Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/16512 E. 2020/6565 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/16512 E. 2020/6565 K.

Bu karar, iş hukuku ve borçlar hukuku ekseninde işçinin istifa iradesinin hangi koşullarda sakatlanmış sayılabileceğine dair son derece kritik bir ölçüt getirmektedir. Normal şartlarda şarta bağlı olmayan ve işverene ulaşan istifa beyanı iş sözleşmesini derhal sona erdirir. Ancak Yargıtay bu kararında, işçinin görev sırasında yaptığı ciddi bir mesleki hatanın yarattığı psikolojik sarsıntı ve panik hâliyle verdiği istifa kararının, irade sakatlığı hâllerinden olan "esaslı yanılma" (hata) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İşçinin hatasının hemen ardından istifasını sunması ve akabinde kısa bir süre içinde bu kararından dönerek istifasını geri alma çabası, gerçek bir fesih iradesinin bulunmadığının en açık göstergesi olarak kabul edilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/16512
Karar No 2020/6565
Karar Tarihi 11.06.2020
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Esaslı yanılma hâlinde sözleşme ile bağlı kalınmaz.
  • gavel Hata ve panik altında verilen istifa geçersizdir.
  • gavel İstifanın kısa sürede geri alınması iradeyi gösterir.
  • gavel Mesleki hata şokuyla verilen istifaya itibar edilemez.

Bu karar, iş hukuku ve borçlar hukuku ekseninde işçinin istifa iradesinin hangi koşullarda sakatlanmış sayılabileceğine dair son derece kritik bir ölçüt getirmektedir. Normal şartlarda şarta bağlı olmayan ve işverene ulaşan istifa beyanı iş sözleşmesini derhal sona erdirir. Ancak Yargıtay bu kararında, işçinin görev sırasında yaptığı ciddi bir mesleki hatanın yarattığı psikolojik sarsıntı ve panik hâliyle verdiği istifa kararının, irade sakatlığı hâllerinden olan "esaslı yanılma" (hata) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İşçinin hatasının hemen ardından istifasını sunması ve akabinde kısa bir süre içinde bu kararından dönerek istifasını geri alma çabası, gerçek bir fesih iradesinin bulunmadığının en açık göstergesi olarak kabul edilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisine bakıldığında, karar özellikle sağlık, havacılık veya ağır sanayi gibi yüksek stresli ve anlık hataların büyük psikolojik yıkımlara yol açabildiği sektörler için yol göstericidir. İşverenlerin, çalışanın yaşadığı travmatik bir olayın hemen ardından aldığı fevri kararları doğrudan istifa olarak işleme koymadan önce olayın gelişimini ve çalışanın irade sakatlığı yaşayıp yaşamadığını dikkate alması gerekecektir. Söz konusu karar, zorunlu hizmet sözleşmelerine bağlı cezai şart ve eğitim gideri iadesi taleplerinde de, istifanın ardındaki gerçek psikolojik saiklerin ve irade fesadı iddialarının mahkemelerce ne derece titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir üniversite hastanesinde zorunlu hizmet sözleşmesiyle hemşire olarak göreve başlayan davacı, işe başladıktan kısa bir süre sonra bir hastaya yanlış yoldan ilaç vermiştir. Bu tıbbi hatanın yarattığı korku ve panik hâliyle aynı gün görevinden istifa ettiğine dair dilekçe sunmuştur. Ancak davacı hemşire, birkaç gün sonra hastane yönetimine tekrar başvurarak istifasını geri almak ve görevine devam etmek istemiştir. Üniversite yönetimi ise istifayı işleme koyarak davacıyı görevine başlatmamış ve eğitim masraflarının iadesi için hemşire ve sözleşmedeki kefili aleyhine 72.215 TL tutarında icra takibi başlatmıştır.

Bunun üzerine davacı hemşire ve kefili, istifa iradesinin olayın şokuyla ve paniğiyle sakatlandığını, kısa süre içinde dilekçenin geri çekildiğini belirterek kuruma borçlu olmadıklarının tespiti ve aleyhlerine başlatılan icra takibinin iptali talebiyle işbu menfi tespit davasını açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin ve Yargıtay'ın uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki prensipler, irade sakatlığı hâlleri ve özellikle "yanılma" (hata) kurumudur. Bir hukuki işlemin geçerli olabilmesi için, işlemi yapan kişinin iradesinin sağlıklı biçimde oluşması ve bu iradenin dışa vurulurken herhangi bir etki altında kalınarak fesada uğramaması şarttır.

Bu bağlamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.30 uyarınca, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. Kanun koyucu, irade ile beyan arasındaki uyumsuzluğun kişinin kendi dalgınlığı, paniği veya o anki psikolojik durumunun etkisiyle oluşabileceğini öngörmüştür. Yanılmanın esaslı sayıldığı hâller ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.31 içerisinde tek tek sayılmıştır. Bunlar; yanılanın istediğinden başka bir sözleşme, konu veya kişi için iradesini açıklaması ya da gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde farklı bir edim için irade beyan etmesidir.

Bununla birlikte, iradeyi sakatlayan bir diğer önemli unsur aldatmadır (hile). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.36 hükmü gereğince, taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa dahi sözleşmeyle bağlı kabul edilmez.

İş hukuku pratiğinde, işçinin istifa beyanı kural olarak bozucu yenilik doğuran bir hak olup karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade eder ve tek taraflı olarak geri alınamaz. Ancak yerleşik Yargıtay içtihatları, işçinin istifa dilekçesini verdiği sıradaki psikolojik durumunu, olayın oluş şeklini ve hemen ardından sergilediği davranışları irade fesadı denetimi kapsamında incelemektedir. Şayet işçi, ağır bir olayın etkisiyle ani ve fevri bir karar verip istifa etmiş ve akabinde kısa bir sürede bu beyanından dönmüşse, ortada gerçek bir fesih iradesinin bulunmadığı ve işlemin yanılma (hata) kuralları çerçevesinde geçersiz sayılabileceği doktrinde ve yargısal kararlarda kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay tarafından yapılan incelemede, davacı hemşirenin eğitimini tamamladıktan sonra davalı üniversite hastanesinde mecburi hizmetine başladığı ve göreve başlamasının üzerinden henüz bir hafta dahi geçmeden serviste yatmakta olan bir hastaya yanlış yol ile ilaç uyguladığı tespit edilmiştir. Davacı, bu ağır mesleki hatanın ardından hemen bir dilekçe vererek durumu açıklamış ve hastada bir problem oluşmadığını belirtmesine rağmen "kendi isteğim üzere aktif görevimden istifa etmek istiyorum" beyanı ile iş sözleşmesini feshetmiştir.

Dosya kapsamındaki delillerden, davacı hemşirenin istifa iradesini açıklamasının hemen sonrasında, üç gün gibi çok kısa bir süre içinde tekrar idareye başvurduğu, istifa dilekçesini geri çekerek başka bir şubede görevlendirilmeyi talep ettiği görülmektedir. Davalı idare tarafından bu taleplere cevap verilmemesi üzerine davacının kısa süre sonra yeniden başhekimliğe müracaat ettiği sabittir. Üstelik davalı idare, söz konusu tıbbi hata nedeniyle davacıya disiplin açısından yalnızca bir uyarı cezası vermekle yetinmiştir.

Tüm bu somut veriler ışığında Yargıtay, davacının istifa dilekçesini verirken gerçek ve özgür bir fesih iradesiyle hareket etmediğini vurgulamıştır. Yanlış ilaç uygulama gibi hasta hayatını ilgilendiren telafisi güç olabilecek bir olayın yarattığı ani psikolojik yıkım, vehamet ve panik duygusu, davacının esaslı bir hataya (yanılmaya) düşmesine sebep olmuştur. Davacının olaydan hemen sonra istifasını geri almaya çabalaması da bu durumun en net somut göstergesidir. İlk derece mahkemesinin, olayın bu kendine has gelişimini ve davacının irade fesadını göz ardı ederek sadece kâğıt üzerindeki istifa dilekçesine itibar edip hüküm kurması isabetsiz bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, irade sakatlığı boyutuna varan panik hâliyle verilen istifaya itibar edilemeyeceği ve davacının borçlu olmadığının tespiti gerektiği yönünde kararı davacı yararına bozmuştur.

Hata yapıp panikle istifa ettim, geri alabilir miyim? expand_more
Yargıtay içtihatlarına göre, işyerinde yaşanan ağır bir olayın veya mesleki hatanın yarattığı panik, korku ve şok haliyle verilen istifalar, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde "esaslı yanılma" (irade sakatlığı) kapsamında değerlendirilmektedir. İstifanızı verdikten hemen sonra kısa bir süre içinde (örneğin birkaç gün) geri alma iradenizi işverene bildirirseniz, yargı makamları ortada gerçek ve özgür bir fesih iradesi bulunmadığını kabul etmekte ve istifayı geçersiz saymaktadır.
İşyerinde şokla verdiğim istifa geçerli sayılır mı? expand_more
Hayır, kural olarak geçerli sayılmaz. Hukuken bir işlemin geçerli olabilmesi için, işlemi yapan kişinin iradesinin sağlıklı biçimde oluşması ve herhangi bir etki altında kalarak fesada uğramaması şarttır. Yargıtay, özellikle telafisi güç olabilecek bir hatanın (örneğin hastaya yanlış ilaç verilmesi gibi) yarattığı ani psikolojik yıkım ve vehamet duygusuyla fevri olarak verilen istifa kararını "esaslı bir hataya düşme" olarak nitelendirip, bu istifa beyanına hukuken itibar edilemeyeceğine karar vermiştir.
İstifamı geri çektim ama işveren kabul etmiyor, ne yapmalıyım? expand_more
İşveren, panik haliyle verdiğiniz istifayı hemen işleme koysa bile, olaydan kısa bir süre sonra istifayı geri çekerek görevinize devam etme talebiniz, aslında gerçek bir istifa (fesih) iradenizin olmadığını kanıtlar niteliktedir. İdarenin kısa süre içinde geri alınan bu istifaya dayanarak sizi göreve başlatmaması veya aleyhinize borç çıkarması hukuka aykırıdır. Böyle bir durumda, borçlu olmadığınızın tespiti ve aleyhinize başlatılan işlemlerin iptali amacıyla "menfi tespit davası" açarak hukuki haklarınızı arayabilirsiniz.
Mecburi hizmette panikle istifa edince eğitim masrafı öder miyim? expand_more
Eğer istifanız ağır bir mesleki hatanın verdiği anlık korku, panik ve irade fesadı altında gerçekleşmişse ve hemen ardından bu beyanınızdan dönmeye çalışmışsanız, ortada hukuken geçerli bir fesih işlemi bulunmamaktadır. Yargıtay'ın emsal niteliğindeki içtihadına göre, psikolojik sarsıntı ve esaslı yanılma altında verilen bu tarz istifalara dayanılarak çalışandan zorunlu hizmet sözleşmesinden doğan eğitim masrafları veya cezai şart gibi taleplerde bulunulamaz. Kurum tarafından bu yönde başlatılan icra takipleri, menfi tespit davası yoluyla iptal ettirilebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir