Anasayfa/ Makale/ Mutluluk Yönelimi Farkları ve Mobbing Kastının İspatı

Mutluluk Yönelimi Farkları ve Mobbing Kastının İspatı

Çalışma hayatında kişilerin hedonik veya ödomanik mutluluk yönelimleri, mesleki davranış ve önceliklerini belirler. Bu derin farklılıkların yarattığı uyuşmazlıklar, zamanla sistematik psikolojik tacize (mobbing) dönüşebilmektedir. Hukuki süreçte bu yönelim farklarının incelenmesi, mobbing kastının ispat edilmesinde kilit bir rol oynar.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hukuku davalarında en sık karşılaşılan ve ispatı en zor olan kavramların başında sistematik psikolojik taciz yani mobbing gelmektedir. Mobbingin varlığından söz edebilmek için, eylemlerin belirli bir süreklilik arz etmesi ve çalışanı işyerinden uzaklaştırma kastı ile yapılması aranmaktadır. Bilimsel araştırmalar, insanların önceliklerini belirleme ve karar verme noktasında farklı zihinsel örüntüler geliştirdiğini, bunun da mutluluk yönelimleri üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır. Anlamlı bir hayat yaşama amacına sahip olanlar ile acıyı minimize edip hazzı maksimize etmeye çalışan insanların günlük yaşamdaki davranış kalıpları ciddi farklılıklar gösterir. Özellikle ortak bir amaç için bir araya gelmiş insanların oluşturduğu iş örgütlerinde, bu derin farklılıklar uzun vadede çatışmalara, dışlanmaya ve en nihayetinde mobbing eylemlerine neden olmaktadır. Bir mobbing avukatı gözüyle bakıldığında, işverenin veya çalışma arkadaşlarının uyguladığı psikolojik şiddetin temelindeki bu yönelim farklarını analiz etmek, mahkemede failin kötü niyetini ve kastını ispatlamak açısından son derece güçlü bir argüman sunmaktadır.

Çalışma Hayatında Mutluluk Yönelimlerinin Çatışması

Mutluluk yönelimleri literatürde temel olarak ödomanik mutluluk ve hedonik mutluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ödomanik yaklaşımı benimseyen çalışanlar erdemli olmayı, potansiyellerini gerçekleştirmeyi ve anlamlı bir yaşam sürmeyi hedeflerken; hedonik yaklaşımı benimseyenler anlık zevklere, keyif arayışına ve acıdan kaçınmaya odaklanırlar. Hukuki uyuşmazlıklara konu olan işyeri çatışmalarının temelinde sıklıkla bu iki farklı dünya görüşünün çarpışması yatar. Örneğin, mesleki gelişimine ve işin toplumsal faydasına odaklanan ödomanik bir çalışan ile günü kurtarmayı ve anlık rahatlamayı seçen hedonik bir yönetici arasındaki zihinsel örüntü uyuşmazlığı, zamanla performansa yönelik haksız eleştirilere dönüşebilir. Bu durum sıradan bir fikir ayrılığı olmaktan çıkıp, kişinin iş ortamında izole edilmesine, haksız tutanaklara maruz kalmasına ve sistematik dışlanmaya kapı aralar. Bireylerin görev ve sorumluluklara yaklaşımındaki bu derin farklılık, üretkenlik karşıtı davranışları tetikleyerek mobbingin ilk tohumlarını atmaktadır.

Yönelim Farklılıklarının Mobbing Kastına Dönüşmesi

Mobbing iddialarının ispatında mahkemeler, failin mağdura yönelik eylemlerinin sistematik ve kasıtlı olup olmadığını titizlikle inceler. Kasıt unsurunun ortaya konulabilmesi için, eylemin arkasındaki motivasyonun hukuki bir dille açıklanması gerekmektedir. İnsanların mutluluğu arayış biçimlerindeki farklılıklar, işyerinde haksız rekabete, adam kayırmaya ve dedikodu mekanizmalarının çalışmasına zemin hazırlar. Kendi davranış kalıpları ile uyumlu olmayan bir çalışanı sistemin dışına itmek isteyen idareciler, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde mobbing sürecini başlatırlar. Fail, hedefine aldığı çalışanın ödomanik değerlerini kendi hedonik konfor alanına bir tehdit olarak algıladığında, düşmanca bir iş ortamı yaratma kastıyla hareket eder. Bu sosyolojik ve psikolojik zeminin dava dosyalarında somut delillerle desteklenmesi, uyuşmazlığın hukuki dayanıklılığını büyük ölçüde artırmaktadır.

İspat Sürecinde Davranış Kalıplarının Analizi

Hukuk uygulamasında mobbing iddialarını temellendirirken, taraflar arasındaki uyuşmazlığın salt bir "iletişim kazası" olmadığını, aksine derin mutluluk yönelimi farklılıklarına dayanan kasıtlı bir yıldırma politikası olduğunu göstermek gerekir. Bu doğrultuda, dava dilekçelerinde veya savunmalarda aşağıdaki davranış farklılıklarının delillendirilmesi büyük önem taşır:

  • Failin kısa vadeli menfaatlerine ters düşen, ancak iş etiğine ve uzun vadeli amaçlara uyan çalışanın sistematik olarak dışlanması.
  • Liyakat ve anlam arayışındaki çalışana, anlık kurtarıcı ve haz odaklı hedefler dayatılarak çalışma barışının kasten bozulması.
  • Farklı zihinsel örüntülere sahip çalışanın, ekip içindeki yok sayma uygulamalarıyla yalnızlaştırılarak üretkenlik karşıtı eylemlere zorlanması.

Bu kalıpların hukuki bir perspektifle mahkemeye sunulması, psikolojik şiddetin tesadüfi olmadığını ve doğrudan yıldırma kastı taşıdığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlamaya hizmet edecektir.

Patronumla hayata bakışımız farklı diye beni sürekli dışlıyorlar, dava açabilir miyim? expand_more
İşyerindeki bu durum sıradan bir fikir ayrılığı olmaktan çıkıp sistematik bir dışlanmaya dönüştüyse elbette dava açabilirsiniz. Çalışma hayatında tarafların olaylara ve işe yaklaşım tarzlarındaki bu derin zihinsel farklılıklar, yöneticinizin size karşı düşmanca bir iş ortamı yaratmasına zemin hazırlayabilir. Mahkemede bu durumu, yöneticinizin kendi konfor alanını korumak amacıyla size karşı kasten yıldırma politikası güttüğünün bir delili olarak sunabilir ve mobbing iddianızı yasal zeminde güçlendirebiliriz.
Sırf işimi dürüst ve düzgün yapıyorum diye haksız tutanak yiyorum, ne yapmalıyım? expand_more
Siz iş etiğine ve uzun vadeli amaçlara odaklanırken, anlık hedefler peşinde koşan yöneticilerinizin bu tutumu hukuken mobbing sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Sırf liyakat ve anlam arayışınız yüzünden günü kurtarmayı seçen kişiler tarafından haksız eleştirilere maruz kalmanız ve hakkınızda mesnetsiz tutanaklar tutulması açık bir ihlaldir. Bu eylemlerin tesadüfi olmadığını, liyakatli duruşunuzun birilerini rahatsız etmesi sebebiyle çalışma barışını bozmak amacıyla kasıtlı olarak yapıldığını mahkemede davranış kalıpları üzerinden detaylıca delillendirmemiz mümkündür.
İşyerinde bana bilerek takılan kafayı ve yapılan baskıyı mahkemede nasıl ispatlarım? expand_more
İş hukuku davalarında mobbingin varlığını kanıtlamak için eylemlerin belirli bir süreklilik arz ettiğini ve sizi işyerinden uzaklaştırma kastıyla yapıldığını ortaya koymamız gerekir. Karşı tarafın eylemlerinin basit bir "iletişim kazası" olmadığını, aranızdaki dünya görüşü uyuşmazlığından doğan sistematik ve kasıtlı bir yıldırma politikası olduğunu yargı önünde somutlaştırmalıyız. Özellikle iş etiğine uygun davrandığınız için yok sayıldığınızı ve yalnızlaştırılarak sistem dışına itilmeye çalışıldığınızı gösteren olayları mahkemeye sunarak, failin kötü niyetini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayabiliriz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir