Alışveriş yaptığınız e-ticaret platformunun siber bir saldırıya uğraması sonucu kredi kartı ve size ait hassas bilgilerin ele geçirilmesi durumunda, sistemin kurucusu olan veri sorumlusuna karşı dava açarak mağduriyetinizin giderilmesini talep etmeniz mümkündür. Veri sorumluları, topladıkları verileri dijital ağlarda her türlü önlemi alarak korumakla yasal olarak yükümlüdürler ve bu sistemlerin barındırdığı olası sızıntı risklerini de ticari olarak göze almış sayılırlar.
Kişisel bilgilerinizin yetkisiz kişilerin eline geçmesi ve bu sebeple maddi veya manevi bir zarara uğramanız halinde, ihlale neden olan şirkete karşı tazminat talep etme hakkınız doğabilmektedir. Ancak, sızdırılan kimlik ve iletişim bilgileri genellikle birçok farklı kurumda aynı anda bulunduğundan, sızıntının tam olarak hangi kurumun güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını ispatlamak oldukça meşakkatli bir hukuki süreçtir.
Size ait olan bir bilgisayar yazılımının izniniz dışında kopyalanarak internet üzerinden ticari amaçla satılması, fikri mülkiyet kanunları kapsamında korunması gereken haklarınızın ihlalidir. Bilişim alanında sıklıkla karşılaşılan bu tür çoğaltma eylemi, eserin sahibine ait olan mali haklara tecavüz niteliği taşımakta olup cezai ve hukuki incelemeye tabidir.
Web sitelerinin kaynak kodları arasına sizin markanızın gizlice eklenmesi, arama motorlarını manipüle ederek haksız bir görünürlük elde etme çabası olarak nitelendirilebilir. Yönlendirici kod veya metatag olarak adlandırılan bu altyapı unsurlarında size ait ayırt edici işaretlerin izinsiz kullanılması, internet kullanıcılarının sizin ürünlerinizi ararken rakibinizin sayfasına yönlendirilmesine sebebiyet verir.
Bilişim ağlarında trafiği hızlandırmak amacıyla internet servis sağlayıcılarının web sayfalarını ön belleğe alması teknik bir zorunluluk olsa da, güncel bilgilerin yansıtılmaması durumunda ciddi ticari zararlar ortaya çıkabilmektedir. Ziyaretçi sayılarının hatalı okunması veya güncel kampanyaların tüketiciden gizlenmesi gibi teknik sorunlar, haksız rekabet kapsamında incelenebilecek müşteri yanıltma potansiyeline sahiptir.
Yaşadığınız trafik iş kazası neticesinde vücut bütünlüğünüzün ihlal edilmesi sebebiyle uğradığınız bu tür ekonomik kayıplar, yasalarımız uyarınca bedensel zararlar olarak nitelendirilmekte olup sigorta teminatı limitleri dâhilinde tazmini talep edilebilir. Bu çerçevede öncelikle hastanede yattığınız sürece yapılan tedavi, ameliyat, ilaç, protez ve evde bakım gibi kanıtlanabilir masraflarınızı tedavi gideri kaleminden talep edebilirsiniz.
Çevre hukukunda sıklıkla uygulanan kirleten öder prensibi, çoğu zaman şirketlerin sadece belirli bir maliyete katlanarak çevresel yıkımlara devam etmelerine olanak tanıyabilmektedir. Oysa ekolojik krizin boyutları göz önüne alındığında, yalnızca maddi tazminat ödenmesi doğanın uğradığı kalıcı zararları telafi etmeye yetmemekte ve ekolojik adaleti tam anlamıyla sağlayamamaktadır.
Saldırı sonucunda bedeninizde meydana gelen yaralanmalar ve sonrasında ihtiyaç duyulan tıbbi müdahale giderleri, yetkili idareden talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri arasında yer almaktadır. Bu tür davalarda idarenin hizmet yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararlarınızın giderilmesi talep edilebilirken, estetik ameliyat gibi spesifik tedavi giderlerinin tespiti somut belgelere ve bilirkişi incelemelerine dayanmalıdır.
Hukuk sistemimizde var olan tazminat hukukunun temel amacı, mağdurun malvarlığında iradesi dışında meydana gelen o gerçek eksilmeyi denkleştirmek ve kişinin aynı kaza sebebiyle haksız kazanç sağlayarak sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçmektir. Yaşadığınız ciddi bedensel zarar neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından size bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin hesaplanacak ilk peşin sermaye değeri, kazaya karışan aracın trafik sigortacısından veya işvereninizden talep edebileceğiniz toplam maddi tazminat alacağınızdan hesaplama aşamasında tenzil edilmelidir.
Evcil hayvanınızın kaybından doğan manevi zararlarınızın tazmini talebi, hukuki incelemeye esas oluşturabilecek niteliktedir ancak mahkemelerin bu konudaki yaklaşımı değişkenlik gösterebilmektedir. Geleneksel hukuk sistemlerinde hayvanlar genellikle eşya statüsünde değerlendirildiği için, veteriner hatası durumlarında çoğunlukla hayvanın piyasa değeri üzerinden maddi tazminat ödenmesi yoluna gidilmektedir.