Anasayfa/ Makale/ Aile Bütünlüğüne Yönelik Mobbing ve Şantaj: Hukuki Bir Analiz

Aile Bütünlüğüne Yönelik Mobbing ve Şantaj: Hukuki Bir Analiz

Aile kurumu, hukukun koruması altındadır. Ancak Zeyneb Gazzâlî örneğinde görüldüğü üzere, eşlerin hapisle tehdit edilmesi, malvarlıklarına el konulması ve zorla boşanmaya sürüklenmesi, aile bütünlüğüne yönelik en ağır şantaj ve mobbing türlerinden biridir. Bu durum, temel insan haklarının ve evlilik birliğinin açık bir ihlalidir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Mobbing ve psikolojik taciz, yalnızca işyeri sınırları içerisinde kalan bir hukuki sorun değildir. Kimi zaman bu sistematik baskılar, doğrudan bireylerin aile hayatını, evlilik birliğini ve sevdiklerini hedef alarak çok daha yıkıcı bir boyuta ulaşabilir. Zeyneb Gazzâlî'nin yaşadığı tarihi süreç, aile bütünlüğüne yönelik şantaj ve psikolojik baskının en çarpıcı örneklerinden birini teşkil etmektedir. Hukuk sistemlerinde ailenin korunması temel bir ilke iken, idari gücü elinde bulunduranların bu gücü kötüye kullanarak bireyleri aileleri üzerinden tehdit etmesi, hukuka ve insan haklarına aykırı bir fiildir. Eşlerin malvarlıklarına el konulması, hürriyeti bağlayıcı cezalarla korkutulması ve evlilik birliğinin cebir kullanılarak sonlandırılmaya çalışılması, hukuki boyutta ağır birer mobbing ve şantaj eylemidir. Bu tür vakalar, mağdurların manevi bütünlüğünü derinden sarsmayı amaçlayan haksız fiiller olarak hukuk tarihinde yerini almaktadır.

Hürriyeti Bağlayıcı Ceza Tehdidi ve Şantaj

Bir kimsenin iradesini, onu haksız bir zarara uğratacağı veya hürriyetinden yoksun bırakacağı yönünde korkutarak sakatlamak, ceza hukukunda şantaj ve tehdit suçlarının temelini oluşturur. Zeyneb Gazzâlî’nin eşi Salim Efendi'nin maruz kaldığı olaylar, bu durumun somut bir tezahürüdür. Siyasi otoritenin temsilcileri, Salim Efendi’ye eşini boşaması hususunda ağır bir baskı uygulamış, aksi takdirde kendisinin de hapse atılacağı tehdidinde bulunmuştur. İrade serbestisini ortadan kaldıran bu zorbalık, hukuki anlamda geçerli bir rızanın varlığından söz etmeyi imkansız kılar. Yaşlı ve hasta bir insanın, hapse atılma korkusuyla eşinden boşanmaya zorlanması, sistematik mobbingin ahlaki ve hukuki sınırları ne denli ihlal edebileceğini göstermektedir. Şantaj yoluyla elde edilen boşanma iradesi, medeni hukuk bağlamında kesinlikle sakattır ve aile kurumunun cebirle yıkılması anlamına gelir.

Ekonomik Şiddet ve Malvarlığına El Konulması

Aile bütünlüğüne yönelik mobbing eylemleri, çoğu zaman ekonomik şiddet araçlarıyla desteklenerek mağdurların direnci kırılmaya çalışılır. Bireylerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan maddi kaynakların haksız yere ellerinden alınması, hukuki dayanaktan yoksun bir ekonomik yaptırımdır. Zeyneb Gazzâlî'nin eşi, yalnızca eşinin faaliyetleri ve duruşu sebebiyle ağır bir ekonomik çöküntüye sürüklenmiştir. Sahip olduğu şirketlere, evine ve tüm malvarlığına el konulması, mülkiyet hakkının açık bir ihlalidir. Bu haksız fiiller, mağdur üzerinde onarılmaz bir psikolojik yıkım yaratmış, mevcut hastalıklarının ilerlemesine ve yatağa düşmesine neden olmuştur. Ekonomik güvencenin keyfi kararlarla yok edilmesi, aileyi temelden sarsmayı hedefleyen stratejik bir psikolojik taciz yöntemi olarak kullanılmıştır. Hukuk devleti ilkesinin bulunmadığı bu tür uygulamalar, hukukun temel koruma alanlarını hiçe saymaktır.

Evlilik Birliğine Yönelik Hukuka Aykırı Müdahaleler

Medeni hukuk sistemlerinde evlilik, tarafların hür ve serbest iradeleriyle kurulan ve ancak kanunda öngörülen meşru sebeplerle sona erdirilebilen kutsal bir kurumdur. Üçüncü kişilerin veya yetkili mercilerin, eşleri boşanmaya zorlaması hukuken kabul edilemez bir yetki gaspıdır. İlgili vakada, resmi işlemlerin hızla tamamlanması amacıyla görevli memurların doğrudan mağdurun yanına getirilmesi ve baskı altında evrak imzalatılması, evlilik birliğine yapılmış doğrudan bir saldırıdır. Mağdur eş, kağıtları imzalarken dahi eşini manen boşamadığını defalarca dile getirmiş, evli olarak ölmek istediğini belirterek bu dayatmaya karşı sözlü bir direniş göstermiştir. Baskı, tehdit ve cebir altında alınan bu imzalar, yasadışı baskıların hukuku nasıl bir silah olarak kullandığını kanıtlamaktadır. Bu trajik süreç, mağdurun kısa süre sonra vefat etmesiyle sonuçlanmış ve mobbingin ölümcül etkisini gözler önüne sermiştir.

Aile bütünlüğünü hedef alan bu tür sistematik baskıların hukuki analizi yapıldığında, yetkinin kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkan ihlaller şu şekilde sıralanabilir:

  • Hür ve serbest iradenin gaspı: Boşanma işleminin cebir ve hapis tehdidi altında, rıza olmaksızın gerçekleştirilmesi.
  • Mülkiyet hakkının ihlali: Bireyin herhangi bir adil yargı kararı olmaksızın malvarlığına ve şirketlerine keyfi olarak el konulması.
  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına saldırı: Bireyin işlemediği bir suç üzerinden, salt eşinin durumu bahane edilerek özgürlüğünden mahrum bırakılmakla korkutulması.
  • Manevi bütünlüğün zedelenmesi: Ağır psikolojik şiddet ve şantaj uygulanarak bireyin ölüme sürüklenmesi.
Eşimin durumu yüzünden hapse atılmakla tehdit edilip zorla boşandırılıyorum, bu yasal mı? expand_more
Hukuk sistemimizde aile kurumu ve evlilik birliği kanunların kesin koruması altındadır. Bir kimsenin eşini boşaması için hapis tehdidi veya hürriyeti bağlayıcı yaptırımlarla korkutulması, ceza hukuku kapsamında açıkça şantaj ve tehdit suçunu oluşturur. İrade serbestisini tamamen ortadan kaldıran bu tür bir zorbalıkla evlilik birliğinin cebir kullanılarak sonlandırılmaya çalışılması kesinlikle yasa dışıdır. Dolayısıyla, şantaj yoluyla elde edilen boşanma iradesi medeni hukuk bağlamında sakattır ve hukuken geçerli bir rızadan söz edilmesi imkansızdır.
Sırf eşimin durumundan dolayı tüm mal varlığımıza ve şirketlerimize el konulabilir mi? expand_more
Hayır, herhangi bir adil yargı kararı olmaksızın malvarlığınıza ve şirketlerinize keyfi olarak el konulması mülkiyet hakkının çok açık bir ihlalidir. Aile bütünlüğüne yönelik mobbing eylemlerinde, kişileri psikolojik olarak çökertmek ve direncini kırmak amacıyla bu tür ekonomik şiddet araçları hukuka aykırı şekilde sıklıkla kullanılabilmektedir. Ekonomik güvencenizin bu şekilde yok edilmesi ve yaşam kaynaklarınızın haksız yere elinizden alınması, aileyi temelden sarsmayı hedefleyen stratejik bir psikolojik taciz yöntemidir. Hukuk devleti ilkesi gereği, bireylerin sadece eşlerinin durumu bahane edilerek cezalandırılması ve maddi haklarından mahrum bırakılması hukuken kabul edilemez.
Korku ve ağır baskı altındayken zorla imzaladığım boşanma belgeleri hukuken geçerli midir? expand_more
Medeni hukuk sistemimize göre evlilik kurumu, ancak tarafların tamamen hür ve serbest iradeleriyle aldıkları kararlar doğrultusunda sona erdirilebilir. Görevlilerin baskısı, hapis tehdidi veya cebir altında size zorla imzalattırılan evraklar, iradenizin hukuken sakatlanmış olması sebebiyle geçerli bir rıza olarak kabul edilemez. Üçüncü kişilerin veya yetkili mercilerin eşleri bu şekilde boşanmaya zorlaması, kabul edilemez bir yetki gaspıdır ve evlilik birliğine yapılmış doğrudan bir saldırı niteliği taşır. Bu bağlamda, hür iradeniz gasp edilerek haksız baskı ve korkutma altında alınan bu imzalar tamamen yasadışıdır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir