Eşinizin otel konaklama kayıtlarının incelenmesini doğrudan mahkeme kanalıyla talep etmeniz, kişisel verilerin korunması hukuku açısından başvurulabilecek en doğru ve güvenli yöntemdir. Kendi çabalarınızla veya otel çalışanları aracılığıyla gayriresmî yollardan bu kayıtlara ulaşmanız, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin verilerini hukuka aykırı ele geçirmek anlamına gelecektir.
Başka türlü ispatlanması mümkün olmayan ve ani gelişen haksız bir saldırı karşısında alınan ses kayıtları, Yargıtay uygulamalarında hukuka uygunluk nedeni çerçevesinde değerlendirilebilecek önemli bir emare niteliği taşıyabilmektedir. Normal şartlarda kişilerin ses ve görüntülerinin rızaları dışında kaydedilmesi suç teşkil etse de, size karşı işlenmekte olan hakaret veya tehdit gibi bir saldırıyı önlemek ve kaybolma olasılığı bulunan kanıtları yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla yapılan kayıtlar istisnai bir durum oluşturur.
Eşinizin herkese açık sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarını veya evlilik birliği içerisinde beraber katıldığınız etkinliklere ait biletleri mahkemeye sunmanız, iddia ve savunma hakkı kapsamında değerlendirilebilecek hukuka uygun bir eylemdir. Bu tür bilgiler, hukuk uygulamasında kamuya açık hayat alanı veya eşlerin ortak paylaştığı özel hayat alanı içerisinde kabul edildiği için kişisel verilerin korunması hakkına yönelik bir ihlal oluşturmayacağı yönünde güçlü değerlendirmeler mevcuttur.
Boşanma davalarında anne, baba, kardeş veya yakın arkadaş gibi akrabaların tanıklığı mahkemede tamamen geçerli ve hükme esas alınabilecek nitelikte bir ispat aracıdır. Evlilik birliği içerisindeki olaylar genellikle eşlerin en mahrem alanlarında gerçekleştiği için, bu durumlara dışarıdan üçüncü kişilerin şahit olması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Eşinizi yönlendirerek, kışkırtarak veya tuzağa düşürerek elde ettiğiniz ses veya görüntü kayıtlarının boşanma davasında kullanılması hukuken korunmayan bir yöntemdir. Hukuk uygulamasında usulsüz olarak elde edilen deliller ile usulsüz olarak yaratılan deliller arasında net bir ayrım bulunmakta olup, kurgu sonucu planlı fiillerle yaratılan materyaller yargılamada hiçbir şekilde kabul edilmemektedir.
Yargı makamları tarafından yargılama süreçleri kapsamında doğrudan yürütülen kişisel veri işleme faaliyetleri kural olarak kişisel veri mevzuatından tamamen istisna tutulmuştur. Ancak idari otoritelerin uygulamalarına bakıldığında, mahkemelerin de bilgi talep ederken olayla somut bağlantısı olan sınırlı kayıtları istemesi gerektiği yönünde bir hukuki beklenti bulunmaktadır.
Hukuk sistemimizde zina eyleminin kabul edilebilmesi için eşin bir üçüncü kişiyle fiilen cinsel birliktelik yaşamış olması aranmaktadır. Sadece mesajlaşma, görüşme veya duygusal boyutta kalan yakınlaşmalar zina eylemi olarak değerlendirilememektedir.
Eşinize ait şahsi bilgisayarın şifresini kırarak elde ettiğiniz verilerin boşanma davasında delil olarak sunulması, kişisel verilerin ihlali kapsamında hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylemdir. Şahsi bilgisayar, kişinin başkalarıyla paylaşmak istemediği sırlarını barındıran mahrem bir alan olup, buradaki verilere şifre kırılarak erişilmesi hem bilişim sistemine hukuka aykırı girme hem de kişisel verileri ele geçirme açısından yasal sorumluluk doğurabilir.
Mahkemenin, aranızda husumet bulunduğuna dair itirazlarınızı ve savunmalarınızı dikkate alıp değerlendirmeden sadece eski eşinizin beyanlarına dayanarak ceza vermesi hukuka uygun kabul edilmeyebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, yargılama sürecinde kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların mahkemeler tarafından mutlaka değerlendirilmesi ve kararda tartışılarak somut bir sonuca bağlanması gerekir.
Yabancı uyruklu kişilerin maddi imkânsızlıklar nedeniyle mahkeme harç ve masraflarını ödeyememesi durumunda, sırf iki ülke arasında hukuki anlaşma olmadığı gerekçesiyle adli yardım taleplerinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, geçici koruma altında bulunan ve gerçekten ödeme gücü olmayan yabancıların özel durumları dikkate alınmadan sadece mütekabiliyet şartı öne sürülerek yargılama giderlerinden muaf tutulmaması anayasal güvencelerle çelişmektedir.