Anasayfa Makale İşverenlerin Tazminat Ödememek İçin Uyguladığı...

Makale

İş hayatında çalışanların kıdem tazminatı haklarını gasp etmek amacıyla işverenler tarafından uygulanan mobbing, yasal yükümlülüklerden kaçınmanın sistematik bir aracı haline gelmiştir. Bu makale, işçileri istifaya zorlayan psikolojik taciz yöntemlerini ve iş hukukumuzdaki yeri bağlamında işçi haklarının nasıl ihlal edildiğini incelemektedir.

İşverenlerin Tazminat Ödememek İçin Uyguladığı Mobbing

Çalışma hayatında esnekleşme uygulamaları ve neoliberal politikaların bir sonucu olarak, güvencesiz çalışma koşulları giderek yaygınlaşmaktadır. Bu düzende işverenler, yasal bir hak olan kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla işçiler üzerinde sistematik bir psikolojik taciz, yani mobbing uygulamaktadır. İşverenler, özellikle uzun yıllar aynı işyerinde çalışan ve belirli bir kıdeme ulaşan işçileri doğrudan işten çıkarmak yerine, onları yıldırarak kendi istekleriyle istifa etmeye zorlamaktadır. Böylelikle, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshi durumunda doğacak olan kıdem tazminatı hakkı gasp edilmektedir. Hukuki açıdan son derece sorunlu olan bu süreçte, çalışanlar işsizlik korkusu ve hukuki yolların uzun sürmesi nedeniyle çoğu zaman boyun eğmek zorunda kalmakta ve emeklerinin karşılığı olan haklarından mahrum bırakılarak prekaryalaşma döngüsüne itilmektedir.

İstifaya Zorlama Yöntemleri ve Yıldırma Politikaları

İş hukukunda işçiyi koruyan emredici hükümlere rağmen, işverenler yasaların etrafından dolaşarak yasal yükümlülüklerden kaçınmak için çeşitli yıldırma politikaları geliştirmektedir. Bu politikaların başında, çalışanın rızası alınmaksızın evine çok uzak olan farklı şubelere sürgüne gönderilmesi ve sürekli işyeri değişikliği yapılması gelmektedir. İşçinin düzenini bozmaya yönelik bu hamleler, işe geç kalmalara zemin hazırlayarak işverene haklı fesih gerekçesi yaratma fırsatı vermektedir. Bunun yanı sıra, işçinin en ufak hatalarında veya raftaki çürük ürünler gibi bahanelerle hakkında sürekli olarak tutanak tutulması yoluyla çalışanın üzerinde yoğun bir psikolojik baskı kurulmaktadır. Sistematik olarak uygulanan bu mobbing ve istifaya zorlanma, çalışanın çaresiz kalarak işten ayrılmasına neden olmakta; işveren ise bu sayede hem tazminat ödemekten kurtulmakta hem de mahkemelerde bu uydurma tutanaklarla haklı çıkmaya çalışmaktadır.

İş Kanunu Çerçevesinde Hak Gaspı ve İşçinin Çaresizliği

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi, işçiye ücretinin kanun ve sözleşme şartlarına uygun ödenmemesi, yıllık izin kullandırılmaması veya karşılığı ödenmeyen fazla mesailer gibi durumlarda haklı nedenle derhal fesih hakkı tanımaktadır. Bu hak kapsamında işçi, iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatı almaya hak kazanmaktadır. Ancak uygulamada, işverenler işçiyi bu hakkını kullanmadan önce yoğun bir mobbing ve baskıya maruz bırakarak yıldırmakta ve kendi isteğiyle hiçbir hak talep etmeden istifa etmesini sağlamaktadır. Tazminat haklarını mahkeme yoluyla aramak isteyen işçiler ise, dava süreçlerinin yıllarca sürmesi ve işverenin avukat kadrolarına karşı mücadele etme zorunluluğu nedeniyle hak arama yollarından caydırılmaktadır. Hukuki sürecin uzunluğu ve güvencesizlik, işçileri işverenlerin dayattığı ağır çalışma şartlarına ve kıdem tazminatı gaspına çaresizce boyun eğmeye mecbur bırakmaktadır.

İşverenlerin tazminat ödememek için sıkça başvurduğu mobbing uygulamaları şu şekilde özetlenebilir:

  • İşçiyi sürekli ve keyfi olarak uzak şubelere sürgüne göndermek ve kurulu düzenini bozmak.
  • Yapılamayacak düzeyde ağır işler vererek çalışanı fiziksel ve zihinsel olarak tüketmeye çalışmak.
  • Ufak hatalar bahane edilerek sistematik şekilde tutanak tutmak ve işten çıkarma kılıfı hazırlamak.
  • İzin haklarını kullandırmamak ve işçiyi sürekli bir işsizlik tehdidi altında çalıştırmak.
3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: