaledir. Anayasa Mahkemesi, ıslah imkânının yokluğunun vatandaş aleyhine yorumlanamayacağını ve mahkemelerin vatandaşları öngörülemez mali külfetlerden koruması gerektiğini vurgulamıştır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir