Anasayfa/ Makale/ CMK 134 Hukuki Temeli ve Kişi Kapsamı

CMK 134 Hukuki Temeli ve Kişi Kapsamı

Bilişim sistemlerinde uygulanan arama, kopyalama ve elkoyma tedbirleri dijital çağda maddi gerçeğe ulaşmanın en temel yoludur. Bu makalede, CMK m.134 hükmünün hukuki temelleri, yasal dayanakları ve uygulamanın şüpheli, sanık, mağdur, avukat ve kamu görevlilerini nasıl etkilediği bilişim hukuku ışığında incelenmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, suç tipleri ve delil elde etme yöntemleri de tamamen dijital bir boyuta evrilmiştir. Geleneksel koruma önlemlerinin elektronik delil toplama sürecinde yetersiz kalması ve bu durumun zaman zaman temel hak ve özgürlükler ile orantılılık ilkesi bağlamında ağır ihlallere yol açabilmesi, kanun koyucuyu özel bir hukuki düzenleme yapmaya itmiştir. Bu güncel ihtiyacın bir neticesi olarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu m.134 ile bilişim dünyasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve eş zamanlı olarak özel hayatın gizliliği hakkının güvence altına alınması hedeflenmiştir. Sadece spesifik bilişim suçlarında değil, herhangi bir ceza yargılamasına konu fiilin delillerinin dijital ortamda bulunduğu tüm hallerde tatbik edilebilen bu modern tedbir, hukuk pratiğindeki muazzam bir usul boşluğunu doldurmaktadır.

Düzenlemenin Hukuki Temeli ve Uluslararası Boyutu

Bilişim sistemlerine özgü olan bu yasal düzenlemenin hukuki temeli, dijital verilerin manipülasyona çok açık, uçucu ve kopyalanabilir olması nedeniyle klasik delil yöntemlerinden net biçimde ayrılmasına dayanır. Geçmiş dönemlerde mülga yasalar ışığında genel arama ve elkoyma tedbirleri kullanılarak yapılan elektronik işlemler, çoğu zaman bireylerin mülkiyet hakkı ve mahremiyetini ölçüsüzce sınırlandırmaktaydı. Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası metinlerden biri niteliğindeki Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi bu spesifik tedbirin mimarisinde temel yasal referanslardan birini oluşturmaktadır. Bu uluslararası sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince, saklanan elektronik verilere adli erişim sağlanması belli kurallara bağlanmıştır. Sonuç itibarıyla yasakoyucu, söz konusu mutabakata uyumlu bir biçimde, orantısız müdahaleleri önlemek maksadıyla genel usul kurallarını esnetmiş ve sadece elektronik verilere özgü, uluslararası adli bilişim standartlarıyla harmanlanmış yeni bir hukuki alt yapı oluşturmuştur.

Şüpheli ve Sanık Yönünden Tedbirin Etki Alanı

Söz konusu yasa maddesinin kaleme alınış biçiminde açıkça şüphelinin kullandığı bilgisayar ifadesine vurgu yapılmış olup, bu ifade kişi kapsamının temel sınırını çizmektedir. Buradaki en kilit hukuki kriter, arama veya imaj alma yapılacak ilgili cihazın bizzat şüphelinin mülkiyetinde olmasının şart koşulmamasıdır; kişinin aracı ödünç alarak, kiralayarak yahut sadece ortak bir ağ üzerinden fiilen kullanmış olması dahi hukuken yeterli görülmektedir. Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatını taşıyan bireylere tatbiki son derece net olan bu kuralın, yargılamanın kovuşturma evresine taşındığında sanıklara uygulanıp uygulanamayacağı ise tartışma konusudur. Kimi görüşler metnin lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak kapsamı sadece soruşturma aşamasıyla sınırlı tutarken, güncel bilişim hukuku uygulamaları mahkemelerin resen delil toplama yetkisi ve maddi gerçeği aydınlatma gayesi çerçevesinde, gerektiğinde sanık sıfatını haiz kişiler yönünden de bu usulün işletilebileceğine işaret etmektedir.

Üçüncü Kişiler ve Mağdurlar Açısından Uygulanabilirlik

Kişi kapsamının değerlendirilmesinde, suçla hiçbir bağlantısı veya şüphesi bulunmayan sıradan üçüncü kişilere karşı bu tedbirin tatbiki, kanuni şartlar gereği kural olarak mümkün gözükmemektedir. Ancak, şüpheli şahsın eylemlerini bizzat kullanmak suretiyle üçüncü bir şahsa ait bilişim sistemi üzerinden gerçekleştirmesi halinde, o sistemin adli bilişim incelemesine konu edilebilmesi hukuka uygundur. Öte yandan, siber saldırıların asıl hedefi olan, sistemi bir zombi ağa dönüştürülen şikayetçi ve mağdur pozisyonundaki kişiler yönünden farklı bir pratik işlemektedir. Mağdurun kendi bilişim sisteminde suça dair elektronik izlerin bulunması ihtimalinde, bu kişinin sürece bizzat rıza göstermesi halinde yasadaki o katı ve daraltıcı ön şartlar aranmaksızın delil tespiti yapılabilir. Böylesi bir vakada mağdur, kendi temel haklarının korunması ve maruz kaldığı hukuka aykırılığın failinin tespit edilmesi beklentisiyle yetkili makamlarla iradi bir iş birliği yapmaktadır.

Avukatlar ve Kamu Görevlileri Bakımından Değerlendirme

Ceza yargılamasında savunma makamını temsil eden ve mesleki sırları gereği yasalarda özel güvencelerle donatılan avukatların sistemleri üzerinde yürütülecek işlemlerde çok daha titiz bir usul takibi zorunludur. Bizzat avukatın şüpheli konumuna düştüğü iddialarda, CMK sistematiğindeki avukat bürolarında arama prosedürünü ihtiva eden kurallar ile mevcut bilişim maddesi kurallarının mutlak surette birlikte entegre edilerek uygulanması gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak kabul görür. Kamu mülkiyetindeki cihazları kullanan kamu görevlileri ise bir diğer spesifik inceleme başlığıdır. Bir memurun mesaisi için tahsis edilmiş kurumsal bilgisayarında adli işlem yapılabilmesi, sıradan vatandaşın cihazından farklı algılanmamalıdır. Kamu cihazı dahi olsa memurun o sistem üzerindeki mahremiyet hakkı geçerliliğini koruduğundan, yalnızca kurum amirinin idari izniyle hareket edilmesi hukuka aykırı kabul edilmekte, mutlaka sulh ceza hâkimi kararı alınarak yasal çerçevenin gözetilmesi emredilmektedir.

Kişi Kapsamı ve Hukuki Durum Özeti

İlgili koruma tedbirinin muhatapları ve yasal uygulama detayları, ceza adalet sisteminin işleyişi ile doğrudan alakalıdır. Hukuka aykırı delil tartışmalarının önüne geçilebilmesi adına, kimlerin bu prosedüre ne şekilde dahil edilebileceği son derece açık olmalıdır. Maddi hakikatlerin hiçbir gölgeye mahal bırakmaksızın açığa çıkartılması, suç faili veya mağduru ayrımı gözetilmeksizin herkesin usul kurallarına uygun bir incelemeye tabi tutulmasıyla başarıya ulaşacaktır. Suç faillerinin izlerini dijital mecralara taşıması ve bu verilerin kolayca yok edilebilme riski göz önünde tutulduğunda, farklı kişisel statülerin bilişim aramasına olan etkisinin doğru kavranması şarttır. Bu bağlamda, koruma tedbirinin uygulandığı süjeler ile yasal koşulların birbirine olan ilişkisi aşağıdaki tabloda pratik ve sade bir biçimde özetlenmektedir. Sistemin bütünsel bir koruma ve aydınlatma amacı güttüğü, bu tablodaki ayrımlardan da net olarak görülmektedir.

Kişi Sıfatı Hukuki Durum ve Kapsam Özeti
Şüpheli Tedbirin asıl muhatabıdır, cihazın mülkiyeti aranmaz, fiili kullanım inceleme için yeterlidir.
Sanık Hâkim görüşe göre mahkemenin resen delil toplama yetkisi dahilinde yargılama aşamasında da icra edilebilir.
Üçüncü Kişiler Doğrudan incelenemezler ancak şüpheli tarafından kullanılan bir cihaz söz konusuysa işlem yapılabilir.
Mağdur ve Müşteki Kişisel rızaları ile onay verdikleri durumlarda yasada belirtilen ağır ve katı şartlar uygulanmaz.
Avukatlar Soruşturmada mesleki sır sebebiyle yasadaki büro arama istisnaları ile bu madde birleştirilerek uygulanır.
Kamu Görevlileri Kurum tahsisli bilgisayarlarda bile amir izni yetersiz olup mutlaka yasal usule uygun bir hâkim kararı gerekir.
Arkadaşımın bilgisayarından suç işledim, onun bilgisayarına el konulur mu? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 kapsamında arama ve el koyma işlemi yapılabilmesi için cihazın sizin mülkiyetinizde olması şart değildir. Bilişim hukuku uygulamalarına göre, cihazı ödünç alarak veya ortak bir ağ üzerinden fiilen kullanmış olmanız arama işleminin yapılması için hukuken yeterli görülmektedir. Bu nedenle, suçla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü bir kişiye ait bir cihazdan bahsediyor olsak da yasal prosedür işleyebilmektedir. Şüpheli olarak sizin tarafınızdan fiilen kullanıldığı tespit edilen bu bilişim sistemleri, hukuka uygun şekilde adli incelemeye konu edilebilir.
Hacklendim, polis kanıt bulmak için bilgisayarımı doğrudan arayabilir mi? expand_more
Siber bir saldırının mağduru veya şikayetçisi olduğunuz durumlarda, sisteminizde yasal bir arama yapılabilmesi kural olarak sizin kişisel rızanıza tabidir. Kendi bilgisayarınızda suça dair elektronik izlerin bulunması ihtimalinde, hukuki incelemeye bizzat onay vermeniz süreci şekillendirir. Kendi rızanızı göstermeniz halinde, normalde şüphelilere uygulanan o katı ve daraltıcı yasal ön şartlar aranmaksızın bilgisayarınızda delil tespiti yapılabilir. Yetkili makamlarla yapacağınız bu iradi iş birliği, hem temel haklarınızın güvence altına alınması hem de size saldıran failin tespit edilmesi açısından son derece elzemdir.
Memurum, iş bilgisayarımı müdürümün izniyle polis arayabilir mi? expand_more
Hayır, kurum amirinizin vereceği idari nitelikteki bir izin, memuriyet sebebiyle size tahsis edilen iş bilgisayarınızda arama yapılması için hukuken yeterli olamaz. Söz konusu inceleme yapılacak cihaz kamu mülkiyetinde olsa bile, memur olarak sizin o sistem üzerindeki mahremiyet hakkınız geçerliliğini korumaktadır. Yalnızca kurum amirinin izniyle hareket edilerek adli bilişim işlemi yapılması hukuka aykırı bir müdahale kabul edilmektedir. Tahsis edilen bu bilgisayarlarda usulüne uygun bir inceleme yapılabilmesi için mutlaka sulh ceza hâkimi kararı alınması yasal bir zorunluluktur.
Dava açıldıktan sonra mahkeme bilgisayarıma el konulmasına karar verebilir mi? expand_more
Bilişim sistemlerinde arama ve el koyma kural olarak şüpheliler için öngörülmüş bir tedbir olsa da, sanık sıfatını taşıdığınız evrede de uygulanabilmektedir. Kanunun metni her ne kadar sadece soruşturma aşamasıyla sınırlı gibi görünse de, güncel bilişim hukuku uygulamaları mahkemelere daha geniş bir inisiyatif tanımaktadır. Ceza mahkemeleri, maddi gerçeği aydınlatma amacı güderler ve bu süreçte resen delil toplama yetkisine sahiptirler. İlgili yetki çerçevesinde, kovuşturma aşamasında dahi sanıkların dijital cihazları üzerinde adli arama ve imaj alma işlemlerinin icra edilmesi mümkündür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir