Anasayfa Karar Bülteni AYM | İsmail Kurt | BN. 2021/48824

Karar Bülteni

AYM İsmail Kurt BN. 2021/48824

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/48824
Karar Tarihi 17.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık sorgulama hakkı adil yargılanmanın gereğidir.
  • Belirleyici tanık beyanı duruşmada tartışılmalıdır.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek delil olamaz.
  • Sanığa karşı dengeleyici usul güvenceleri sağlanmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, ceza yargılamalarında yüz yüzelik ilkesinin ve savunma hakkının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu hukuken bir kez daha tescil etmektedir. Adil yargılanma hakkının temel bir bileşeni olan tanık sorgulama hakkı, sanığın aleyhine ifade veren kişileri mahkeme huzurunda veya teknolojik imkânlar vasıtasıyla doğrudan sorgulayabilmesini güvence altına almaktadır. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanlarına dayandırılması, adil yargılanma hakkının özüne yönelik ağır bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Kararda, bir tanığın duruşmada dinlenmemesi için geçerli ve makul bir neden gösterilmesinin zorunlu olduğu, aksi takdirde yargılamanın hakkaniyetinin zedeleneceği açıkça vurgulanmaktadır.

Bununla birlikte kararın, uygulamadaki ceza davaları ve bilhassa terör yargılamaları açısından ciddi bir emsal etkisi bulunmaktadır. Yüksek Mahkeme, yalnızca mahkûmiyet hükmünün kurulmasında değil, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde de sorgulanmamış tanık beyanının belirleyici delil olamayacağına hükmetmiştir. Bu yaklaşım, alt derece mahkemelerine tanıkların istinabe yoluyla dinlenmesi veya yalnızca soruşturma aşamasındaki ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesi pratiğinden uzaklaşmaları gerektiğini emretmektedir. Gerekçeli kararlarda tanığın neden bizzat dinlenmediğinin açıklanması ve savunma tarafına yeterli dengeleyici güvencelerin sağlanması, hukuka uygun bir yargılamanın mutlak şartı olarak içtihatlar arasındaki yerini pekiştirmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, eski bir hâkim olup Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmıştır. Yargılama sürecinde, mahkûmiyet kararına ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine belirleyici ölçüde etki eden bazı tanıkların ifadeleri, istinabe yoluyla alınmış veya sadece soruşturma aşamasındaki beyanları duruşmada okunmakla yetinilmiştir. Başvurucu, aleyhinde ifade veren bu tanıkların duruşmada bizzat hazır edilmemesi veya teknolojik vasıtalarla kendisine soru sorma hakkı tanınmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. İtirazlarının kanun yollarında da dikkate alınmaması üzerine başvurucu, aleyhine ifade veren tanıkları sorgulama imkânından mahrum bırakıldığını belirterek tanık sorgulama hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, ceza muhakemesinde savunma haklarının etkin bir şekilde kullanılmasını gerektirir. Bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkı, sanığın aleyhine olan tanıklara soru yöneltebilmesini, onlarla yüzleşebilmesini ve beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olmasını teminat altına alır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, duruşma haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kullanılmasının yargılamanın adilliğine zarar verip vermediği üç aşamalı bir test ile değerlendirilir. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığına bakılır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı incelenir. Belirleyici delil kavramı, sadece mahkûmiyet kararını değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesini sağlayan delilleri de kapsar. Üçüncü aşamada ise, eğer tanık beyanı belirleyici nitelikteyse, savunma tarafının maruz kaldığı bu kısıtlamayı telafi edecek yeterli karşı dengeleyici usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı denetlenir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi zorunludur. Yargı çevresi dışındaki tanıkların dinlenmesinde ise sanığın onlara soru sormasına imkân tanıyacak şekilde teknolojik vasıtaların (örneğin SEGBİS) kullanılması telafi edici bir güvence olarak kabul edilmektedir. Bu kurallara uyulmaksızın, salt evrak üzerinden okunan ifadelere dayanılarak karar verilmesi, hukuki güvenlik ve silahların eşitliği ilkelerini zedeler.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesinde ByLock kullanım iddiaları, ele geçirilen dijital materyaller, sahte kimlikle yakalanma şekli ve tanık beyanları delil olarak kullanılmıştır. Mahkeme, aleyhe beyanda bulunan bazı tanıkları istinabe yoluyla veya soruşturma dosyasındaki ifadelerini okumak suretiyle dinlemiş, başvurucuya ve müdafiine bu tanıkları doğrudan sorgulama veya SEGBİS vasıtasıyla soru yöneltme imkânı tanımamıştır.

Yargılama dosyasında, tanıkların mahkeme huzuruna getirilmemesi veya görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle dinlenmemesi hususunda geçerli ve makul bir neden ortaya konulmamıştır. Üstelik başvurucunun terör örgütü içindeki konumu, örgüt içi faaliyetleri ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi süreçlerinde, duruşmada sorgulanamayan bu tanıkların beyanlarının belirleyici ölçüde hükme esas alındığı anlaşılmıştır.

Başvurucuya tanıkların ifadelerindeki çelişkileri ortaya çıkarma, tepkilerini ölçme ve güvenilirliklerini mahkeme heyeti önünde test etme fırsatı verilmemiştir. Sadece tanık beyanlarının duruşmada okunması veya başvurucu müdafiinin istinabe mahkemesindeki sınırlı katılımı, savunma tarafının maruz kaldığı bu kısıtlamayı telafi edecek düzeyde yeterli bir dengeleyici güvence sağlamamıştır. Mahkemenin güvenilirliği tam olarak sınanmamış tanık beyanlarına belirleyici ölçüde dayanarak hüküm kurması, yargılamanın hakkaniyetini bir bütün olarak zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: