Anasayfa Makale İş Hukukunda Mobbing: İşçi Hakları ve İşveren...

Makale

İşyerinde psikolojik taciz (mobbing), Türk hukuk sisteminde Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilerek işçi hakları güvence altına alınmıştır. Bu makale, mobbing mağduru işçilerin yasal haklarını ve işverenlerin hukuki sorumluluklarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir.

İş Hukukunda Mobbing: İşçi Hakları ve İşveren Sorumluluğu

Çalışma hayatında bireylerin ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden en ciddi sorunlardan biri olan işyerinde psikolojik taciz veya yaygın adıyla mobbing, günümüzde hukuki boyutlarıyla giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Türk hukuk sistemimizde mobbing kavramı doğrudan ve tek bir özel kanun maddesi ile tanımlanmamış olsa da, mevcut yasal düzenlemeler içerisinde işçi hakları ve kişilik haklarının korunması bağlamında dolaylı olarak geniş bir koruma kalkanı sağlanmıştır. Özellikle işverenlerin, çalışanların onurunu ve haysiyetini koruma yükümlülüğü, iş hukukunun temel prensipleri arasında yer alır. Her türlü ayrımcı muamele, küçük düşürücü eylem ve bireyin özel yaşamına yönelik saldırılar, yasalarımız tarafından yasaklanmış olup ağır yaptırımlara tabidir. Bir hukuk bürosu perspektifiyle ele alındığında, çalışanların maruz kaldığı bu tür sistematik haksızlıkların hukuki zeminde nasıl değerlendirildiği, işverenin sorumluluğu ve işçinin başvurabileceği yasal yollar büyük bir hassasiyet taşımaktadır. Bu makalede, işyerinde yaşanan psikolojik taciz vakalarının hukuki dayanakları detaylandırılarak incelenecektir.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin Sorumluluğu

İş ilişkisinde taraflar arasındaki temel yasal dayanaklardan biri olan Türk Borçlar Kanunu, işverenin çalışanlarına karşı yükümlülüklerini açıkça düzenlemektedir. Kanunun 417. maddesi uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve ona saygı göstermek zorundadır. Bu yasal düzenleme, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzenin sağlanmasını şart koşarken, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları için gerekli tüm önlemlerin alınmasını açıkça emreder. İşverenler, sadece fiziksel iş sağlığı ve güvenliğini değil, aynı zamanda çalışanların ruhsal bütünlüğünü koruyacak tedbirleri de eksiksiz olarak yerine getirmekle yükümlüdür. İşverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranarak bu yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda, işçinin kişilik haklarının zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkan zararların tazmini gündeme gelir. Bu durumda işverenin sorumluluğu, sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Kişilik Haklarının Korunması

İşyerinde karşılaşılan psikolojik şiddet eylemleri, temelinde bireyin kişilik haklarına yapılmış ağır bir saldırı niteliği taşır. Bu bağlamda, Türk Medeni Kanunu, iş hukukundaki boşlukları dolduran en önemli yasal dayanaklardan biridir. Kanunun 24. maddesi, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimsenin, bu saldırıda bulunanlara karşı hakimden koruma talep edebileceğini belirtir. İşçinin rızası, üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği bir yetki bulunmadıkça, işyerinde gerçekleştirilen her türlü dışlayıcı, küçük düşürücü veya yıpratıcı eylem hukuka aykırı kabul edilir. Ayrıca, Kanunun 25. maddesi gereğince, mobbing mağduru işçi, henüz başlamamış ancak gerçekleşme tehlikesi bulunan bir saldırının engellenmesini, halihazırda devam eden bir saldırının durdurulmasını ve hatta sona ermiş olsa bile etkileri devam eden haksız fiilin hukuka aykırılığının tespit edilmesini mahkemeden talep etme hakkına sahiptir.

2011/2 Sayılı Genelge Işığında Alınması Gereken Önlemler

İş hukukunda psikolojik tacizle mücadelenin devlet politikası haline gelmesinin en önemli göstergelerinden biri, 2011/2 Sayılı İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi Genelgesi'dir. Bu genelge, hem kamu kurumlarında hem de özel sektörde yaşanan psikolojik tacizin çalışanların sağlığını tehdit ettiği gerçeğinden yola çıkarak hazırlanmıştır. Genelgeye göre, işyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikli olarak işverenin sorumluluğundadır. Bu doğrultuda, toplu iş sözleşmelerine psikolojik tacizi önleyici hükümlerin eklenmesi teşvik edilmektedir. Ayrıca, çalışanların destek alabileceği ALO 170 hattı aracılığıyla psikologlar eşliğinde yardım sunulması yasal bir güvence olarak uygulamaya konulmuştur. Bu yasal metinler, işçinin saygınlığını sarsan eylemlerin engellenmesi adına işverenlere aktif bir koruma yükümlülüğü yüklerken, aynı zamanda inceleme süreçlerinde bireylerin özel yaşamlarının gizliliğine büyük bir hassasiyet gösterilmesini zorunlu kılmaktadır.

Mobbing Mağduru İşçinin Başvurabileceği Yasal Yollar

Psikolojik tacize maruz kalan bir çalışanın kendi haklarını arama sürecinde izlemesi gereken adımlar ve sahip olduğu yasal haklar büyük önem taşımaktadır. Çalışanlar, maruz kaldıkları kötü muameleyi kabul etmemeli ve hukuki sınırlar içinde güçlü bir mücadele yürütmelidir. Mahkemelerde delil sunma süreçleri karmaşık olabilmekle birlikte, işçinin iddialarını güçlendirecek belirli adımlar mevcuttur. Mobbing mağduru işçilerin hukuki süreçte haklarını ararken dikkat etmesi gereken temel hususlar şunlardır:

  • Yaşanılan tüm sözlü ve davranışsal saldırıların tarih ve saat belirtilerek yazılı olarak kayıt altına alınması.
  • Hukuki süreçte mahkemeye sunulmak üzere güvenilir ve tarafsız tanıkların bulunması ve ifadelerinin alınması.
  • Amirlerden veya yöneticilerden gelen mantıksız sözlü emirlerin delil niteliği taşıması amacıyla yazılı olarak talep edilmesi.
  • Gerekli durumlarda psikolojik rahatsızlıkların belgelenmesi adına uzman doktorlardan rapor alınarak yasal sürecin desteklenmesi.

İşçiler, bu adımları izleyerek Türk Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun uyarınca sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat haklarını kullanabilir, maddi ve manevi zararlarının giderilmesini mahkemelerden talep edebilirler.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: