Anasayfa Makale Bilişim Suçlarında Çocuğun Kişilik Hakkının İhlali

Makale

Dijital çağda bilişim suçlarındaki artış, zayıf konumdaki çocukların kişilik haklarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bilişim hukuku bağlamında çocukların dijital haklarının, şeref ve haysiyetlerinin, hayat alanlarının korunması; hukuka aykırı saldırıların önlenmesi ve durdurulması hukuki bir zorunluluktur.

Bilişim Suçlarında Çocuğun Kişilik Hakkının İhlali

Bilişim sistemlerinin ve internetin yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların yanı sıra birçok tehlikeyi de beraberinde getirmiştir. Teknolojinin sağladığı imkanlar vasıtasıyla sanal platformlarda işlenen bilişim suçları, özellikle gelişimini henüz tamamlamamış çocukların kişilik haklarına yönelik ciddi tehditler oluşturmaktadır. İnternet ve sosyal medya kullanım yaşının giderek düşmesiyle birlikte, çocuklar dipsiz bir kuyuya benzeyen dijital ağlarda her türlü siber zorbalık ve istismara açık hale gelmiştir. Bir bilişim suçu olarak değerlendirilen dijital saldırılar, çocukların şeref, haysiyet, bedensel ve ruhsal bütünlük gibi maddi ve manevi kişilik değerlerini doğrudan hedef almaktadır. Hukuk düzenimiz, zayıf konumda bulunan çocukların bu dijital tehditlere karşı korunması amacıyla, ihlallerin önlenmesi, durdurulması ve zararların tazmin edilmesi için çeşitli mekanizmalar öngörmüştür. Bir hukuk bürosu olarak, dijital çağda çocukların kişilik hakkı ihlalleri karşısında etkin bir hukuki mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğini ve başvurulabilecek hukuki yolları bu yazımızda detaylıca ele almaktayız.

Bilişim Suçları Bağlamında Çocuklara Yönelik Tehditler

Sanal platformlarda teknolojinin sunduğu araçlar kullanılarak işlenen bilişim suçları, çocukların güvenliğini tehlikeye atan farklı işlenme yöntemlerine sahiptir. Kötü niyetli kişiler; oltalama (phishing), zararlı yazılımlar (malware) ve truva atı gibi tekniklerle çocukların cihazlarına sızarak özel verilere hukuka aykırı şekilde ulaşabilmektedir. Bunun yanı sıra, çocukların doğrudan hedef alındığı siber zorbalık eylemleri, ağlarda çocukların şeref ve haysiyetini zedeleyen hakaretamiz mesajlar veya onur kırıcı görüntülerin izinsiz paylaşılması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Dijital ortamda kimliğin gizlenebilmesi ve suç işleme kolaylığı, çocukların evlerinde dahi kendilerini güvensiz hissetmelerine yol açmaktadır. Bu durum, çocuğun manevi bütünlüğüne telafisi güç zararlar vermekte olup, failin tespit edilerek yaptırımlara tabi tutulmasını gerektirmektedir.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Çocuğun Kişilik Hakkı

Hukukumuzda kişilik hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili olan, devredilemez ve vazgeçilemez mutlak bir hak olarak tanımlanmaktadır. Çocuğun kişilik hakkı, tam ve sağ doğumla birlikte başlamakta olup, çocuğun bedensel bütünlüğü, özel hayatı ve şeref ile haysiyetini koruma altına almaktadır. Sosyal medyada bir çocuğun rızası hilafına küçük düşürücü bir fotoğrafının yayınlanması veya iftiraya maruz kalması, manevi kişilik değerlerinin açık bir ihlalidir. Bu bağlamda, çocuklar dijital platformlarda birer sosyal medya kullanıcısı olarak yer aldıklarında, ebeveynlerin çocuğun menfaatini gözeterek koruyucu adımları atması esastır. Nitekim yargı kararlarında da vurgulandığı üzere, kişilik hakları zedelenen çocukların şahsi haklarının korunması temel bir yükümlülüktür. Kişilik haklarına yönelen her türlü haksız saldırı karşısında, faillerin hukuka aykırı davranışlarına son verilmesi talep edilebilmektedir.

Kişiliğin Korunması İçin Açılabilecek Davalar

Çocuğun dijital dünyada uğradığı kişilik hakkı ihlalleri karşısında Türk Medeni Kanunu uyarınca başvurulabilecek birtakım dava yolları mevcuttur. Kişiliğe bağlı ve devredilemez hakların kullanımı kapsamında, ayırt etme gücüne sahip çocuk, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin izni olmadan da bizzat dava yoluyla kullanma ehliyetine sahiptir. Kanun çerçevesinde başvurulabilecek temel koruma yolları aşağıda sıralanmaktadır:

  • Saldırı henüz başlamamış ancak ciddi bir gerçekleşme ihtimali taşıyorsa önleme davası açılabilir.
  • Sosyal medya üzerinden gerçekleşen ihlal devam ediyorsa durdurma davası ile yayının kaldırılması talep edilir.
  • Saldırı eylemi sona ermiş olmakla birlikte mağduriyet sürüyorsa hukuka aykırılığın tespiti davası ikame edilir.
  • Oluşan zararın mahiyetine göre failden maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

Yeni Sosyal Medya Kanunu ve Hak Arama Yolları

Türk hukukunda yapılan güncel düzenlemelerle hayata geçirilen Yeni Sosyal Medya Kanunu, dijital platformlardaki ihlallere karşı daha hızlı ve etkili çözümler sunmaktadır. Eğer çocuğun kişilik hakkı bir internet paylaşımı ile zedelenmişse, öncelikle içerik sağlayıcısına, ulaşılamaması halinde ise yer sağlayıcısına uyarı yöntemiyle başvurularak içeriğin kaldırılması istenebilmektedir. Kanun, sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye'de temsilci bulundurma ve yapılan şikayet başvurularına 48 saat içinde gerekçeli olarak yanıt verme zorunluluğu getirmiştir. İlgili platformların hukuka aykırı içeriği bildirim üzerine kaldırmaması durumunda, meydana gelen zararlardan doğrudan sorumlu tutulmaları mümkündür. Ayrıca, mahkeme kanalıyla veya acil durumlarda ilgili kamu kurumları vasıtasıyla erişimin engellenmesi kararı aldırılarak ihlalin önüne geçilebilmektedir. Bu süreçlerin hızlı ve usulüne uygun işletilmesi, telafisi imkansız mağduriyetleri önlemede kilit role sahiptir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: