Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vachık Karapetyan ve Diğerleri - Ermenistan Kararı 15736/16 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vachık Karapetyan ve Diğerleri - Ermenistan Kararı 15736/16 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak **Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1** kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan mahkemeye erişim ilkesini esas almıştır. Mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmamakla birlikte, devletlerin usul kurallarıyla getireceği sınırlamaların hakkın özünü zedelemeyecek ölçüde orantılı olması ve meşru bir amaca hizmet etmesi gerekmektedir.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Vachık Karapetyan ve Diğerleri - Ermenistan Kararı 15736/16 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 5. Bölüm
Başvuru No 15736/16
Karar Tarihi 15.05.2025
Taraflar Vachık Karapetyan ve Diğerleri - Ermenistan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Aşırı şekilcilik mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.
Dava açma süresi tebliğ tarihinden hesaplanmalıdır.
Adaletin tesisi şekli kurallara feda edilemez.
Gecikmiş tebligat başvuranın aleyhine yorumlanamaz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu kararı, yerel mahkemelerin temyiz ve itiraz sürelerini hesaplarken sergiledikleri aşırı şekilci yaklaşımların, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkını nasıl ihlal edebileceğini somut bir biçimde ortaya koymaktadır. Kararda, mahkeme kararlarının ilgililere geç tebliğ edilmesine rağmen, hak düşürücü sürelerin kararın verildiği tarihten itibaren işletilmesi ve eksiklikleri giderme taleplerinin reddedilmesi hukuki güvenlik ilkesine aykırı bulunmuştur. Usul kurallarının, tarafların mahkemeye erişimini imkansız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak şekilde katı bir yoruma tabi tutulamayacağı net bir şekilde ifade edilmiştir.

Bu emsal nitelikteki karar, özellikle usul hukukunda sürelerin hesaplanması ve eski hale getirme taleplerinin incelenmesi süreçlerinde mahkemelerin takdir yetkilerinin sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yüksek mahkemelerin, başvurucuların iyi niyetli usulü düzeltme taleplerini veya bariz yazım hatalarını katı bir şekilcilikle reddetmesinin doğrudan Sözleşme ihlali doğuracağı teyit edilmiştir. Uygulamada, tebligat gecikmelerinden veya sistemden kaynaklanan kusurlardan dolayı taraflara orantısız bir ispat veya usul yükü yüklenmemesi gerektiği güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Karar, usul kurallarının asıl amacının adaletin tesisini engellemek değil, hukuki dinlenilme hakkını güvence altına almak olduğu yönündeki yerleşik insan hakları içtihadını daha da sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Vachik Karapetyan, Gor Shakaryan ve Anik Davtyan isimli başvurucular, taraf oldukları farklı tahliye, idari para cezası ve tazminat davalarında yerel mahkemeler tarafından aleyhlerine verilen kararları üst mahkemelerde temyiz etmek istemişlerdir. Ancak yargılama süreçlerinde, her üç başvurucunun davasında da ilk derece mahkemelerinin kararları yasada öngörülen süreler içinde kendilerine tebliğ edilmemiştir. Başvurucular, mahkeme kararlarını gecikmeli olarak tebliğ almalarına rağmen, tebliğ tarihlerini esas alarak yasal süreleri içinde temyiz yoluna başvurmuş ve ayrıca sürenin eski hale getirilmesi talebinde bulunmuşlardır. Buna karşın Temyiz Mahkemesi ve Yargıtay, başvurucuların yasal yollara başvuru taleplerini tebligatın geç yapılmasını dikkate almadan ve dilekçelerdeki basit maddi hataları son derece katı bir şekilde değerlendirerek süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, iç hukuk yollarının idarenin kendi hatalarına rağmen aşırı şekilci bir yaklaşımla kapatıldığı ve adalete erişim haklarının ellerinden alındığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan mahkemeye erişim ilkesini esas almıştır. Mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmamakla birlikte, devletlerin usul kurallarıyla getireceği sınırlamaların hakkın özünü zedelemeyecek ölçüde orantılı olması ve meşru bir amaca hizmet etmesi gerekmektedir.

Mahkeme, usul kurallarının hukuki belirliliği ve adaletin düzgün işleyişini sağlamak amacıyla var olduğunu kabul etmekle beraber, bu kuralların tarafların davasının esastan görülmesini engelleyecek düzeyde esneklikten uzak biçimde uygulanmasının "aşırı şekilcilik" yasağını ihlal edeceğini belirtmiştir. Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, devlet organlarının kendi tebligat hatalarından kaynaklanan gecikmelerin faturasının davacıya çıkarılamayacağı ilkesi gözetilmelidir.

Ayrıca ceza ve idari yaptırımlara ilişkin başvurularda, yaptırımın doğası ve ağırlığı dikkate alınarak uyuşmazlığın cezai nitelikte sayılıp sayılamayacağı da incelenmiştir. Mahkeme, usul hatalarının taraflarca düzeltilebilmesine imkan tanıyan mekanizmaların varlığına rağmen, yargı mercilerinin bu esnekliği kullanmaktan kaçınarak ve bariz maddi hataları esasa etkiliymiş gibi değerlendirerek başvuruları reddetmesini, hukuki dinlenilme ve adalete erişim hakkına yapılmış ağır bir müdahale olarak tanımlamıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarının iç hukuktaki bağlayıcılığı çerçevesinde, sürelerin tebliğ tarihinden itibaren işlemesi gerektiğine dair yerleşik içtihatların yüksek mahkemeler tarafından göz ardı edilmesi, hukuki öngörülebilirlik ilkesini de zedelemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucuların yasal yollara yaptıkları itirazların şekli gerekçelerle reddedilmesini her bir başvuru özelinde ayrı ayrı ve detaylı bir şekilde incelemiştir. Karapetyan ve Shakaryan'ın başvurularında, ilk derece mahkemesi kararlarının yasada öngörülen zaman zarfı içinde tebliğ edilmediği açıkça tespit edilmiştir. Kararların gecikmeli olarak tebliğ edilmesine rağmen, başvurucuların tebliğ edildikleri tarihten itibaren işlemeye başlayan bir aylık yasal süre içinde temyiz yoluna gittikleri görülmüştür.

Yargıtay'ın, başvurucuların sürelerin eski hale getirilmesi yönündeki taleplerini esastan incelemek yerine, bir başvurudaki bariz bir maddi yazım hatasını (dilekçenin sonuç kısmında Temyiz Mahkemesi yerine sehven İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılması) veya düzeltilmiş dilekçedeki ufak teknik eksiklikleri gerekçe göstererek başvuruları reddetmesi aşırı şekilci bulunmuştur. Mahkeme, Yargıtay'ın bu tutumunun, usul kurallarının işleyiş amacını aşarak başvurucuların mahkemeye erişim hakkını orantısız bir şekilde sınırlandırdığına hükmetmiştir.

Davtyan'ın başvurusunda ise, Temyiz Mahkemesinin tebligat tarihlerini tamamen yanlış hesaplayarak süresinde yapılan bir başvuruyu süre aşımı varmış gibi değerlendirdiği ve itirazı incelemeyi reddettiği saptanmıştır. Mahkeme, Temyiz Mahkemesinin bizzat kendi yaptığı hatalı tespitler nedeniyle başvurucunun davasının esastan görülmesini engellemesinin, mahkemeye erişim hakkının özünü doğrudan zedelediğini belirtmiştir. Her üç somut olayda da, devletin kendi idari mekanizmalarından kaynaklanan kusurların olumsuz sonuçlarının ağır bir şekilde başvuruculara yüklenmesi, adil yargılanma standartlarıyla bağdaşmamıştır. Ayrıca uğranılan hak ihlalleri nedeniyle başvurucular lehine manevi tazminat ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5. Bölümü, yerel mahkemelerin aşırı şekilci usul uygulamaları nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Mahkeme kararı elime çok geç ulaştı, itiraz sürem ne zaman başlar? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre, dava açma veya yasa yollarına başvuru süreleri kararın size fiilen tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanmalıdır. Devlet organlarının veya mahkemelerin kendi tebligat hatalarından kaynaklanan gecikmelerin faturası vatandaşa çıkarılamaz ve bu hak düşürücü süreler, mahkemenin karar verdiği tarihten itibaren başlatılamaz,.
Dilekçemde basit bir yazım hatası yaparsam davam reddedilir mi? expand_more
Hayır, davanız basit maddi hatalar nedeniyle reddedilmemelidir. AİHM, mahkemelerin dilekçelerdeki bariz yazım hatalarını veya düzeltilebilecek ufak teknik eksiklikleri gerekçe göstererek başvuruları reddetmesini "aşırı şekilcilik" yasağının ihlali olarak kabul etmektedir,. Usul kuralları ve süreler, kişinin mahkemeye erişim ve hukuki dinlenilme hakkını imkansız kılacak şekilde katı bir yoruma tabi tutulamaz,.
Mahkemenin kendi hatası veya gecikmesi yüzünden hakkımı kaybeder miyim? expand_more
Mahkemenin bizzat kendi kusurundan kaynaklanan aksaklıklar nedeniyle hakkınızı kaybetmemeniz gerekir. AİHM kararlarında, yanlış tebligat veya tarihlerin mahkemece yanlış hesaplanması gibi devletin kendi idari mekanizmalarından kaynaklanan kusurların ağır sonuçlarının vatandaşa yüklenmesi adil yargılanma standartlarına aykırı bulunmuştur,. Bu tür usuli hatalar gerekçe gösterilerek davanın esastan incelenmemesi, adalete erişim hakkının doğrudan ihlali anlamına gelir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir