Anasayfa/ Makale/ Mobbingin Hukuki Kavramı ve Unsurları

Mobbingin Hukuki Kavramı ve Unsurları

İşyerinde psikolojik taciz olarak bilinen mobbing, çalışanları sistematik olarak hedef alan, dışlama ve yıldırma amacı taşıyan düşmanca eylemler bütünüdür. Bu yazıda mobbingin hukuki niteliği, temel unsurları ve zorbalıktan ayrılan hukuki yönleri bir avukat perspektifiyle incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Çalışma hayatının en temel problemlerinden biri olan mobbing, hukuki literatürde bir kişi veya grubun işyerinden dışlanması maksadıyla uygulanan, rahatsız edici ve düşmanca tavırları ifade etmektedir. Temelinde yatan asıl amaç, çalışanı izole etmek, yıldırmak ve nihayetinde ortadan kaldırmak olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yapılan tanıma göre mobbing; kötü niyetli, aşağılayıcı ve intikam duygusuyla yapılan, bireyleri sabote etmeye yönelik sistematik bir davranış şeklidir. Hukuki açıdan bir eylemin mobbing sayılabilmesi için anlık bir öfke patlamasından ziyade, sistematik ve sürekli bir şekilde gerçekleşen saldırgan davranışlar bütünü olması şarttır. Günümüzde bu eylemler, yalnızca iş etiğine aykırı olmakla kalmayıp, aynı zamanda çalışanın kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliği taşıdığından, hukuki müdahale gerektiren ciddi bir ihlal olarak değerlendirilmektedir. Hukuk sistemlerinde bu ihlalin sınırlarının kesin olarak çizilmesi, ispat ve süreç yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Mobbingin Hukuki Temelleri ve Tanımı

Bir işyeri zorbalığı biçimi olan mobbing, genel geçer bir çatışma halinden hukuken kesin çizgilerle ayrılır. Çatışma, taraflar arasındaki olağan uyuşmazlıkları ifade ederken; mobbing, karşı tarafa yapılan negatif, saldırgan, agresif ve etik dışı eylemler serisini belirtmektedir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren günümüzdeki anlamıyla kullanılmaya başlanan bu kavram, hukuken duygusal boyutta gerçekleştirilen sistematik psikolojik taciz olarak tanımlanmaktadır. Failin kastı, kurbanı günah keçisi ilan etmek, itibarını zedelemek ve dedikodu mekanizmalarıyla onu yalnızlaştırmaktır. Bir hukukçu gözüyle bakıldığında, mağdura yöneltilen sözlü veya sözsüz düşmanca davranışların sınırlarının çizilmesi, hukuki sürecin en can alıcı aşamalarından birini oluşturmaktadır. Zira mağdurun maruz kaldığı eylemlerin sıradan bir iş stresi mi yoksa maksatlı bir yıldırma politikası mı olduğunun tespiti, ihlalin hukuki niteliğini doğrudan etkilemektedir.

Hukuken Mobbing Sayılan Eylemlerin Kapsamı

Mobbing iddialarının hukuki bir zemine oturabilmesi için eylemlerin belirli bir kapsama ve sürekliliğe sahip olması aranır. Bu eylemler genellikle; işle ilgili davranışlara müdahale, itibar zedeleyen eylemler, dışlayıcı tutumlar ve doğrudan saldırılar şeklinde kategorize edilmektedir. Failin, kurbanın doğruluk ve güvenilirliğine saldırarak onu itibarsızlaştırmaya çalışması, davanın temelini oluşturan önemli bir argümandır. Hukuki bağlamda en sık karşılaşılan ve mobbingin temelini oluşturan unsur olarak kabul edilen eylemler aşağıda sıralanmaktadır:

  • Sosyal izolasyon ve iletişim engeli kapsamında, mağdurun diğer çalışanlarla iletişim kurmasının kasten engellenmesi ve dışlanması.
  • Asılsız söylentiler çıkarılması, mesleki yeteneklerin haksızca eleştirilmesi ve çalışanın yetkinliğinin sürekli sorgulanması.
  • Kapasitenin altında veya üstünde mantıklı olmayan görevlerin verilmesiyle iş süreçlerinin sabote edilmesi ve çalışanın kasıtlı olarak yıpratılması.

Bu tür davranışların tespiti, olayın hukuki boyutunun çerçevelenmesi ve ihlalin kanıtlanması açısından elzemdir.

Mobbingin Hukuki Açıdan Aşamaları ve Kasıt Unsuru

Hukuk doktrininde bir olayın mobbing olarak nitelendirilebilmesi için failin kötü niyetli ve intikam duygusuyla hareket etmiş olması büyük önem taşır. Süreç genellikle niyetlenmiş bir çatışma durumuyla hazırlık evresinde başlamakta, ardından mobbingin aktif olarak uygulandığı başlangıç ve gelişme evreleri ile devam etmektedir. Hukuki incelemelerde bu aşamaların varlığı, eylemin sıradan bir işyeri anlaşmazlığı olmadığını kanıtlamak için aranır. Uygulayıcılar genellikle kurban olarak seçtikleri kişinin başarısını gölgelemeyi hedefleyen, kontrolcü ve düşmanca bir tavır sergilerler. Eylemlerin tesadüfi olmaması, sistematik ve periyodik bir şekilde tekrarlanması, fiilin asıl unsurlarını oluşturan en büyük göstergedir. Failin eylemlerinin ardındaki bu özel kasıt, mağdurun kişilik haklarına yapılan saldırının boyutunu belirlemekte ve olayın nitelendirmesinde ihlalin ağırlığını belirleyen hukuki bir kriter olarak kullanılmaktadır.

Patronum bana bir kere bağırıp hakaret etti, bu mobbing sayılır mı? expand_more
İş hukuku perspektifinden değerlendirdiğimizde, anlık bir öfke patlaması tek başına mobbing olarak kabul edilmemektedir. Bir eylemin hukuken psikolojik taciz sayılabilmesi için saldırgan ve düşmanca davranışların sistematik ve sürekli bir şekilde gerçekleşmesi şarttır. Dolayısıyla, karşılaştığınız bu durumun mobbing çerçevesinde değerlendirilebilmesi için eylemlerin periyodik olarak tekrarlanması gerekir. Ayrıca failin eylemlerinin ardında intikam duygusu veya sizi yıldırma gibi özel bir kasıt bulunması, hukuki sürecin temelini oluşturmaktadır.
İşyerinde herkes beni dışlıyor ve arkamdan dedikodu yapıyor, ne yapmalıyım? expand_more
İşyerinde size karşı yürütülen sosyal izolasyon, iletişim engeli ve asılsız söylentiler çıkarılması, hukuken mobbingin temel unsurları arasında yer almaktadır. Yöneticilerin veya iş arkadaşlarınızın sizin diğer çalışanlarla iletişim kurmanızı kasten engellemesi, kişilik haklarınıza yönelik ağır bir saldırıdır. Failin dedikodu mekanizmalarıyla sizi yalnızlaştırarak itibarınızı zedelemeye çalışması, sıradan bir çatışma hali veya iş stresi olarak nitelendirilemez. Aksine, doğrudan doğruya sizi dışlama ve sabote etme amacı taşıdığından, acil hukuki müdahale gerektiren çok ciddi bir ihlal olarak değerlendirilmektedir.
Bana sürekli yapamayacağım saçma sapan işler veriliyor, bu yasal mıdır? expand_more
Kapasitenizin çok altında veya üstünde, mantıklı olmayan görevlerin size sürekli olarak verilmesi, iş süreçlerinizin kasıtlı olarak sabote edilmesi anlamına gelir ve hukuka aykırıdır. Bu eylemler, genellikle mesleki yeteneklerinizin haksızca eleştirilmesi ve yetkinliğinizin sorgulanması ile birlikte kurgulanır. Failin buradaki asıl amacı, sizi yavaş yavaş yıpratmak, yıldırmak ve nihayetinde işyerinden uzaklaştırmaktır. Olası bir dava aşamasında bu tür görevlendirmelerin ispatlanması, maruz kaldığınız eylemlerin hukuki boyutunun çerçevelenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir.
İşyerindeki baskıların kasıtlı yapıldığını mahkemede nasıl anlarız? expand_more
Hukuk doktrininde bir baskı sürecinin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için, failin kötü niyetli ve intikam duygusuyla hareket ettiğinin ortaya konması aranmaktadır. Yargılama aşamasında, size yöneltilen eylemlerin anlık veya tesadüfi olup olmadığına değil, sistematik ve periyodik bir şekilde tekrarlanıp tekrarlanmadığına bakılır. Faillerin başarınızı gölgelemeyi hedefleyen kontrolcü tutumları ve sizi günah keçisi ilan etme çabaları mahkeme nezdinde titizlikle incelenir. Eylemlerin ardındaki bu ispatlanabilir kasıt, kişilik haklarınıza yapılan saldırının boyutunu ve verilecek kararın ağırlığını belirleyen en temel hukuki kriterdir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir