Anasayfa Makale İSG Mevzuatında İşverenin Psikososyal Riskleri...

Makale

İş sağlığı mevzuatı kapsamında işverenin temel yükümlülüklerinden biri, fiziksel tehlikelerin yanı sıra mobbing ve zorlu çalışma koşulları gibi psikososyal riskleri önlemektir. Bu makale, işverenin 6331 sayılı Kanun kapsamındaki psikososyal riskleri önleme borcunu hukuki bir perspektifle incelemektedir.

İSG Mevzuatında İşverenin Psikososyal Riskleri Önleme Borcu

İş hayatı, günlük yaşantımızın önemli bir bölümünü oluşturmakta ve çalışanların bedensel sağlığı kadar ruhsal bütünlüğünün de korunmasını zorunlu kılmaktadır. Gelişen endüstriyel koşullar ve modern çalışma düzeni, işyerlerinde sadece fiziksel tehlikeleri değil, aynı zamanda psikososyal riskleri de ön plana çıkarmaktadır. Türk iş hukuku ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işverenler, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu geniş kapsamlı koruma borcu, mesleki tehlikeleri önlemek, her türlü tedbiri almak ve değişen şartlara uyum sağlayarak mevcut durumu iyileştirmek gibi temel hukuki sorumlulukları içerir. Hukuki uygulamalarımızda sıklıkla karşılaştığımız üzere, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerine uyulup uyulmadığını denetleme yükümlülüğü, çalışanın psikolojik bütünlüğünü tehdit eden unsurların da bertaraf edilmesini kapsar. Dolayısıyla, işverenin koruma borcu, fiziksel ortamın güvenliği ile sınırlı kalmayıp, çalışanların maruz kalabileceği psikososyal tehlikelerin önlenmesini de emreden emredici bir hukuk kuralı niteliğindedir.

6331 Sayılı Kanun Kapsamında Risk Değerlendirmesi ve Önleme Borcu

İş sağlığı ve güvenliği sistematiğinde proaktif yaklaşımın temelini oluşturan risk değerlendirmesi, işverenin devredilemez ve vazgeçilemez asli görevlerinden biridir. 6331 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, işverenler işyerinde var olan veya dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi ve bu tehlikelerin riske dönüşmesine engel olunması amacıyla kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak zorundadır. Bu değerlendirme süreci, sadece görünür fiziksel iş kazası risklerini değil, personelin ruhsal yapısını bozabilecek çalışma koşulları, vardiyalı çalışma ve gece çalışması gibi risk faktörlerini de kapsamak zorundadır. İşveren, risklerin etkilemesi muhtemel olan çalışanların durumunu analiz etmeli ve çalışma yöntemlerini, çalışanın sağlık ve güvenlik düzeyini artıracak şekilde organize etmelidir. Uzman bir mobbing avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, işyerindeki psikososyal risk faktörlerinin önceden tespit edilip derecelendirilmemesi, hukuki ihtilaflarda işverenin gözetim borcuna aykırılık teşkil eden bir ihmal olarak kabul edilmektedir.

Psikososyal Risk Faktörleri Olarak Mobbing ve Zorlu Çalışma Koşulları

Modern iş yaşamında, fiziksel risklerin ötesinde yoğun bir biçimde psikososyal risklerden etkilenmektedir. Yapılan hukuki incelemeler ve saha analizleri, zorlu çalışma koşullarının doğrudan bir sonucu olarak mobbing, vardiyalı çalışma ve gece çalışmasının çalışanlar üzerinde ciddi tahribatlar yarattığını ortaya koymaktadır. İşverenin emredici nitelikteki koruma ve gözetim borcu, işçinin sadece bedenini değil, aynı zamanda onurunu ve psikolojik sağlığını da güvence altına almayı hedefler. İşyerinde psikolojik taciz niteliği taşıyan eylemlerin varlığı, işverenin organizasyonel yükümlülüklerini ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini eksik uyguladığının en somut hukuki göstergesidir. İlgili mevzuat uyarınca işveren, çalışanların riskler konusunda eğitim almasını, bilgilendirilmesini ve tehlikeli durumların önüne geçecek kurumsal politikaların inşa edilmesini sağlamak zorundadır. Bu bağlamda işveren, tespit edilen risklerin kaynağında yok edilmesi stratejisini izlemelidir.

İşverenin Psikososyal Riskleri Önlemeye Yönelik Yükümlülükleri

Hukuki uygulamalarımız bağlamında, işverenin psikososyal riskleri önleme borcu belirli eylem ve tedbirleri zorunlu kılmaktadır. Bu yükümlülüklerin proaktif bir şekilde yerine getirilmemesi, iş kazalarının artmasına ve ciddi hukuki sorumluluklara zemin hazırlayan kusurlu bir davranış olarak nitelendirilir:

  • Risk analizi entegrasyonu: İşyerine özgü psikososyal risklerin, genel iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi süreçlerine dahil edilmesi zorunludur.
  • Kurumsal farkındalık ve eğitim: Çalışanların ve yöneticilerin, yasal hakları ile korunma yöntemleri hususunda periyodik olarak eğitilmesi ve temel güvenlik kültürünün oluşturulması gerekir.
  • Organizasyonel düzenlemeler: Aşırı zorlayıcı çalışma şartları ve vardiya düzenlerinin, insan onuruna ve mesleki gerekliliklere uygun bir şekilde optimize edilmesi elzemdir.
  • Denetim ve izleme: Alınan koruyucu ve önleyici tedbirlerin işyerinin her kademesinde uygulanabilirliğinin denetlenmesi gerekmektedir.

İşletmelerin bu hukuki adımları atması, güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratmanın temel dayanağıdır.

3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: