Karar Bülteni
AYM Mustafa Bora Acar BN. 2022/87302
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/87302 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Avukatlık stajı hakkı özel hayat kapsamında korunur.
- Kanunda stajın ertelenmesine dair açık düzenleme bulunmamaktadır.
- Kovuşturma bulunması staja tek başına engel teşkil etmez.
- Özgürlükleri daraltıcı yorum yapılması hukuka aykırıdır.
Bu karar, hakkında devam eden bir ceza kovuşturması bulunan kişilerin avukatlık stajı listesine yazılma taleplerinin idari veya yargısal yorumla reddedilmesinin, anayasal güvence altında olan özel hayata saygı hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, avukatlığa kabul şartları ile staja başlama şartları arasındaki hukuki ayrıma dikkat çekerek, kanunda açıkça yer almayan kısıtlayıcı bir kuralın genişletici yorumla stajyer adaylarına uygulanamayacağını hüküm altına almıştır. Kanun koyucunun idareye avukatlığa kabulü erteleme yetkisi vermesine karşın, bu yetkinin staj sürecine teşmil edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Emsal niteliğindeki bu karar, barolar, Adalet Bakanlığı ve idare mahkemeleri arasındaki staja kabul uyuşmazlıklarında yeni bir hukuki standart belirlemektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, masumiyet karinesi henüz zedelenmeden yargılaması süren kişilerin mesleki eğitime ve staja erişimlerinin engellenmesi sorunu, bu kararla anayasal bir güvenceye kavuşmuştur. Artık idareler ve mahkemeler, kanunda sarih bir şekilde yer almayan bir kısıtlamayı idari veya yargısal yorum yoluyla temel hakları daraltacak şekilde uygulayamayacaktır. Bu durum, hukuk mesleğine adım atmak isteyen stajyer adayları için büyük bir hukuki güvence sağlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, avukatlık stajına başlamak amacıyla baro staj listesine yazılmak için Ankara Barosuna başvurmuş ve bu talebi Baro tarafından kabul edilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmiştir. Türkiye Barolar Birliği (TBB) itirazı reddederek başvurucunun staj listesine yazılmasını onamış, Adalet Bakanlığının kararı geri göndermesine rağmen TBB ilk kararında ısrar etmiştir. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, TBB'nin söz konusu işleminin iptali talebiyle Ankara 18. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu, iptal davasında TBB yanında müdahil olarak yer almıştır. Mahkeme, başvurucu hakkında "zimmet" ve "resmî belgede sahtecilik" suçlarından devam eden bir kovuşturma bulunduğu gerekçesiyle staj işleminin iptaline karar vermiştir. Başvurucu, staj hakkının elinden alınmasının ve mesleğe adım atmasının engellenmesinin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun staj listesine yazılma talebinin reddedilmesini ve mesleki hayata katılımının engellenmesini, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Mesleki hayata yönelik tedbirlerin özel hayata müdahale teşkil edip etmediği, yerleşik içtihat niteliğindeki Tamer Mahmutoğlu kararında belirlenen ölçütler çerçevesinde ele alınmaktadır.
Temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesi gereğince öncelikle kanunla yapılması, sonrasında meşru bir amaca dayanması ve ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur. Uyuşmazlığın temel kanuni dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5 hükmünde, belirli suçlardan kovuşturma altında bulunulması hâlinde kişinin yalnızca "avukatlığa alınma" isteği hakkındaki kararın kovuşturma sonuna kadar ertelenebileceği düzenlenmiştir. Ancak aynı Kanun'da veya ilgili diğer mevzuatta, avukatlık stajının ötelenmesine ya da stajyer listesine yazılmamaya dair açık bir kanuni düzenleme kesinlikle bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, hak ve özgürlükleri daraltan istisnai kuralların idare veya mahkemelerce kıyas yoluyla genişletici yoruma tabi tutulması hukuki öngörülebilirlik ilkesiyle bağdaşmaz. Staj, avukatlığa kabul talebinde bulunmanın sadece bir ön şartıdır ve adayın mesleki eğitimini ifade eder. Kovuşturmanın ileride mahkûmiyetle sonuçlanması durumunda adayın staj listesinden veya avukatın baro levhasından kesin olarak silineceğine dair mevzuatta hâlihazırda emredici açık kurallar yer almaktadır. Bu sebeple, yargı makamlarının kanunda açıkça yer almayan bir engelleme yetkisini staj aşamasına uygulayarak kişilerin mesleki eğitimini engellemesi, temel hakların kanunla sınırlanması ve ölçülülük ilkelerine ağır bir aykırılık teşkil etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun baro staj listesine yazılma talebinin mahkeme kararıyla engellenmesinin özel hayata saygı hakkına yönelik açık bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. İdare Mahkemesinin, başvurucu hakkındaki ceza kovuşturmasını gerekçe göstererek TBB işlemini iptal etmesi Anayasa Mahkemesi tarafından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Yapılan incelemede, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5 hükmünde yalnızca "avukatlığa kabul" aşaması için kovuşturma sonuna kadar erteleme yetkisi verildiği, staj aşamasının ertelenmesine dair kanunda herhangi bir yasal kısıtlamanın bulunmadığı saptanmıştır. Avukatlık stajı yapmak, doğrudan avukatlık mesleğini icra etmeye başlamak veya mesleki unvanı kullanmak anlamına gelmemekte, yalnızca mesleğe kabul için gereken zorunlu eğitim sürecini ifade etmektedir. Mevzuatta, stajyerin veya levhaya kayıtlı avukatın sonradan mahkûmiyet alması hâlinde zaten listeden silineceğine yönelik emredici kurallar mevcuttur. Hal böyleyken, idare mahkemesinin kanunda yer almayan bir sınırlamayı idari yorumla stajyer adayına kıyasen uygulaması, hak ve özgürlükleri daraltıcı, öngörülemez ve hukuki güvenlik ilkesini zedeleyici bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir.
Hakkında devam eden bir kovuşturma bulunması bahane edilerek başvurucunun mesleki eğitime erişiminin engellenmesi ve staj listesine yazılmamasının hangi zorlayıcı toplumsal ihtiyacı karşıladığı hususu, derece mahkemeleri tarafından ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulamamıştır. Mahkemenin uyguladığı bu orantısız kısıtlayıcı tutum, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine açıkça aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.