Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2017/16354 E. | 2020/11499 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2017/16354 E. 2020/11499 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/16354
Karar No 2020/11499
Karar Tarihi 12.10.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Baskı altındaki istifa gerçek iradeyi yansıtmaz.
  • Gece çalışmalarında günlük yedi buçuk saat aşılamaz.
  • Sendikal nedene dayalı fesihlerde ispat yükü değişebilir.
  • Tanıkla ispatlanan fazla çalışmadan hakkaniyet indirimi yapılmalıdır.

Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan "istifa" görünümlü haksız işten çıkarmaların ve örtülü sendikal ayrımcılığın tespitine yönelik son derece kritik bir yaklaşım sunmaktadır. İşçinin kendi el yazısıyla imzaladığı ve tüm kanuni haklarından vazgeçtiğini belirten bir istifa dilekçesinin, çalışma hayatının olağan akışına aykırı koşullar barındırması halinde tek başına geçerli sayılamayacağı vurgulanmıştır. Yargıtay, işçinin hak arayan, şikayetçi ve mücadeleci bir tavır sergilediği bir dönemde aniden, hiçbir hak talep etmeden şahsi nedenlerle istifa etmesini mantık kurallarına aykırı bularak, istifa iradesinin sakatlandığına (irade fesadı) dair iddiaların mahkemelerce çok daha derinlemesine araştırılması gerektiğinin altını kesin bir dille çizmiştir.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle sendikal tazminat ve mobbing iddialarının iç içe geçtiği dosyaların ispat aşamasında kendisini göstermektedir. Bu tür davalarda mahkemelerin daha geniş çaplı bir delil ve arka plan araştırması yapması gerektiğine işaret edilmiştir. Sadece tarafların duruşmada sunduğu tanık beyanlarıyla yetinilmemesi; Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmaları, İŞKUR şikayet tutanakları ve işyerindeki genel sendikalı personel hareketlerinin kronolojik olarak incelenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ayrıca, işyerindeki gece çalışmalarına ilişkin yasal saat sınırlarının aşılması durumunda fazla mesai alacaklarının nasıl hesaplanacağına dair matematiksel olarak net formüller ortaya konularak, uygulamada sıkça rastlanan bilirkişi hesap hatalarının önüne geçilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, uzun süredir çalıştığı fabrikada iş sağlığı, güvenliği ve temizlik kurallarına uyulmaması sebebiyle işvereni resmi makamlara şikayet ettiğini, sonrasında işyerine sendika afişleri asması üzerine ise yönetim tarafından yoğun bir baskı ve tehditle karşılaştığını iddia etmiştir. İşyeri yetkilisinin üzerine elindeki kesici bir aletle yürüdüğünü ve ağır hakaretlerine maruz kaldığını belirten işçi, korkuya kapılarak kendi iradesi dışında istifa dilekçesi yazıp imzalamak zorunda bırakıldığını savunmuştur. Bu iddialarla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve sendikal tazminat alacaklarının ödenmesini talep ederek dava açmıştır. Davalı işveren ise işçinin işyerindeki kadınlar tuvaleti dahil çeşitli yerlere izinsiz sendika afişleri astığını, bu konuda kendisinden savunma istendiğinde ise duruma tepki göstererek tamamen kendi rızasıyla istifa ettiğini, bu nedenle hiçbir tazminat hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde sendikal haklar, gece çalışmaları ve fazla mesai alacaklarına ilişkin temel kanuni düzenlemeleri esas almıştır. İşçilerin anayasal bir hak olan sendikal özgürlükleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 25 kapsamında çok net bir şekilde güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre, işverenin sendikal nedenlerle ayrımcılık yapması veya iş sözleşmesini bu sebeple feshetmesi halinde işçi, bir yıllık brüt ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanır. Fesih dışında sendikal ayrımcılık yapıldığını ispat yükü kural olarak işçide olmakla birlikte, işçi bu durumu güçlü biçimde gösteren bir emare ortaya koyduğunda, davranışın haklı ve yasal bir nedene dayandığını ispat yükü işverene geçmektedir.

Çalışma süreleri bakımından, 4857 sayılı İş Kanunu m. 69 uyarınca bir günlük çalışma süresinin yarısından fazlası gece saatlerine denk geliyorsa, o çalışmanın tamamı gece çalışması sayılmaktadır. Kanuni kural gereği gece çalışmaları yedi buçuk saati geçemez. Bu süreyi aşan çalışmalar, haftalık kırk beş saatlik genel mesai sınırı aşılmasa dahi doğrudan doğruya fazla çalışma olarak kabul edilir ve ücretinin zamlı olarak ödenmesi gerekir.

Ayrıca, işçinin fazla mesai yaptığının sadece tanık beyanlarına dayalı olarak tespit edildiği durumlarda, bir işçinin yılın her günü aynı tempoda, hastalık veya mazeret izni kullanmaksızın çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu prensibinden hareketle, hesaplanan tutar üzerinden makul bir oranda hakkaniyet indirimi (takdiri indirim) yapılması gerektiği yerleşik Yargıtay içtihatlarının değişmez bir kuralıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Yargıtay, davacı işçinin kendi el yazısıyla verdiği istifa dilekçesini ve buna bağlı olarak ilk derece mahkemesinin sadece bu dilekçeye dayanarak verdiği davanın reddi kararını detaylı şekilde incelemiştir. Dosya kapsamındaki İŞKUR şikayetleri, Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evrakları ve işçinin sosyal medya paylaşımları göz önüne alındığında, işçinin aktif olarak işçi hakları savunuculuğu yaptığı ve örgütlenme mücadelesi verdiği bir dönemde "şahsi nedenlerle ayrılıyorum ve hiçbir kıdem veya ihbar tazminatı hakkım olmadığını biliyorum" şeklinde bir yazı imzalayarak işi bırakmasının, hayatın olağan akışına tamamen ters olduğu saptanmıştır. Neredeyse altı yıllık çalışma geçmişi ve ciddi kıdemi olan bir işçinin, üstelik işverenle ihtilaflı olduğu gergin bir süreçte hiçbir maddi hakkını almadan kendiliğinden ayrılması Yargıtay tarafından son derece şüpheli bulunmuştur.

Bu bağlamda yerel mahkemenin; işyerindeki sendikalaşma hareketlerinin geçmişini, Sosyal Güvenlik Kurumu ve ilgili sendika kayıtlarını, belirli tarihlerde işe giren ve çıkan sendikalı işçi sayılarını detaylıca araştırması emredilmiştir. İşçinin iradesinin istifa aşamasında sakatlanıp sakatlanmadığı ve gerçekte bu feshin sendikal bir nedene dayanıp dayanmadığı hususunun kesin delillerle belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Fazla mesai ücreti hesaplamaları yönünden ise hükme esas alınan bilirkişi raporunun bariz şekilde hatalı olduğu tespit edilmiştir. İşçinin 20:00 ile 08:00 saatleri arasındaki on iki saatlik gece vardiyasında, bir buçuk saatlik yasal ara dinlenmesi düşüldüğünde günlük on buçuk saat fiili çalışma yaptığı açıktır. Gece çalışma süresi yedi buçuk saati aşamayacağından, aradaki üç saatlik süre doğrudan fazla mesai olarak kabul edilmelidir. Haftada beş gün çalışan işçinin gece vardiyasına kaldığı haftalarda on beş saat fazla mesaisi olduğu halde, bilirkişi tarafından bu sürenin sadece sekiz saat olarak hesaplanması ciddi bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda bu alacak kaleminde karineye dayalı makul bir hakkaniyet indirimi yapılmamış olması da hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı hesaplama nedenleriyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: