Makale
İşyerinde psikolojik taciz olarak bilinen mobbing, çalışanı işten uzaklaştırmayı hedefleyen sistematik ve etik dışı eylemler bütünüdür. Bu makalede, mobbingin temel unsurları, uluslararası tanımları ile hiyerarşik veya yatay düzlemde ortaya çıkış biçimleri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
İşyerinde Mobbingin Hukuki Anatomisi ve Temel Unsurları
Günümüz çalışma hayatında işçi ve işveren ilişkilerini derinden sarsan en önemli olgulardan biri mobbing (psikolojik taciz) eylemleridir. Kelime anlamı olarak İngilizce "to mob" (örgütsel baskı) kökünden türeyen mobbing, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından çalışana veya bir grup işçiye zarar vermeyi amaçlayan onur kırıcı ve saldırgan davranışlar olarak tanımlanmaktadır. Hukuki bir kavram olarak mobbing, anlık bir uyuşmazlıktan ziyade, sistematik biçimde düşmanca ve ahlak dışı uygulamalarla ortaya çıkan psikolojik bir terör sürecidir. Hukuk uygulamaları bağlamında bir eylemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için eylemin hedef gözeterek, uzun bir zaman dilimine yayılarak ve çalışanı işyerinden uzaklaştırma kastıyla yapılması aranmaktadır. Bir işyerinde karşılaşılan her türlü olumsuz davranış mobbing boyutuna ulaşmayabilir; ancak etik kurallara uymayan davranış biçimleri ile çalışanın sabrını zorlamak ve üzerinde planlı bir baskı kurmak, bu kavramın hukuki anatomisinin temelini oluşturmaktadır.
Mobbingin Kurucu Unsurları ve Hukuki Niteliği
Bir eylemin hukuki düzlemde psikolojik taciz (bezdiri) olarak kabul edilebilmesi için birtakım temel unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir. Araştırmacı Heinz Leymann'ın da belirttiği üzere, mobbing eylemlerinin en belirleyici özelliği sistematik ve sürekli olmasıdır. Çalışana yönelik yaş, ırk veya cinsiyet gibi kişisel özelliklerden ziyade, doğrudan kişiyi hedef alan, kurumdaki sıradan bir personele dahi uygulanabilen duygusal yönden zarar verici eylemler bütünüdür. Hukuki açıdan mağdurun iş ortamından uzaklaştırılması, yöneticilerin gözündeki değerinin kaybettirilmesi ve psikolojik olarak çaresiz bir konuma sürüklenmesi amaçlanmaktadır. Kasıt unsurunun varlığı, eylemlerin planlı bir biçimde, mağduru yıldırma veya istifaya zorlama niyetiyle gerçekleştirilmiş olmasını gerektirir. Bu durum, failin eylemlerini kurumsal prosedürlere ve protokollere sığınarak haklı göstermeye çalışmasıyla da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.
Mobbingin İşyerindeki Görünüm Biçimleri
Mobbing vakaları, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde tarafların konumlarına göre hukuki olarak farklı şekillerde tasnif edilmektedir. Bu bağlamda, hiyerarşik güç dengesizliklerinin kullanıldığı veya eş değer pozisyonlardaki rekabetin kötüye kullanıldığı yatay ve dikey mobbing olmak üzere iki temel türden söz edilmektedir:
- Yukarıdan Aşağıya (Dikey) Mobbing: İşyerinde daha üst konumda bulunan yöneticilerin, disiplin ve güç kullanımını kötüye yürüterek astlarına karşı uyguladığı, en yaygın görülen yıldırma biçimidir.
- Aşağıdan Yukarıya (Dikey) Mobbing: Nadir görülmekle birlikte, astların bir araya gelerek yöneticilerini zor durumda bırakmak, talimatlara uymamak veya bilgiyi saklamak suretiyle uyguladıkları planlı sabotaj eylemleridir.
- Yatay Mobbing: Statü olarak eşit düzeyde bulunan çalışanların, kurum içi rekabet, terfi etme amacı veya kişisel çekişmeler nedeniyle birbirlerinin performansını düşürmeye yönelik gerçekleştirdiği bilgi saklama ve örgütten soyutlama eylemleridir.
Failin Hukuki Sorumluluğunu Doğuran Nedenler
Hukuki uyuşmazlıklarda mobbing uygulayıcılarının niyetleri ve uyguladıkları taktikler, sürecin ispatı açısından büyük önem taşımaktadır. Fail, genellikle gücü elinde bulundurmayı sevdiği veya kendi kişisel yetersizliklerini gizlemek istediği için çalışma arkadaşlarının haklarına saldırarak yıldırma eylemlerine girişir. Kimi zaman kabadayı bir tutumla açık bir baskı kuran fail, kimi zaman kontrol hastası bir yaklaşımla iş tasarımına dair tüm bilgi akışını elinde tutarak mağduru başarısızlığa sürüklemeyi hedefler. Eylemin hukuki karşılığında, failin işverenin kendisine tanıdığı yönetim hakkını ve sınırsız yetki yanılgısını kötüye kullanarak adalet ilkesini açıkça ihlal ettiği görülür. Mağdurun itibarını zedelemeyi amaçlayan bu haksız fiiller, failin bireyi grup kurallarına uymaya zorlaması veya sadece kişisel husumetini iş ilişkilerine yansıtması şeklinde cereyan etmektedir.