Anasayfa Makale Kamuda Gizlilik İhlali ve Etiketleme Yoluyla...

Makale

Kamu kurumlarında çalışan devlet korumasındaki gençlerin atanma şekillerinin ifşa edilmesi, gizlilik ihlali ve etiketleme yoluyla mobbinge zemin hazırlamaktadır. Bu durum, personelin dışlanmasına, mesleki itibarının zedelenmesine ve çalışma barışının bozulmasına neden olan ciddi bir hukuki ve idari sorundur.

Kamuda Gizlilik İhlali ve Etiketleme Yoluyla Mobbing

Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen bireylerin kişisel verilerinin ve atanma dayanaklarının gizliliği, anayasal bir güvence olmakla birlikte, idare hukukunun da temel prensipleri arasında yer almaktadır. Özellikle 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında devlet korumasında yetişerek kamuya yerleştirilen gençlerin durumunda, gizlilik ilkesinin ihlali ciddi mağduriyetler doğurmaktadır. İnsan kaynakları birimlerinde kalması gereken atama şekli ve kurum geçmişi gibi özel nitelikli bilgilerin diğer personeller tarafından öğrenilmesi, çalışan üzerinde kurulan hedef alma ve yıpratma sürecinin ilk adımını oluşturmaktadır. Hukuki açıdan, idarenin kişisel verileri koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, çalışanın iş yerinde etiketlenmesine, ön yargılara maruz kalmasına ve haksız ithamlarla karşılaşmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır. Bir hukuk bürosu perspektifiyle değerlendirildiğinde, bu tür gizlilik ihlalleri idarenin kusuru teşkil etmekte ve mağdur çalışana yasal yollara başvurma hakkı vermektedir.

Atanma Şeklinin İfşası ve Gizlilik İhlalinin Hukuki Boyutu

Kamu idaresi, personeline ilişkin özlük dosyalarını ve kişisel verileri üstün bir özenle korumakla mükelleftir. Mevzuatımıza göre, atanan personelin personel hareket onayında veya sistem kayıtlarında yer alan kuruma geliş şekline dair özel ibarelerinin yetkisiz kişilerce erişilebilir olması açık bir hukuk ihlali oluşturmaktadır. İlgili çalışmalardan elde edilen ifadelere göre, göreve başlanılan ilk günlerde dahi personelin geçmişinin diğer çalışanlarca dedikodu yoluyla öğrenilmesi, idarenin sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini net bir şekilde göstermektedir. Özel hayatın gizliliği hakkı zedelenen personelin, kurum içinde savunmasız bırakılması, çalışma yaşamının en önemli unsurlarından biri olan hakkaniyet ilkesini derinden sarsmaktadır. Yetkili amirlerin veya personel biriminin, memurun kuruma geliş şeklini lüzumsuz yere diğer çalışanlarla paylaşması, çalışanın damgalanmasına ve itibar zedelenmesine uğramasına hukuki bağlamda doğrudan zemin yaratmaktadır.

Etiketleme, Ön Yargı ve Çalışma Barışının Bozulması

Gizlilik ihlalinin doğal ve en yıkıcı sonucu, çalışanın iş ortamında haksız bir etiketlemeye tabi tutulmasıdır. Kurum geçmişi ifşa olan çalışanlar, liyakat ve mesleki yeterlilikleri yerine doğrudan statüleri üzerinden yargılanmaktadır. Çalışma ortamında diğer personeller tarafından kural tanımaz veya eğitimsiz olarak ön yargıyla değerlendirilen mağdurlar, sürekli bir ispat külfeti altında bırakılmaktadır. Hukuki bağlamda idarenin işçiyi gözetme borcu kapsamında, bu tarz ön yargıların ve etiketlemelerin önüne geçecek idari tedbirleri alması şarttır. Sınavsız atanma hakkının bir lütuf veya haksız kazanç gibi lanse edilmesi, devletin sosyal devlet ilkesi gereği sunduğu bir anayasal hakkın, iş arkadaşları tarafından çalışana karşı bir mobbing silahı olarak kullanılmasına yol açmaktadır. Çalışanların dışlanması ve yetersizmiş gibi hissettirilmesi, idarenin çalışma barışını sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiğini kanıtlamaktadır.

Etiketleme yoluyla mobbing sürecinde personellerin karşılaştığı hukuka aykırı durumlar şöyledir:

  • Çalışanın mesleki liyakatinin haksızca sorgulanması ve kasten küçümsenmesi.
  • Geçmişi nedeniyle mesnetsiz ve onur kırıcı ithamlara maruz bırakılması.
  • İş ortamında oransız acıma duygusuyla çalışanın pasifize edilmesi.
  • Mesleki hataların ısrarla kurum geçmişiyle ilişkilendirilmesi.

Etiketleme Yoluyla Mobbingin Sonuçları ve İdarenin Sorumluluğu

Kişisel verilerin ifşası ve ardından gelen etiketleme, zamanla çalışanda öz güven eksikliği, işten soğuma ve korkuya kapılma gibi ağır sonuçlar doğurmaktadır. Amirlerine karşı hakkını savunamayan ve sürekli bir dışlanma korkusu yaşayan memur, pasifize edilerek mobbingin en ağır safhasını yaşamaya mahkum edilmektedir. Kamu kurumları, personeli arasındaki sağlıklı iletişimi kurma ve personelin maddi manevi varlığını koruma konusunda mutlak yasal sorumludur. Kurum idaresinin bu dedikoduları ve etiketlemeyi engellemek yerine duruma göz yumması, hukuken idarenin hizmet kusurunu perçinlemektedir. Erken yaşta iş hayatına atılan bu çalışanlara uygulanan sistematik yıpratma ve etiketleme eylemleri, ilgili kamu personel mevzuatı çerçevesinde amirlerin yükümlülüklerine aykırıdır. Mağdur personelin hukuki yollara başvurarak, idarenin veri güvenliği zafiyeti ve süreci önlememesi sebepleriyle maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı her zaman yasal güvence altındadır.

3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: