Anasayfa Makale TCK 135 Kapsamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi

Makale

Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, bireylerin özel hayatının gizliliğini ve kişiliğini serbestçe geliştirme hakkını koruma altına almaktadır. Hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen veri kayıt işlemleri, kanunun belirlediği maddi ve manevi unsurlar çerçevesinde cezai yaptırıma tabidir.

TCK 135 Kapsamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesinde yer alan kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, temelde bireylerin özel hayatının gizliliğini ve maddi ile manevi varlığını serbestçe geliştirme hakkını korumayı amaçlamaktadır. Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, hastaneler, bankalar, sigorta şirketleri ve çeşitli ticari işletmeler tarafından kişisel verilerin dijital veya fiziksel ortamlara kaydedilmesi oldukça yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Ancak bu bilgilerin hukuka aykırı olarak amaçları dışında kullanılması veya yetkisiz üçüncü şahısların eline geçmesi, bireyler açısından onarılamaz büyük zararlara yol açabilmektedir. Tam da bu nedenle, kanun koyucu söz konusu ihlalleri önlemek amacıyla hukuka aykırı kayıt işlemlerini bağımsız bir suç tipi olarak tanımlamıştır. Bu suçun faili herhangi bir gerçek kişi olabilirken, suçun mağduru ise her zaman verileri kaydedilen veri öznesi konumundadır. Kanunun bu korumayı sağlamaktaki başlıca dayanağı, kişilerin kendi verileri üzerinde sahip oldukları hukuki tasarruf hakkını güvence altına almaktır.

Suçun Maddi Unsurları ve Kapsamı

TCK'nın 135. maddesinde düzenlenen suçun konusunu, bir gerçek kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan kişisel veriler oluşturmaktadır. Suçun faili açısından kanunda herhangi bir sınırlama getirilmemiş olup, kanuni tanımda kimse ibaresi kullanıldığından dolayı bu ihlal, hareket yeteneğine sahip her gerçek kişi tarafından işlenebilen genel bir suç niteliğindedir. Fiil unsuru ise, kişisel verilerin hukuka aykırı bir biçimde bilişim sistemlerine, dijital ortamlara veya fiziksel dosyalara kaydedilmesi eylemidir. Verilerin sadece okunması, ezberlenmesi veya duyulması hukuki anlamda bir kaydetme fiili olarak kabul edilmez; fiilin oluşması için verilerin mutlaka bir depolama aracına aktarılması şartı aranır. İster ilk defa kaydedilsin isterse daha önce hukuka uygun kaydedilmiş bir verinin hukuka aykırı olarak başka bir ortama aktarılması söz konusu olsun, izinsiz yapılan her kayıt işlemi bu suçun fiil unsurunu vücuda getirecektir. İcra hareketlerinin kayıt işleminin bitmesiyle sonlanması sebebiyle, bu ihlalin aslında neticeli bir suç olduğu ifade edilmektedir.

Nitelikli Haller ve Hassas Verilerin Kaydedilmesi

Kanun koyucu, eylemin ağırlığını ve işlenme şeklini dikkate alarak bazı durumları cezayı ağırlaştıran nitelikli hal olarak belirlemiştir. TCK'nın 137. maddesi uyarınca, bu suçun bir kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlenmesi veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde faile verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır. Öte yandan, TCK'nın 135. maddesinin ikinci fıkrasında toplumda daha büyük ayrımcılıklara yol açabilecek nitelikteki hassas kişisel veriler özel bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşleri, ırki kökenleri, ahlaki eğilimleri, cinsel yaşamları, sağlık durumları veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgilerin kaydedilmesi bu kapsamdadır. Özellikle kişilerin siyasi, felsefi, dini görüşleri ve ırki kökenlerine ilişkin verilerin hukuka aykırı bir durum olup olmadığına dahi bakılmaksızın kaydedilmesinde mutlak bir kayıt yasağı bulunduğu hukuki çevrelerce kabul edilmektedir.

Suçun Manevi Unsuru ve Hukuka Aykırılık

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, manevi unsur bakımından yalnızca doğrudan kast ile işlenebilen bir suçtur. Failin, işlediği fiilin kişisel veri kaydetme niteliğinde olduğunu bilmesi ve bu eylemi isteyerek gerçekleştirmesi aranır. Kanun metninde suçun taksirli hali öngörülmediği için, salt dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak taksirle veri kaydedilmesi eylemi fail açısından herhangi bir cezai sorumluluk doğurmaz. Suçun oluşması için belirleyici olan bir diğer önemli unsur ise fiilin hukuka aykırı olarak icra edilmesidir. Eğer somut olayda hukuki bir gerekçe veya yetki mevcutsa eylem suç teşkil etmeyecektir. Bu hukuka uygunluk nedenleri arasında en sık karşılaşılan durum veri sahibinin açık rızası olarak dikkat çekmektedir. Veri öznesinin, kendi kişisel bilgilerinin belirli sınırlar ve belirtilen amaçlar dâhilinde işlenmesine önceden veya işlem sırasında vereceği geçerli rıza, fiilin hukuka aykırı olma vasfını ortadan kaldırır.

Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Özel Durumlar

TCK'nın 135. maddesi bağlamında, veri kaydetme eyleminin hukuka aykırı olmaktan çıkıp meşru hale gelebilmesi için bazı temel hukuka uygunluk nedenleri devreye girmektedir. Hukuki sorumluluğu ortadan kaldıran bu geçerli sebepler şu şekilde sıralanabilir:

  • İlgili kişinin önceden, kendi özgür iradesiyle ve tam bir bilgilendirme sonrası verdiği açık rızasının bulunması.
  • Yetkili resmi kurumların, yasal mevzuatta kendilerine verilen somut bir kanun hükmünü yerine getirmesi (adli denetlemeler, istihbari önlemler vb.).
  • Failin, hukuk düzeni tarafından doğrudan kendisine tanınan bir hakkı kendi sınırlarını aşmadan ve ölçülü bir şekilde kullanması.
  • Kamu görevi gereği yetkili bir amirin verdiği, konusu açıkça suç teşkil etmeyen hukuka uygun bir emrin ifa edilmesi.

Belirtmek gerekir ki, bu spesifik nedenlerden herhangi birine dayanmadan ve mağdurun iradesi dışında gerçekleştirilen her türlü veri kayıt işlemi, ceza hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde hukuka aykırı kabul edilerek ilgili kanun maddeleri uyarınca yaptırıma tabi tutulacaktır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: