Anasayfa Makale Yargısal İşlemlerde Veri İhlali ve CMK m. 141...

Makale

Ceza muhakemesi sürecinde, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının yargısal faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdikleri haksız işlem ve kararlar neticesinde meydana gelen kişisel veri ihlallerine karşı, zarar gören bireylerin CMK m. 141 kapsamında Devlet aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı hukuki boyutuyla incelenmektedir.

Yargısal İşlemlerde Veri İhlali ve CMK m. 141 Tazminat Davaları

Ceza muhakemesi sürecinde maddi gerçeğe ulaşmak temel gaye olmakla birlikte, bu amaca yürürken bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin, bilhassa kişisel verilerinin korunması anayasal bir zorunluluktur. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde hâkim ve Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen yargısal faaliyetler esnasında, bireylerin kişisel verileri yoğun bir şekilde işlenmektedir. Koruma tedbirlerinin uygulanması, iddianame düzenlenmesi veya kararların ifası gibi aşamalarda, hukuka aykırı şekilde gerçekleşen veri işleme faaliyetleri doğrudan kişisel verilerin korunması hakkının ihlaline vücut vermektedir. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, adli makamların yargısal görevlerinin ifası sırasında bireyleri zarara uğratması durumunda, bu zararların sahipsiz kalmaması gerekir. Bu noktada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 141. maddesi devreye girerek, yargısal işlemlerden kaynaklanan veri ihlallerine karşı Devletin sorumluluğunu tesis etmektedir. Bireyler, haksız işlemler neticesinde uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi talebiyle adli yargıda tazminat davası açma hakkına sahiptir.

CMK m. 141/1 Kapsamında Koruma Tedbirlerinden Doğan Veri İhlalleri

Ceza yargılamasında delil elde etmek amacıyla başvurulan arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi gibi koruma tedbirleri, mahiyeti gereği kişisel verilere doğrudan müdahale teşkil eder. CMK m. 141/1 hükmü, bu tedbirlerin hukuka aykırı uygulanması neticesinde doğan zararların Devletten talep edilebileceği halleri tahdidi olarak saymaktadır. Özellikle arama kararının ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilmesi ve koşulları oluşmadığı hâlde eşyaya elkonulması ya da elkonulan eşyanın korunması için gerekli tedbirlerin alınmaması durumları, veri ihlalleri bağlamında büyük önem taşır. Örneğin, şüpheliye ait bilgisayar kütüklerinde yapılan aramada, suçla ilgisi olmayan özel hayata dair verilerin de kopyalanması veya elkonulan mektuplardaki hassas kişisel verilerin korunması için gerekli teknik tedbirlerin alınmayarak üçüncü kişilerin eline geçmesine sebebiyet verilmesi, doğrudan tazminat sorumluluğunu doğurur. Bu tür hukuka aykırı müdahaleler, bireylerin mahremiyetini zedelediği gibi kanunda öngörülen maddi ve manevi tazminat davası açma hakkının temelini oluşturur.

CMK m. 141/3 Kapsamında Hâkim ve Savcıların Sorumluluğu

Kanun koyucu, 2014 yılında CMK m. 141'e eklediği üçüncü fıkra ile Devletin yargısal faaliyetlerden doğan sorumluluk alanını oldukça genişletmiştir. Bu düzenlemeye göre; birinci fıkrada yazılı hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere, hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. Bu hüküm, Kanun'da açıkça sayılmayan koruma tedbirleri ve diğer yargısal işlemler neticesinde meydana gelen veri ihlallerini de güvence altına almıştır. Yargıtay uygulamalarına göre, Cumhuriyet savcısının iddianame hazırlarken zorunluluk ve gereklilik ilkelerine aykırı davranarak, suçun sübutuna etki etmeyen kişilerin özel hayatına dair fişleme kayıtlarına aynen yer vermesi de kişisel kusur ve haksız fiil teşkil etmektedir. Bu tür özensiz yargısal işlemler nedeniyle alenileşen kişisel veriler, Devletin tazminat sorumluluğu bağlamında tazminat yükümlülüğünü gündeme getirmektedir.

Tazminat Davasının Usulü ve Görevli Mahkeme

Yargısal işlemlerden kaynaklanan veri ihlallerinde açılacak tazminat davaları, kendine özgü bir usule tabidir. Bu davalarda husumet doğrudan işlemi yapan hâkim veya savcıya değil, Devlet Hazinesine yöneltilmelidir. Görevli mahkeme ise, zarara uğrayanın ikametgâhının bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi olup, eğer o yerdeki mahkeme bizzat tazminat konusu işlemi yapmışsa, dava en yakın ağır ceza mahkemesinde görülür. Tazminat isteme süresi bakımından ise özellikli bir durum söz konusudur. Hukuka aykırı arama veya elkoyma gibi işlemlerde, zararın karar veya işlemin icra edildiği tarihte gerçekleştiği kabul edilmekte ve sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı Yargıtay içtihatlarında vurgulanmaktadır. Ayrıca, CMK m. 141/3 uyarınca hâkim ve savcıların eylemlerinden kaynaklanan tazminat talepleri için, kural olarak asıl davanın esasıyla ilgili verilen hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır. Mahkeme, dosyayı inceleyerek meydana gelen maddi zararlar ile birlikte veri ifşasından doğan elem, üzüntü ve itibar zedelenmesine karşılık hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmeder.

Ceza yargılamasında dijital materyallere ve belgelere elkonulması sürecinde, tazminat sorumluluğuna yol açan eylemler şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Koşulları oluşmadığı hâlde kişilerin eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulması.
  • Elkonulan eşyanın veya dijital verilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmaması.
  • Elkonulan eşyanın veya cihazlardaki verilerin amaç dışı kullanılması.
  • Elkonulan materyallerin kanuni süreç tamamlandıktan sonra zamanında geri verilmemesi.

Bu eylemlerden herhangi birinin gerçekleşmesi, doğrudan kişisel verilerin korunması hakkının ihlali anlamına gelir ve ağır ceza mahkemelerinde açılacak maddi ve manevi tazminat davasının somut hukuki zeminini oluşturur.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: