Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/5154 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/5154 BN.

Anayasa Mahkemesi | A. M. K. | 2021/5154 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/5154
Karar Tarihi 14.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargı kararları idarece derhal uygulanmalıdır.
  • İptal kararlarının geciktirilmesi hak ihlalidir.
  • İdare kararın kesinleşmesini bekleyemez.
  • Gecikmeli idari işlemler hakkın özünü zedeler.
  • Evlenme hakkı makul sürede güvence altına alınmalıdır.

Bu karar, idari yargı mercileri tarafından verilen iptal kararlarının idare tarafından zamanında ve tam olarak yerine getirilmemesinin, temel hak ve özgürlükler üzerindeki doğrudan etkisini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin yargı kararlarına uyma ve bu kararların gereğini yasal süreler içinde resen yerine getirme yükümlülüğünün demokratik hukuk devleti olmanın anayasal bir zorunluluğu olduğunu bir kez daha güçlü biçimde hatırlatmıştır. Karar, iptal davalarında idarenin gecikmeksizin eylem ve işlem tesis etme mecburiyetinin sadece şekli bir idari kural olmadığını, bilakis kişilerin özel ve aile hayatını doğrudan şekillendiren temel bir güvence mekanizması olduğunu somut bir şekilde göstermektedir.

Benzer idari uyuşmazlıklar açısından bu kararın en önemli emsal etkisi, bir yargı kararının makul olmayan bir şekilde geç uygulanmasının tek başına bağımsız bir hak ihlali sebebi olarak kabul edilmesidir. İdarenin, mahkeme kararını fiilen uygulamak için kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesini bekleme pratiği hukuka aykırı bulunmuştur. Özellikle evlenme ve aile kurma hakkı gibi kişinin özel hayatını, onurunu ve geleceğini çok yakından ilgilendiren hassas konularda, yargı kararlarının otuz günlük yasal süre içinde uygulanmaması durumunda, bireylerin haksız yere katlanmak zorunda kaldığı manevi zararların devlet tarafından tazmin edilmesi gerektiği net bir şekilde içtihat hâline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Dışişleri Bakanlığında üçüncü kâtip olarak görev yapan nişanlısı ile evlenmek istemiştir. İlgili mevzuat gereği Dışişleri Bakanlığı personeli evlenmeden önce kendi kurumundan izin almak zorunda olduğundan, başvurucunun nişanlısı evlenme izni verilmesi için idareye başvurmuştur. Ancak yapılan güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanmadığı gerekçesiyle idare tarafından şifahi olarak evlenme izni verilmemiştir. Başvurucu, bu idari işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açmış ve mahkeme, başvurucunun terör örgütü ile irtibatını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı gerekçesiyle evlenme izni verilmemesi işlemini hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararına rağmen idare, kararın gereğini yasal süresi içinde yerine getirmemiş ve evlilik iznini vermemiştir. Başvurucu, idarenin mahkeme kararını zamanında uygulamaması nedeniyle uzun süre nişanlısından ayrı kaldığını, aile kuramadığını ve böylece evlenme hakkının açıkça ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Anayasa m. 20 (özel hayata ve aile hayatına saygı) ve Anayasa m. 41 (ailenin korunması) hükümlerini temel hukuki dayanak olarak ele almıştır. Her ne kadar Anayasa metninde doğrudan evlenme hakkına dair spesifik bir lafız bulunmasa da, Yüksek Mahkeme bu iki maddenin birlikte değerlendirilmesiyle evlenme ve aile kurma hakkının anayasal güvence altına alındığını istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir. Evlenme hakkı, bireylerin kanunlara uygun şekilde evlenebilmeleri için idarenin gerekli kolaylıkları sağlamasını ve bu yasal süreci aşırı zorlaştıran prosedürel uygulamalardan kaçınmasını zorunlu kılmaktadır.

Kararın odak noktasını oluşturan yargı kararlarının idare açısından bağlayıcılığı ilkesi ise, Anayasa m. 138 hükmüne dayanmaktadır. Bu maddenin dördüncü fıkrası uyarınca yasama, yürütme ve idare organları, mahkeme kararlarına gecikmeksizin uymak zorundadır; idare bu kararları hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini engelleyemez veya geciktiremez. İdarenin bu mutlak yükümlülüğü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 28 ile somutlaştırılarak takvime bağlanmıştır. Anılan maddeye göre idare, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur ve bu yasal süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez.

Olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m. 20 uyarınca bakanlık mensuplarının evlenmeden önce güvenlik gerekçesiyle kurumdan izin almaları yasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Ancak idare mahkemesinin iptal kararı sonrası, hukuka aykırı bulunan bu izin vermeme işleminin sonuçlarının idare tarafından resen ve derhal ortadan kaldırılması yasal bir mecburiyettir. İdarenin, iptal kararlarını uygulamak için kararın istinaftan geçerek kesinleşmesini beklemesi hukuken korunamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda idarenin evlenme izni verilmemesi işlemine karşı açılan davada verilen iptal kararının uygulanma sürecini titizlikle incelemiştir. İdare mahkemesi, 23/1/2020 tarihinde başvurucu hakkındaki evlenme izni verilmemesi yönündeki idari işlemi hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Kanun gereği idarenin, bu kararın tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde iptal kararının gereğini yerine getirmesi ve başvurucunun nişanlısına evlenme izni yönünde yeni bir işlem tesis etmesi gerekmektedir. Ancak ilgili kamu kurumu, kararın gereğini resen ve yasal süresi içinde yerine getirmemiş; başvurucu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER), Kamu Denetçiliği Kurumuna ve Cumhuriyet Başsavcılıklarına art arda başvurarak hukuki yolları zorlamak ve idareyi harekete geçirmek zorunda bırakılmıştır.

İdare, ancak bölge idare mahkemesinin istinaf talebini reddetmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine, 14/4/2021 tarihinde, yani iptal kararından yaklaşık 1 yıl 2 ay 21 gün gibi çok uzun bir süre sonra, başvurucunun nişanlısının yeniden başvuru yapması neticesinde işlem tesis edilmesinde sakınca bulunmadığını bildirmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin mahkeme kararını uygulamak için kararın kesinleşmesini beklemesinin hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve idare mahkemesi kararlarının verildiği andan itibaren idare için bağlayıcı olduğunu vurgulamıştır.

İptal kararının idare tarafından yasal süresi içinde derhal uygulanmaması ve bu gecikme için herhangi bir meşru gerekçe, fiziki veya hukuki engel gösterilememesi, başvurucunun özel ve aile hayatını düzenleyebilmesini, evlenme hakkını kullanabilmesini doğrudan ve ağır bir şekilde sekteye uğratmıştır. Kamu otoritelerinin üzerine düşen özen yükümlülüğünü göstermeyerek yargı kararını bir yılı aşkın süre sürüncemede bırakması, başvurucunun makul sürede aile kurma imkânını fiilen ortadan kaldırmış ve ağır mağduriyete yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idarenin mahkeme kararını süresinde uygulamayarak evlilik sürecini geciktirmesi nedeniyle Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde güvence altına alınan evlenme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: