Makale
Unutulma hakkı, bireylerin dijital dünyadaki geçmişlerine ait kişisel verilerin silinmesini talep ederek geleceklerini özgürce tayin etmelerini sağlar. Bu makalede, unutulma hakkının kavramsal çerçevesi, unsurları ve Türk hukukundaki anayasal ile yasal dayanakları KVKK ve hukuki uygulamalar perspektifiyle incelenmektedir.
Unutulma Hakkının Kavramsal Çerçevesi ve Hukuki Dayanakları
Günümüzde teknolojinin ve internet kullanımının ulaştığı boyut, bireylerin kişisel verileri üzerindeki kontrolünü kaybetme riskini büyük ölçüde artırmıştır. İnsanlık tarihi boyunca temel bir davranış biçimi olan unutma eylemi, dijital hafızanın kalıcılığı karşısında adeta işlevsiz kalmıştır. Tam bu noktada, kişilerin geçmişte yaşadıkları olayların dijital izlerinden kurtulmalarını ve kendilerine yeni bir sayfa açmalarını sağlayan AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı hukuki bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma hakkı, bireylerin geçmişte hukuka uygun olarak yayılmış olan doğru nitelikteki kişisel verilerinin, aradan geçen zamanla birlikte erişimden kaldırılmasını veya gündeme getirilmemesini talep edebilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu hak, temelinde bireyin hem geçmişi hem de geleceği üzerinde dijital bir hâkimiyet kurmasına olanak tanıyarak, kişinin şeref, haysiyet ve özel hayatının gizliliğini korumayı amaçlar. Hukuk sistemlerinde henüz müstakil bir yasal düzenlemeye tam anlamıyla kavuşmamış olsa da, kişilik haklarının ve kişisel verilerin korunması kapsamında değerlendirilen bu hak, modern hukukun en önemli tartışma alanlarından biri haline gelmiştir.
Unutulma Hakkının Kavramsal Çerçevesi ve Unsurları
AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma hakkı, öğretide geçmiş ve gelecek üzerindeki hâkimiyet yaklaşımları çerçevesinde ele alınmaktadır. Geçmiş üzerindeki hâkimiyet yaklaşımına göre bu hak, kişinin dijital ortamda bıraktığı izlerin silinmesini sağlayarak kendi bilgi ve verileri üzerinde yeniden kontrol kurmasını ifade eder. Gelecek üzerindeki hâkimiyet yaklaşımı ise, bireyin geçmişindeki eylemlerin gelecekte aleyhine kullanılmasının engellenmesini ve kişinin oto-sansür uygulamadan geleceğini özgürce yönlendirebilmesini hedefler. Unutulma hakkının doğabilmesi için temelde iki önemli unsurun varlığı aranmaktadır. İlk olarak bir bilgi unsuru bulunmalıdır; yani geçmişte hukuka uygun olarak paylaşılmış olsa dahi artık kamuoyu ile paylaşılmasında üstün bir menfaat kalmayan kişisel veriler söz konusu olmalıdır. İkinci olarak ise zaman unsuru devreye girer. Zamanın geçmesiyle birlikte, başlangıçta üstün olan kamu yararı azalarak kişinin özel hayatının korunmasındaki şahsi yararı üstünlük kazanır ve AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı kullanılabilir hale gelir.
Türk Hukukunda Unutulma Hakkının Anayasal Dayanakları
Türk hukukunda AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı doğrudan ve müstakil bir kanun maddesi ile düzenlenmemiş olsa da, gücünü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yer alan temel hak ve özgürlüklerden almaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, bireyin onurlu bir yaşam idame ettirmesini ve geçmişinin olumsuz etkilerinden arınmasını güvence altına alarak unutulma hakkının en önemli felsefi temelini oluşturur. Bununla birlikte, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve bu maddeye eklenen kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, unutulma hakkının anayasal dayanağını somutlaştırmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da sıkça vurgulandığı üzere, devletin bireylere geçmişte yaşadıklarının öğrenilmesini engelleyerek yeni bir sayfa açma olanağı verme yönünde pozitif bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu bağlamda, internet gibi kalıcı mecralarda yer alan kişisel verilerin silinmesi veya erişiminin engellenmesi, bireyin anayasal güvence altındaki kişisel değerlerinin korunmasının zorunlu bir sonucudur.
Medeni Hukuk ve Veri Koruma Mevzuatı Kapsamındaki Yeri
AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma hakkı, hukuki niteliği itibarıyla mutlak, devredilemez ve vazgeçilemez özelliklere sahip olan kişilik hakkının modern bir görünümü olarak kabul edilmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 23, 24 ve 25. maddelerinde düzenlenen kişilik haklarını koruyucu hükümler, bireyin şeref, haysiyet ve özel yaşamına yönelik dijital saldırıların önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespiti davaları aracılığıyla unutulma hakkının tesisi için kullanılabilmektedir. Öte yandan, bu hakkın en temel yasal dayanaklarından biri de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu normlarıdır. İlgili kanunun 4. maddesinde yer alan kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olması ile işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi ilkeleri, unutulma hakkının unsularıyla doğrudan örtüşmektedir. KVKK kapsamında unutulma hakkının yasal zemini şu hükümlerle desteklenmektedir:
- Verilerin Silinmesi Yükümlülüğü: KVKK madde 7 uyarınca, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi zorunludur.
- İlgili Kişinin Hakları: KVKK madde 11 uyarınca, veri sahibinin veri sorumlusuna başvurarak kendi kişisel verilerinin silinmesini veya yok edilmesini talep etme hakkı bulunur.
- Uyar-Kaldır ve Erişim Engeli: 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, internet ortamındaki yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin içeriğin yayından çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini talep etmesi mümkündür.