Anasayfa/ Makale/ Yazılım Buluşlarının Sınai Mülkiyet Hukukunda Patentlenebilirliği

Yazılım Buluşlarının Sınai Mülkiyet Hukukunda Patentlenebilirliği

Yazılım teknolojilerindeki hızlı gelişim, bu buluşların sınai mülkiyet hukuku kapsamında patent ile korunmasını kritik bir hale getirmiştir. Bu makalede, yazılım buluşlarının Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde patentlenebilirlik şartları, teknik özellik unsuru ve sağlanan vergisel avantajlar uzman bir bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeler, yazılım sektörünü küresel ekonominin en önemli itici güçlerinden biri haline getirmiştir. Yazılım teknolojileri, hem diğer sektörlerin verimliliğini artırmakta hem de en yüksek katma değeri yaratan alanların başında gelmektedir. Bu yoğun emek ve yüksek maliyet gerektiren yazılım buluşları, ticari hayatta kopyalamaya karşı etkin bir şekilde korunabilmek için güçlü bir sınai mülkiyet altyapısına ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde, yeni ve özgün yazılımların ticari potansiyelini güvence altına almanın en etkili yollarından biri patent koruması olarak öne çıkmaktadır. Sınai mülkiyet hukuku kapsamında sağlanan bu koruma, buluş sahibine belirli bir süre için yazılımının başkalarınca izinsiz olarak üretilmesini, kullanılmasını veya satılmasını engelleme tekelini vermektedir. Türkiye'de ve uluslararası alanda, yazılımların salt bir kod dizilimi olmaktan çıkıp teknik bir problemi çözen buluşlar olarak nitelendirilmesi, patentlenebilirlik standartlarının yeniden şekillenmesini sağlamıştır. Bu bağlamda, bir yazılımın patentlenebilmesi için hukuki sınırların ve teknik gerekliliklerin doğru analiz edilmesi, yazılım geliştiricileri için hayati bir önem taşımaktadır.

Sınai Mülkiyet Kanunu Çerçevesinde Patentlenebilirlik

Türkiye'de yazılım buluşlarının patent ile korunmasına ilişkin yasal temel, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine dayanmaktadır. Kanunun 82'nci maddesinin birinci fıkrası, teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilebileceğini genel bir kural olarak düzenlemektedir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, bilgisayar programları da dâhil olmak üzere teknik yönü bulunmayan bazı hususları patentlenebilirliğin dışında bırakmıştır. Bu hukuki düzenleme, teknik bir yönü bulunmayan, yalnızca soyut bir algoritmadan veya sıradan bir kod yığınından ibaret olan yazılımların patent korumasından yararlanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Buna karşın, bir donanımla etkileşime giren ve teknik bir problemi çözen yazılımlar geçerli bir buluş konusu olarak değerlendirilmekte ve tescil edilebilmektedir. Dolayısıyla, yazılım buluşlarının patentlenebilirliği noktasında odaklanılması gereken en temel hukuki kriter, yazılımın teknik bir fonksiyona sahip olmasıdır.

Teknik Özellik ve Patent Şartlarının Sağlanması

Bir yazılım buluşunun sınai mülkiyet hukuku kapsamında korunabilmesi için, öncelikle ön inceleme aşamasında teknik bir özelliğinin bulunması zorunludur. Yazılımın teknik bir semere vermesi, gerçekleştirilmesinin teknik olarak mümkün olması veya somut teknik yöntemlerle tanımlanması, buluşun teknik özelliğe sahip olduğunu gösterir. Teknik özellik eşiğini aşan bir yazılımın tescil edilebilmesi için üç temel patentlenebilirlik kriterini de bir arada taşıması gerekmektedir. Bu süreçte, buluşun daha önce dünyanın hiçbir yerinde kamuya açıklanmamış olmasını ifade eden yenilik unsuru, ilgili teknik alandaki bir uzmanın kolayca akıl edemeyeceği bir aşamayı temsil eden buluş basamağı ve birden çok kez üretilip kullanılabilmesini anlatan sanayiye uygulanabilirlik kriterleri detaylıca incelenir. Bu zorlu hukuki ve teknik değerlendirmeleri başarıyla geçen yazılımlar, tescil edilerek yirmi yıl boyunca patent sahibine inhisari yetkiler sunan güçlü bir koruma kalkanına sahip olurlar.

Avrupa Patent Ofisi ve Uluslararası Uygulamaların Etkisi

Türk hukuku, yazılım buluşlarının patentlenmesinde Avrupa Patent Sözleşmesi ve Avrupa Patent Ofisi kararları ile büyük bir uyum içindedir. Avrupa Patent Ofisi'nin içtihatlarında da tıpkı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda olduğu gibi bilgisayar programları tek başına buluş olarak kabul edilmemekte, ancak programın çalışması sırasında donanım üzerinde normal fiziksel etkileşimin ötesine geçen ilave bir teknik etki yaratması aranmaktadır. Tarihsel süreçte verilmiş olan emsal kararlar, yazılımın salt bir matematiksel metot veya zihni faaliyet olmaktan çıkıp somut bir teknik süreç yürüttüğünde patentlenebilir bir konu teşkil edeceğini tescillemiştir. Aynı şekilde iş metotlarının patentlenmesi konusunda, teknik bir soruna çözüm sunmayan yazılımlar reddedilirken, teknik araçları kullanan ve bir problemi çözen metot iddiaları geçerli kabul edilmektedir. Hukuk büromuz, müvekkillerinin uluslararası pazarlara açılma stratejilerinde, hem yerel kurumların hem de uluslararası ofislerin bu güncel içtihatlarını merkeze alarak kapsamlı bir fikri mülkiyet koruması kurgulamaktadır.

Yazılım Patentlerinin Sağladığı Vergisel ve Ticari Avantajlar

Yazılımların sınai mülkiyet hakları kapsamında patent ile korunması, buluş sahiplerine tekel hakkı sağlamanın ötesinde ülkemizde çok ciddi ticari ve vergisel avantajlar da sunmaktadır. Mevzuatımızda yer alan bu teşvikler, yazılım yatırımcılarının inovasyon süreçlerine ayırdıkları bütçelerin geri dönüşünü hızlandırmaktadır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamına eklenen 5/B maddesi uyarınca, Türkiye'de gerçekleştirilen yazılım faaliyetleri sonucu ortaya çıkan patentli buluşlardan elde edilen kazançların yüzde ellisi kurumlar vergisinden istisna tutulmuştur. Bu önemli vergisel avantajın geçerli olduğu durumlar şunlardır:

  • Patentli yazılımın kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratlar.
  • Patentli yazılımın devri veya satışı sonucunda ortaya çıkan gelirler.
  • Yazılımın Türkiye'de seri üretime tabi tutularak pazarlanmasından sağlanan kazançlar.
  • Üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli buluşa atfedilen kısmı.

Bu istisnalar, patent tescili alan firmaların sektörde haksız rekabete karşı korunurken aynı zamanda ciddi bir mali büyüme ivmesi yakalamasını ve pazar paylarını güvenle genişletmesini sağlamaktadır.

Yazdığım bir kodun veya algoritmanın patentini doğrudan alabilir miyim? expand_more
Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, bilgisayar programları ve salt soyut algoritmalar tek başlarına teknik bir yönleri bulunmadığı için doğrudan patent korumasına konu edilemezler. Ancak yazdığınız yazılım bir donanımla etkileşime giriyor ve somut, teknik bir problemi çözüyorsa geçerli bir buluş konusu olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla, patent alabilmeniz için yazılımınızın sadece bir kod yığını olmaktan çıkıp teknik bir fonksiyona veya etkiye sahip olması kritik önem taşır. Sadece bir iş metodu olan ve bu teknik şartı sağlamayan yazılımlar patent ön inceleme aşamasında reddedilecektir.
Yazılımıma patent alabilmem için tam olarak hangi şartları sağlaması lazım? expand_more
Bir yazılım buluşunun tescil edilebilmesi için öncelikle somut bir teknik özellik taşıması ve belirli bir probleme teknik çözüm üretmesi zorunludur. Teknik eşiği aşan yazılımınızın patentlenebilmesi için ilk olarak dünyanın hiçbir yerinde daha önce kamuya açıklanmamış olması, yani mutlak bir yenilik unsuru taşıması gerekir. Ayrıca buluşunuzun ilgili teknik alandaki bir uzmanın kolayca akıl edemeyeceği düzeyde bir buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir nitelikte olması şarttır. Bu hukuki ve teknik değerlendirmeleri başarıyla geçen yazılımlar tescil edilerek yirmi yıl boyunca patent sahibine tekel hakkı sunar.
Yazılımımın patentini alırsam bana ne gibi vergi indirimleri sağlar? expand_more
Patentli bir yazılım, buluş sahibine haksız rekabete karşı güçlü bir koruma sağlamasının yanı sıra çok ciddi ticari ve mali teşvikler de sunmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca, Türkiye'de gerçekleştirilen yazılım faaliyetlerinden elde edilen patentli buluş kazançlarının yüzde ellisi kurumlar vergisinden istisna tutulmaktadır. Bu değerli vergi avantajından; patentli yazılımınızı kiraladığınızda, tamamen devrettiğinizde veya sattığınızda doğrudan yararlanabilirsiniz. Aynı şekilde, yazılımın Türkiye'de seri üretime tabi tutularak pazarlanmasından veya üretim sürecinde doğrudan kullanılmasından doğan kazançlar da bu istisna kapsamındadır.
Yazılımımı Avrupa'da da satmak istiyorum, patent kuralları orada farklı mı? expand_more
Hayır, Türk hukuku yazılım buluşlarının patentlenmesi süreçlerinde Avrupa Patent Sözleşmesi ve Avrupa Patent Ofisi (EPO) kararları ile büyük bir uyum içerisindedir. Avrupa uygulamalarında da tıpkı iç hukukumuzda olduğu gibi, bilgisayar programlarının donanım üzerinde normalin ötesinde ilave bir teknik etki yaratması şartı aranmaktadır. Yazılımınızın salt matematiksel bir metot veya zihni bir faaliyet olmaktan ziyade somut bir teknik süreci yürütmesi durumunda, bu buluşunuz uluslararası alanda da patentlenebilir kabul edilecektir. Hukuki altyapınızı bu güncel uluslararası içtihatlara göre kurguladığınızda küresel pazarlardaki fikri mülkiyet haklarınızı da tam olarak güvence altına almış olursunuz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir