Hesabınıza konulan bloke nedeniyle maddi tazminat alabilmeniz için, uğradığınızı iddia ettiğiniz maddi zarar ile uygulanan tedbir arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunduğunu yeterli bilgi ve belgelerle somut olarak ispatlamanız gerekmektedir. Sadece hesabınızın uzun süre bloke altında kalması veya paranızı yıllarca kullanamamış olmanız, doğrudan maddi bir tazminata hak kazanmanız için tek başına yeterli kabul edilmemektedir.
Haksız gözaltı sonrasında açacağınız tazminat davasında, soruşturma aşamasında avukatınıza ödediğiniz vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında devletten geri alınması belirli şartlara bağlı olarak mümkündür. Ağır ceza mahkemelerinin, talep ettiğiniz bu ücretin doğrudan haksız yakalama ve gözaltı tedbirinin uygulanması nedeniyle ödenip ödenmediğini, yani ortada bir illiyet bağı bulunup bulunmadığını detaylıca incelemesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi, haksız koruma tedbirleri nedeniyle açılan davalarda yerel mahkemelerin maddi tazminat konusundaki takdirlerine kural olarak müdahale etmemektedir. Maddi zarar, zarara uğrayan kişinin mevcut mal varlığı ile uygulanan koruma tedbiri olmasaydı mal varlığının olacağı durum arasındaki farktan ibarettir ve bu zararın tespitinde ağır ceza mahkemeleri daha iyi bir konumdadır.
Ceza infaz kurumundaki uygulamalar nedeniyle temel haklarınızın ihlal edildiği Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğinde, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama yapılmasına ve şahsınıza manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Mahkeme, örneğin kapalı görüşlerin haksız yere dinlenmesi veya itirazlarınızın incelenmemesi gibi durumlarda, eski hale getirme kuralı çerçevesinde hareket eder.
Ceza infaz kurumunda kapalı görüşlerinizin hukuka aykırı şekilde dinlenip kaydedilmesi ve pandemi tedbirlerine karşı yaptığınız şikayetlerin mahkemelerce incelenmemesi durumunda yeniden yargılama yapılmasını ve manevi tazminat ödenmesini talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, bu tür anayasal hak ihlallerinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için ilgili yargı mercilerince yeniden yargılama işlemlerinin başlatılması gerektiğine hükmetmektedir.
Haksız gözaltı veya tutuklama sebebiyle uğradığınız maddi zararın devletten tahsil edilebilmesi için uygulanan tedbir ile zararınız arasında açık bir nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Maddi zarar, haksız koruma tedbiri uygulanmasaydı mevcut mal varlığınızın olacağı durum ile uygulanan tedbir sonrasındaki mal varlığınız arasındaki farktan ibarettir ve bu durum yoksun kalınan kâr şeklinde de ortaya çıkabilir.
Anayasa Mahkemesi tarafından hakkınızda ihlal kararı verildiğinde, bu ihlalin ve olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması için öncelikle davanızın görüldüğü mahkemede yeniden yargılama yapılması gerekmektedir. Yüksek mahkeme, tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının telafi edilebilmesi adına dava dosyasının ilk derece mahkemesinden temin edilerek yeniden yargılama işlemlerinin başlatılmasında hukuki yarar görmektedir.
İhale bedelinin yıllarca idarede beklemesi nedeniyle oluşan değer kaybı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmî enflasyon verileri esas alınarak hesaplanmakta ve aradaki fark kişiye maddi tazminat olarak ödenmektedir. Anayasa Mahkemesi, ihalenin feshedilmesi sonrası iade edilen anaparanın yatırıldığı tarih ile iade edildiği tarih arasındaki alım gücü kaybını net bir şekilde ortaya koymak için bu verileri kullanmaktadır.
Devletten maddi zararlarınız için ödeme alıp uzlaşmış olsanız dahi, idarenin kusur sorumluluğunun sonradan ortaya çıkması durumunda manevi zararlarınızın tazmini için idari yargıya başvurabilirsiniz. Meydana gelen bir olayda idarenin gerekli önlemleri almadığına dair istihbarat raporları veya açılan ceza davaları gibi yeni delillerin ortaya çıkması, olayın mahiyetini değiştirerek idarenin hizmet kusuru bulunduğunu gösterebilir.
Cezaevinde kitaplarınızın haksız yere engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünüzün ihlal edildiği tespit edildiğinde, yargılamanın yenilenmesini ve uğradığınız zararlar için tazminat ödenmesini talep etme hakkınız bulunmaktadır. Anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için öncelikle ilgili mahkemeler tarafından yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.