Anasayfa Karar Bülteni AYM | Kaan Yalçın | BN. 2021/65631

Karar Bülteni

AYM Kaan Yalçın BN. 2021/65631

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/65631
Karar Tarihi 17.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dava açma süreleri hukuki belirlilik için elzemdir.
  • Islah hakkı zamanaşımı şartıyla sınırlandırılabilir.
  • Zamanaşımının katı yorumu mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.
  • Görevsizlik sürecinde geçen zaman başvurucuya yüklenemez.

Bu karar, bir uyuşmazlıkta alacak miktarının bilirkişi incelemesiyle sonradan belirli hâle geldiği durumlarda ıslah dilekçesiyle artırılan kısma uygulanan zamanaşımı kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, davanın açıldığı mahkemenin görevsizlik kararı vermesi ve uyuşmazlığın nihai olarak görevli mahkemeye intikal etmesine kadar geçen sürede yaşanan ciddi gecikmelerin başvurucunun kusurundan kaynaklanmadığını vurgulamaktadır. Görev uyuşmazlığı nedeniyle uzayan yargılama sürecinde zamanaşımı sürelerinin aşırı katı ve şekilci bir yaklaşımla yorumlanarak ıslah ile artırılan alacağın reddedilmesi, kişinin yargı mercileri önünde hakkını aramasını aşırı derecede zorlaştıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalarda emsal niteliğinde olan bu karar, özellikle ayıplı hizmetten kaynaklanan belirsiz alacak ve tazminat taleplerinde yargı organlarına önemli bir uyarı niteliğindedir. Mahkemelerin, kanunda öngörülen dava açma ve ıslah sürelerini uygularken usul ekonomisi ve hak arama hürriyeti arasında adil bir denge kurmaları gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Zamanaşımı kurallarının, vatandaşların adalete erişimini imkânsız kılacak derecede katı bir şekilde tatbik edilmesi, hukuki güvenlik ilkesini sağlamak yerine ihlal doğuran orantısız bir müdahaleye dönüşebilecektir. Bu yönüyle karar, usul kurallarının hak arama özgürlüğünü bertaraf edecek ölçüde dar yorumlanmaması gerektiği prensibini perçinlemiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Kaan Yalçın, bir havacılık işletmesi ile pilot adayı uçuş eğitimi sözleşmesi imzalamıştır. Kurumun, kararlaştırılan süre zarfında eğitimi tamamlamaması ve eksik ifada bulunması üzerine başvurucu, sözleşmenin ayıplı ifa edildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Başlangıçta fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak belirli bir miktar üzerinden açtığı davada, yetki ve görev itirazları sebebiyle görevsizlik kararları verilmiş ve dosya mahkemeler arasında uzun süre gidip gelmiştir.

Görevli tüketici mahkemesinin nihayet belirlenmesinin ardından alınan bilirkişi raporuyla alacak miktarı netleşince başvurucu davasını ıslah ederek talep miktarını artırmıştır. Ne var ki mahkeme, ıslah ile artırılan kısım yönünden mevzuattaki zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, uzayan yargılama ve görevsizlik süreçleri sebebiyle kendi kusuru olmaksızın alacağının zamanaşımına uğratıldığını ve hak arama özgürlüğünün engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve ilgili tüketici mevzuatı kuralları temel alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere, kişilerin yargı mercileri önünde iddiada bulunma ve savunma yapma hakkı, hak arama özgürlüğünün en temel unsurudur. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açmak veya kanun yollarına başvurmak için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Ancak usul kuralları uygulanırken mahkemelerin yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları esastır.

Somut olayın dayandığı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.4/A hükmü uyarınca, daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık, ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.

Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun olması; müdahalenin elverişli, gerekli ve bireyin hakkı ile ulaşılmak istenen kamusal amaç arasında makul bir denge gözetilerek orantılı olmasına bağlıdır. Zamanaşımı def'inin incelenmesinde görevsiz mahkemede geçen sürelerin ve usul gecikmelerinin vatandaş aleyhine katı yorumlanması, orantısız bir külfet teşkil edebilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun ıslah dilekçesiyle artırdığı alacak miktarının zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale teşkil edip etmediğini incelemiştir.

İnceleme sonucunda, başvurucunun dava tarihi itibarıyla ayıba dayalı indirim bedeli ve kazanç kaybı nedeniyle uğradığı zararı tam olarak tespit edebilmesinin mümkün olmadığı, bu tutarın ancak görevli mahkeme belirlendikten çok sonra alınabilen bilirkişi raporuyla saptanabildiği vurgulanmıştır. Yargılama sürecinde görevli mahkemenin tespiti yaklaşık iki yıl sekiz ay sürmüş, uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve bilirkişi raporunun alınması tarafların dahli olmayan görev uyuşmazlıkları sebebiyle ciddi şekilde gecikmiştir.

Anayasa Mahkemesi, ilk bilirkişi raporunun alındığı tarih itibarıyla tüketici mevzuatında yer alan iki ve üç yıllık zamanaşımı sürelerinin hâlihazırda geçmiş olduğunu tespit etmiştir. Görevli mahkemenin tespiti sürecinde yaşanan bu usul gecikmelerinde başvurucuya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmamasına rağmen, uzayan sürenin zamanaşımı hesabı bağlamında katı bir şekilde başvurucu aleyhine yorumlanması hak arama hürriyetini sekteye uğratmıştır.

Yargılamadaki gecikmeler nedeniyle bilirkişi raporunun geç alınması ve başvurucunun kusurunun olmamasına karşın ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi, kişiyi alacağının tamamını talep edebilme imkânından bütünüyle mahrum bırakmıştır. Anayasa Mahkemesi, zamanaşımı süresinin bu şekilde şekilci ve katı uygulanmasının başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir külfet yarattığı, müdahalenin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı kanaatine varmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: