Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/578 E. 2025/2884 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/578 E. 2025/2884 K.

Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat özgürlüğünün sınırlarını net bir biçimde çizmesi yönünden büyük bir hukuki öneme sahiptir. İlk derece mahkemelerinin, usul ekonomisi ilkesini gerekçe göstererek tanık sayısını keyfi olarak sınırlayamayacağı ve özellikle işçi alacaklarına ilişkin davalarda, ispat yükü ve aracının niteliği dikkate alınarak adil bir yargılama yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, tarafın açık muvafakati olmadan gösterilen tanıkların dinlenmesinden salt işverenle husumetli oldukları gerekçesiyle vazgeçilemeyeceğini ortaya koyarak, mahkemelerin bu konudaki takdir yetkisinin çerçevesini belirlemiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/578
Karar No 2025/2884
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Adil yargılanma hakkı hukuki dinlenilmeyi de içerir.
  • gavel Tanıkların haksız kısıtlanması ispat hakkının ihlalidir.
  • gavel Seri davası olan işçi tanık olarak dinlenebilir.
  • gavel Anlaşılmış alacakta dava şartı yokluğu kararı verilemez.

Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat özgürlüğünün sınırlarını net bir biçimde çizmesi yönünden büyük bir hukuki öneme sahiptir. İlk derece mahkemelerinin, usul ekonomisi ilkesini gerekçe göstererek tanık sayısını keyfi olarak sınırlayamayacağı ve özellikle işçi alacaklarına ilişkin davalarda, ispat yükü ve aracının niteliği dikkate alınarak adil bir yargılama yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, tarafın açık muvafakati olmadan gösterilen tanıkların dinlenmesinden salt işverenle husumetli oldukları gerekçesiyle vazgeçilemeyeceğini ortaya koyarak, mahkemelerin bu konudaki takdir yetkisinin çerçevesini belirlemiştir.

Ayrıca kararda, aynı işverene karşı kendi davaları bulunan diğer işçilerin tanıklığının peşinen reddedilemeyeceği hukuki gerçeği teyit edilmiştir. Yargıtay, hâkimin tanık ifadeleriyle doğrudan bağlı olmadığını ancak bu delilleri serbestçe takdir etme yükümlülüğü altında bulunduğunu belirterek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında hiçbir kanıtın baştan dışlanamayacağını ifade etmiştir. Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu içtihat, arabuluculuk tutanaklarının iptali ve alacak taleplerinin birlikte görüldüğü dosyalarda mahkemelere rehber niteliğindedir. Öte yandan, arabuluculuk anlaşma belgesine konu edilen kalemlerin reddi usulünün "dava şartı yokluğundan usulden ret" değil, "esastan ret" olması gerektiği yönündeki tespit de mahkemelerin hüküm kurma pratiğindeki usul hatalarını gidermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı şirkette emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesi kapsamında emekliliğe hak kazanmasının ardından, işverenin baskısı ve yönlendirmesiyle işten ayrılmak zorunda bırakıldığını iddia etmiştir. İşçi, bu süreçte işverenle yürütülen ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun olmadığını ve iradesinin psikolojik baskı ile fesada uğratıldığını ileri sürerek söz konusu arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep etmiştir. Ayrıca, bazı işçilere emeklilik sonrası ek menfaatler sağlanırken kendisine bu ödemelerin yapılmadığını belirterek eşit davranma borcunun ihlal edildiğini savunmuş; ödenmeyen ek menfaat ile eksik hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsili için dava açmıştır. İşveren tarafı ise sürecin tamamen hukuka uygun ilerlediğini, davacının tüm yasal haklarını aldığını ve arabuluculuk tutanağıyla anlaşılan hususlarda tarafların yeniden dava açamayacağını belirterek tüm iddiaları reddetmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkı temel alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 gereğince, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak aynı zamanda mahkemeye açıklama yapma ve iddialarını her türlü yasal delille ispat etme hakkını da güvence altına almaktadır.

Yargılamada tanık dinlenmesi aşamasında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 kuralları devreye girmektedir. Bu maddeye göre mahkeme, dinlenen tanıkların beyanlarıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edindiği takdirde diğer tanıkların dinlenmemesine karar verebilir. Ancak bu yetki, davayı nedensiz yere uzatma amacı taşıyan kötü niyetli girişimleri engellemek için getirilmiş son derece istisnai bir kuraldır. İşçilik alacaklarının ispatı gibi durumlarda, tanıkların peşinen reddedilmesi silahların eşitliği ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

Öte yandan, işçinin işverenle arasındaki uyuşmazlıklarda diğer işçilerin tanıklığına başvurması usul hukukunun doğası gereğidir. İşverenle arasında derdest davası bulunan veya husumetli olan işçilerin tanıklığının reddedileceğine dair mevzuatımızda herhangi bir kısıtlayıcı kural bulunmamaktadır. Ayrıca arabuluculuk kanunlarına göre, geçerli bir arabuluculuk sözleşmesiyle üzerinde anlaşılan bir konuda sonradan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden değil, uyuşmazlığın esası incelenerek esastan reddedilmesi gerektiği yerleşik içtihatların bir sonucudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi, taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olduğunu, davacının iradesinin fesada uğratılmadığını kabul etmiş ve arabuluculuk sürecinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Ancak bu sonuca varılırken davacı tarafından bildirilen on tanıktan yalnızca ikisi dinlenmiş, diğer tanıkların dinlenmesi talebi ise bu tanıkların seri davaları bulunması, işverenle husumetli olmaları ve sürece doğrudan şahitliklerinin bulunmadığı varsayımlarına dayandırılarak reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay incelemesinde ise, mahkemenin tanıkların dinlenmesini kısıtlayan bu tutumunun açıkça hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemenin dayandığı 6100 sayılı Kanun m. 241 hükmü, ancak dinlenen az sayıdaki tanığın beyanlarıyla uyuşmazlığın "yeterince aydınlatıldığı" ve hakimde tam bir kanaatin oluştuğu durumlarda uygulanabilir. Somut olayda ise dinlenen davacı tanıkları davacı lehine ifade vermelerine rağmen, mahkemece davacının iddialarının ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Bu durum, mahkemenin esasen gerçeği aydınlatacak "yeterli bilgiyi henüz edinmediğini" göstermektedir. Üstelik duruşma salonu kapısında hazır edilen tanıkların dahi sırf işverenle davası olduğu gerekçesiyle dinlenmemesi, davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. Hukuk sistemimizde işverenle davası olan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir engel bulunmadığından, mahkemenin tanık ifadelerini dinleyip serbestçe takdir etmesi gerekmektedir.

Ayrıca, fark kıdem tazminatı talebi bakımından mahkemece kurulan hükmün gerekçesi de hatalı bulunmuştur. İhbar tazminatı arabuluculuk tutanağında uyuşmazlık konusu edilmediğinden bu talep yönünden usulden ret kararı verilmesi doğru olsa da; kıdem tazminatı konusunda tutanakta bir anlaşma mevcut olduğu için bu kaleme ilişkin davanın dava şartı yokluğundan usulden değil, davanın esası incelenerek esastan reddedilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması ve tanıkların usulsüz şekilde reddedilmesi nedenleriyle kararı bozmuştur.

Mahkeme gösterdiğim tanıkların hepsini dinlemek zorunda mı? expand_more
Yargıtay kararlarına göre, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında kural olarak mahkeme, tarafların kendi haklarıyla bağlantılı iddialarını ispat etmeleri için gösterdikleri tüm tanıkları dinlemelidir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 241 uyarınca, dinlenen tanıkların beyanlarıyla uyuşmazlık konusu hakkında hakimde tam bir kanaat oluşmuş ve olay yeterince aydınlatılmışsa mahkeme diğer tanıkları dinlemekten vazgeçebilir. Buna karşın, dinlenen birkaç tanığın lehe ifade vermesine rağmen mahkemenin "ispatlanamadığı" gerekçesiyle davayı reddetmesi, gerçeği aydınlatacak yeterli bilginin edinilmediğini gösterir ve bu durumda geri kalan tanıkların usul ekonomisi gerekçe gösterilerek dinlenmemesi açık bir hak ihlalidir.
Şirkete dava açan eski iş arkadaşım benim davamda şahit olabilir mi? expand_more
Evet, şahit olabilir. İş hukukunda husumet nedeniyle tanıklığın reddedilmesi mevzuatımızda yer alan bir kural değildir. Yargıtay'ın emsal kararına göre, sırf işverenle arasında derdest (devam eden) bir davası bulunduğu veya işverenle husumetli olduğu gerekçesiyle diğer işçilerin tanıklığı mahkeme tarafından peşinen reddedilemez. Hakim, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında hiçbir delili baştan dışlayamaz; bu kişileri tanık olarak dinlemek, beyanlarını almak ve ardından bu delilleri diğer unsurlarla birlikte serbestçe takdir etmekle yükümlüdür. Tanıkların kapıda hazır edilmesine rağmen salt bu gerekçeyle dinlenmemesi, ispat özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelir.
Arabulucuda anlaştığım tazminat için sonradan tekrar dava açabilir miyim? expand_more
Geçerli bir ihtiyari arabuluculuk sözleşmesiyle üzerinde mutabık kalınan konular ve alacak kalemleri hakkında sonradan yeniden dava açılması hukuken mümkün değildir. Ancak burada usul hukuku açısından kritik bir ayrım bulunmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre, eğer arabuluculuk anlaşma belgesine konu edilen ve anlaşılan bir tazminat (örneğin kıdem tazminatı) için sonradan dava açılırsa, mahkeme bu talebi dava şartı yokluğundan dolayı "usulden ret" kararıyla değil; uyuşmazlığın esasını inceleyerek "esastan ret" kararıyla sonuçlandırmalıdır. Uyuşmazlık konusu yapılmayan taleplerde (örneğin ihbar tazminatı) ise usulden ret verilebilmektedir.
Patron baskısıyla arabulucuda attığım imzayı sonradan iptal ettirebilir miyim? expand_more
İradenizin psikolojik baskı ve yönlendirme ile fesada uğratıldığını kanıtlayabildiğiniz takdirde arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini dava yoluyla talep etmeniz mümkündür. Yargıtay'ın incelediği emsal dosyada da davacı işçi, EYT kapsamında emekliliğe hak kazanması üzerine işverenin baskısıyla işten ayrılmak zorunda bırakıldığını ve iradesinin fesada uğratıldığını belirterek iptal davası açmıştır. Bu iptal davalarının başarıya ulaşabilmesi için, mahkeme aşamasında ileri sürülen iddiaların tanık beyanları dahil her türlü yasal delille desteklenmesi ve mahkemenin de bu delilleri kısıtlamadan toplaması gerekmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir