Makale
Kamu kurumlarında görev yapan çalışanların maruz kaldığı psikolojik taciz, memuriyet güvencesine rağmen sıkça karşılaşılan bir sorundur. Bu makalede, memurların başvurabileceği hukuki yollar, idari davalar ve bilhassa Danıştay ile Yargıtay’ın emsal kararları ışığında mobbing davalarının hukuki boyutu incelenmektedir.
Memur Mobbing Davaları: Hukuki Yollar ve Yargı Kararları
Kamu kurumlarında çalışan memurlar, sıkı bir hiyerarşik yapı ve bürokratik düzen içerisinde görevlerini ifa etmektedirler. Bu yapı, maalesef zaman zaman üstlerin veya çalışma arkadaşlarının yetkilerini kötüye kullanmalarına zemin hazırlamakta ve kamu personeli üzerinde sistematik bir psikolojik taciz sürecinin yaşanmasına neden olabilmektedir. İdari yetkilerin keyfi kullanımı, haksız disiplin cezaları veya nedensiz görev yeri değişiklikleri şeklindeki saldırgan tutumlar, memurun maddi ve manevi bütünlüğünü derinden sarsmaktadır. Kamu personeli, anayasal güvencelerin yanı sıra memur hukukundan doğan yasal haklara da sahiptir. Yaşanan bu hukuka aykırı fiiller neticesinde idare mahkemelerinde açılacak iptal ve tam yargı davaları, mağdurun hak arama hürriyetinin en temel dayanağıdır. Bu yazımızda, memur mobbing davalarındaki hukuki yolları, hizmet kusuru ile kişisel kusur ayrımını ve yüksek yargı mercileri olan Danıştay ve Yargıtay'ın konuya ilişkin emsal teşkil eden kararlarını detaylı bir şekilde analiz edeceğiz.
Kamu Personeli İçin Mobbing Davalarında Hukuki Yollar
Memurların karşılaştığı psikolojik taciz eylemleri, genellikle haksız disiplin soruşturmaları, geçici görevlendirmeler veya liyakate aykırı atamalar gibi idari işlemler vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurlara amirleri veya kurumları tarafından uygulanan eylem ve işlemlere karşı şikayet ve dava açma hakkı tanımıştır. Şayet bir kamu personeli, yöneticisi tarafından yıldırma amacı güdülerek gerçekleştirilen idari işlemlere maruz kalıyorsa, bu işlemlerin iptali için idari yargıda dava açabilir. Ayrıca uygulanan bu mobbing sebebiyle ortaya çıkan maddi veya manevi zararların giderilmesi amacıyla tam yargı davası açılması da mümkündür. İdare hukukunda idarenin bütünlüğü ve hizmetin sürekliliği esas olduğundan, idare ajanlarının yetkilerini kötüye kullanması hizmet kusuru doğurur ve idare, memurunun kişilik haklarını korumakla mükelleftir. Sürecin adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı ilerleyeceğinin belirlenmesi, davanın esası için kritik bir aşamadır.
Yargı Yolunun Belirlenmesi: Hizmet Kusuru mu Kişisel Kusur mu?
Memur mobbing davalarındaki en büyük tartışmalardan biri, davanın kime karşı ve hangi yargı kolunda açılacağı meselesidir. Yargıtay ve Danıştay içtihatları bu noktada zaman zaman farklılaşmaktadır. Yargıtay, kamu görevlisinin kin veya düşmanlık gibi hislerle gerçekleştirdiği mobbing eylemlerini açıkça görevinden ayrılabilen kişisel kusur olarak nitelendirmekte ve tazminat davalarının doğrudan adli yargıda fail aleyhine açılabileceğine hükmetmektedir. Buna karşın Danıştay, idarenin sağladığı yetki, araç ve gereçlerle; görev sırasında ve görevle bağlantılı olarak gerçekleştirilen, haksız disiplin cezası veya sürgün niteliğindeki atamalar gibi işlemleri hizmet kusuru olarak kabul etmektedir. İdari eylemlerle ortaya çıkan ve devamlılık arz eden bu neviden zararların idari yargıda idareye karşı açılacak bir dava ile tazmin edilmesi gerektiği görüşü idare hukukunda daha hakimdir. Bu hususun tespiti, mağduriyetin giderilmesi için usuli hataların önüne geçilmesini sağlar.
Danıştay Kararları Işığında Sistematiklik Unsuru ve Emsal Vakalar
Danıştay, kararlarında mobbingin tespit edilebilmesi için eylemlerin mutlaka sistematik bir biçimde devam etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Örneğin, bir Danıştay kararında, bir memurun komisyonlarda görevlendirilmemesi ve yıllık izin dönüşü bekletilmesi gibi olaylar tek başına mobbing sayılmamış; eylemlerin devamlı surette baskı oluşturmaya yönelik olması gerektiği belirtilmiştir. Ancak başka bir emsal kararda, bir öğretmenin ders programının haftanın geneline yayılarak zorlaştırılması, birbiriyle çakışan ve uzak mesafeli dört farklı okulda görevlendirilmesi açıkça psikolojik taciz olarak değerlendirilmiş ve ruhsal sağlığı bozulan memur lehine manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Yine bir belediyede zabıta müdür yardımcısı olan memurun sekiz yıl boyunca sürekli farklı kadrolara atanması ve pek çok haksız disiplin cezası alması durumu da idari yargı tarafından hukuka aykırı bulunmuş ve yüksek miktarda tazminata karar verilmiştir.
Disiplin Soruşturmaları ve Görev Yeri Değişiklikleriyle Mobbing
Kamu idaresinde en sık karşılaşılan mobbing türlerinden biri, amirlerin sahip olduğu disiplin yetkisini çalışanı sindirmek için bir silah olarak kullanmasıdır. Danıştay kararlarında da sıkça görüldüğü üzere, yeterli ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmeden, tanık ifadelerine başvurulmadan yalnızca tutanaklara dayanılarak memura disiplin cezası verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Sakarya 1. İdare Mahkemesinin bir kararında, bir başhemşireye ardı ardına açılan altı soruşturma sonucunda dört disiplin cezası verilip ardından başka bir hastaneye geçici görevlendirme ile sürülmesi açıkça yıldırma amaçlı bulunmuş ve tazminata hükmedilmiştir. Bu gibi örnekler, kamu yöneticilerinin memuru işten soğutma saikiyle gerçekleştirdikleri idari işlemlerin mahkemelerden döneceğini ve mağdurun anayasal maddi ve manevi varlığını koruma hakkının idari yargı eliyle teminat altına alındığını açıkça göstermektedir.
Memur mobbing süreçlerinde mağdur personelin hukuki mücadele kapsamında başvurabileceği başlıca yollar şu şekilde sıralanabilir:
- İdari amire ve kuruma ait denetim birimlerine müracaat edilmesi,
- Kamu Görevlileri Etik Kurulu veya Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna (TİHEK) şikayette bulunulması,
- Haksız disiplin cezası ve atama gibi işlemlerin iptali için idare mahkemelerinde iptal davası açılması,
- İdarenin hizmet kusurundan doğan maddi ve manevi zararlar için idari yargıda tam yargı davası açılması,
- Eylemlerin kişisel kusur veya suç teşkil etmesi durumunda Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ve adli yargıda fail aleyhine dava açılması.