Anasayfa/ Makale/ TCK 136: Verileri Verme veya Ele Geçirme...

Makale

Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun maddi ve manevi unsurları ile nitelikli halleri, bilişim hukuku uygulamaları ışığında detaylıca incelenmiştir. Suçun faili, mağduru, konusu ve seçimlik hareketleri Yargıtay kararları bağlamında ele alınmıştır.

TCK 136: Verileri Verme veya Ele Geçirme Suçunun Unsurları

Bilişim sistemlerinin hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, kişisel verilerin korunması ihtiyacı hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, bireylerin mahremiyetini ve kişisel veri güvenliğini ihlal eden eylemlere karşı önemli bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Bu suç, teknolojik gelişmelerin getirdiği yeni ihlal biçimlerine karşı kanun koyucunun gösterdiği reaksiyonun bir sonucudur. İlgili madde, kişisel verilerin yetkisiz kişilerce ele geçirilmesi, başkalarına aktarılması veya kamuoyuna ifşa edilmesi gibi eylemleri suç sayarak yaptırıma bağlamaktadır. Bilişim hukuku uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan bu suç tipinin tam olarak anlaşılabilmesi için, suçun maddi ve manevi unsurları ile daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerekmektedir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda, suçun anatomisini oluşturan bu unsurların tespiti, uygulamadaki hukuki sorunların çözümünde kritik bir rol oynamaktadır.

Suçun Maddi Unsurları: Fiil, Fail, Mağdur ve Konu

Suçun maddi unsurlarının temelini fiil unsuru oluşturmaktadır. TCK m. 136 kapsamında bu suç, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme şeklindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle oluşmaktadır. Suçun oluşumu için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi veya zararın doğması aranmadığından, bu suç bir sırf hareket suçu ve soyut tehlike suçu niteliğindedir. Seçimlik hareketlerden olan verme, verilerin belirli bir üçüncü kişiye iletilmesini ifade ederken; yayma eylemi, verilerin birden fazla kişiye duyurulması veya internet gibi ortamlarda herkesin erişimine sunulması anlamına gelir. Ele geçirme ise, failin başkasına ait veriler üzerinde yetkisiz bir şekilde hakimiyet kurmasını, örneğin bir bilişim sistemindeki verileri kopyalamasını ifade etmektedir. Bu suç türü serbest hareketli olup, eylemlerin elden teslim, e-posta veya sosyal medya platformları gibi çeşitli teknolojik araçlarla işlenmesi mümkündür.

Suçun diğer maddi unsurları olan fail ve mağdur açısından kanun koyucu herhangi bir özel nitelik aramamıştır. Bu nedenle, suçun faili herkes olabilmekte ve bu suç özgü suç özelliği göstermemektedir. Ancak tüzel kişilerin fail olması mümkün değildir, zira ceza sorumluluğu şahsidir; tüzel kişiler hakkında yalnızca güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir. Suçun mağduru ise yalnızca kişisel verisi ihlal edilen gerçek kişiler olabilmektedir. Bilişim hukuku bağlamında tüzel kişilere ait kurumsal veriler bu suçun kapsamına girmez ve tüzel kişiler ancak suçtan zarar gören sıfatını taşıyabilir. Suçun konusu ise, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eden kişisel verilerdir. Suça konu verilerin daha önceden hukuka uygun veya aykırı olarak kaydedilmiş olmasının, suçun oluşumu açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır; zira madde metni kaydetme eyleminden bağımsız olarak verme, yayma ve ele geçirme eylemlerini cezalandırmaktadır.

Suçun Nitelikli Halleri

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda, kanun koyucu failin daha ağır bir ceza almasını gerektiren nitelikli halleri düzenlemiştir. Bu haller, suçun konusunun taşıdığı hassasiyet veya failin sahip olduğu özel sıfatlar nedeniyle ihlalin boyutunun daha ağır olduğu durumları ifade etmektedir. Söz konusu nitelikli haller şu şekilde sıralanabilir:

  • CMK uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler: Suçun konusunun, çocukların veya cinsel istismar mağdurlarının Adli Görüşme Odaları veya Çocuk İzlem Merkezleri'nde alınan kayıtları olması durumunda, mağdurun ikinci kez örselenmesini engellemek amacıyla ceza artırılır.
  • Kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanması: Failin kamu görevlisi olması ve görevi gereği erişebildiği kişisel verileri yetkisini aşarak başkalarına vermesi veya yayması halidir.
  • Meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanma: Bir doktorun, bankacının veya avukatın, mesleki faaliyeti nedeniyle edindiği müşteri veya hasta verilerini hukuka aykırı şekilde kullanması gibi durumlarda, güven ilişkisinin ihlali nedeniyle daha ağır yaptırım uygulanır.

Suçun Manevi Unsuru: Kast

Ceza hukuku doktrini ve Yargıtay uygulamalarına göre, bu suçun manevi unsuru kasttır. Kanun metninde taksirle işlenebileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığından, suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, başkasına ait kişisel verileri verdiğini, yaydığını veya ele geçirdiğini hem bilmeli hem de bu fiili gerçekleştirmeyi istemelidir. Bu noktada suçun oluşumu için failin saiki veya hangi amaçla hareket ettiği önemli değildir. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli husus, madde metninde hukuka aykırı olarak ibaresinin kullanılmış olmasıdır. Bu ifade, suçun yapısında hukuka özel aykırılık bulunduğunu gösterir ve failin yalnızca doğrudan kastla hareket etmiş olmasını gerektirir. Bilişim avukatı olarak uygulamada karşılaştığımız vakalarda, failin eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmesi ve bunun bilincinde olarak verileri ifşa etmesi aranmaktadır. Örneğin, kendisine karşı işlenen bir suçu ispatlamak amacıyla mahkemeye sunmak üzere veri temin eden kişinin eyleminde hukuka aykırılık bilinci oluşmadığı Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: