Anasayfa Makale Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmelerinin Hukuki...

Makale

Günümüzde ticari faaliyetlerin vazgeçilmezi olan yazılımların kesintisiz çalışması için akdedilen yazılım bakım ve destek sözleşmeleri, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiş kendine özgü hukuki bir yapıya sahiptir. Bu sözleşmelerin işleyişi, tarafların niteliği ve üstlenilen edimlere göre farklı kanun hükümlerinin kıyasen uygulanmasını gerektirir.

Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmelerinin Hukuki Yapısı

Günümüz dijital çağında, işletmelerin ve bireylerin kullandığı elektronik sistemlerin temelini yazılımlar oluşturmaktadır. Bir yazılımın yalnızca geliştirilmesi ve teslim edilmesi yeterli olmamakta, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkabilecek hataların giderilmesi, yeni sistemlere entegrasyonu ve güvenliğinin sağlanması için yazılım bakım ve destek sözleşmelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hukuk sistemimizde özel olarak ismen düzenlenmemiş olan bu sözleşmeler, uygulamada tarafların ihtiyaçlarına göre şekillenmekte ve devasa bir ekonomik pazar yaratmaktadır. Özellikle ticari hayatın kesintisiz devam edebilmesi, veri kayıplarının önlenmesi ve bilgi güvenliği yönetiminin sağlanabilmesi için taraflar arasındaki hak ve yükümlülüklerin doğru bir hukuki zemine oturtulması şarttır. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle incelendiğinde, bu sözleşmelerin barındırdığı karmaşık yapının, uyuşmazlıkların çözümünde hangi kanun hükümlerinin uygulanacağının tespiti açısından büyük önem taşıdığı görülmektedir. Zira atipik sözleşmeler kategorisinde yer alan bu metinler, klasik sözleşme tiplerinin sınırlarını aşarak modern teknolojinin gereksinimlerine yanıt veren dinamik bir hukuki nitelik sergilemektedir.

Yazılım Bakım Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Yazılım bakım ve destek sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu kapsamında ismen düzenlenmiş tipik bir sözleşme türü değildir. Bünyesinde birden fazla sözleşme tipine ait unsurları barındırdığı ve kanunda tanımlanmamış tamamen teknolojiye has edimler içerdiği için doktrinde ve yargı uygulamasında kendine özgü isimsiz sözleşme olarak nitelendirilmektedir. Sözleşmenin hukuki yapısı; tarafların üstlendiği edimlerin sürekli veya ani olmasına, bağımlılık ilişkisinin bulunup bulunmamasına göre değişkenlik gösterir. Kanunumuzda düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine kural olarak vekalet sözleşmesi hükümleri kıyasen uygulanmakla birlikte, her somut sözleşmenin taşıdığı özelliklere göre eser sözleşmesi veya hizmet sözleşmesi kurallarının da devreye girdiği görülmektedir. Örneğin, belirli bir hatanın giderilmesi veya yazılımın yeni bir versiyona güncellenmesi gibi tek seferlik ve sonuç odaklı işlerde sözleşme eser sözleşmesine yaklaşırken; bağımsız bir uzman tarafından verilen sürekli teknik destek hizmetlerinde vekalet sözleşmesinin unsurları ağır basmaktadır. Şirket bünyesinde emir ve talimat altında çalışan bir bilgi işlem personelinin yürüttüğü bakım faaliyetleri ise doğrudan iş sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir.

Tarafların Sözleşmesel Yükümlülükleri

Bu sözleşmeler kapsamında hizmet sağlayıcı konumundaki yazılımcının sorumlulukları, sözleşmenin sınırlarını ve kalitesini belirler. Yazılımcı; kullanım sırasında ortaya çıkan hataların tespit edilmesi, log kayıtlarının tutularak bilgi güvenliğinin sağlanması, sistemin performansını artıracak periyodik güncelleme ve geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesi ve yeni donanımlarla entegrasyon gibi çok çeşitli teknik bakım edimlerini üstlenir. Öte yandan hizmet alan müşterinin ana yükümlülüğü kural olarak sözleşme bedelinin ödenmesidir. Bedel; tarafların iradesine göre global ücret, birim ücret veya ortalama ücret yöntemleriyle götürü bedel olarak kararlaştırılabilir. Tarafların karşılıklı dürüstlük ve sadakat kuralları çerçevesinde hareket etmesi zorunludur. Müşteri, yazılımcının sistemlere uzaktan veya fiziksel olarak erişebilmesi için gerekli erişim iznini sağlamalı ve bakım faaliyeti için birlikte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Aksi halde yüklenici, alacaklı temerrüdü hükümlerine dayanarak hukuki işlem yapabilecektir.

İhbar Yükümlülüğü ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkan aksaklıkların giderilebilmesi için müşterinin derhal bildirim yükümlülüğünü yerine getirmesi hayati bir hukuki önem taşır. Hataların geç bildirilmesi nedeniyle zararın artması durumunda yüklenici sorumlu tutulamaz. Uyuşmazlıkların çözüm sürecinde ve usuli adımlarda dikkat edilecek temel kurallar şu şekildedir:

  • Müşteri ayıplı ifa durumunda haklarını kullanabilmek için makul süre içinde ihbar şartını sağlamalıdır.
  • Tacirler arasındaki temerrüt ihbarları noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla veya kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır.
  • Tarafların her ikisinin de tacir veya kamu tüzel kişisi olması halinde yetkili mahkeme sözleşmeyle serbestçe belirlenebilir.
  • Taraflardan birinin tacir olmadığı durumlarda kanuni kurallar işler ve kural olarak davalının yerleşim yeri veya ifa yeri mahkemeleri yetkili kabul edilir.
3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: