Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Martınez Fernandez - Macaristan Kararı 30814/22 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Martınez Fernandez - Macaristan Kararı 30814/22 B.

Bu karar, demans gibi zihinsel rahatsızlıkları bulunan kırılgan bireylerin iradeleri dışında psikiyatri hastanelerine yatırılması süreçlerinde uygulanan usuli güvencelerin niteliğini ve etkililiğini hukuken derinlemesine tartışmaya açmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özgürlük ve güvenlik hakkı bağlamında, zorunlu yatış kararlarının salt şekli bir incelemeyle verilemeyeceğini, mahkemelerce atanan yasal temsilcilerin hastanın haklarını proaktif bir biçimde savunması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme, yalnızca prosedürü tamamlamak amacıyla atanan ve yasal görevini layıkıyla yerine getirmeyen temsilcilerin varlığının, bireylerin temel haklarının ve özgürlüklerinin özünü ağır biçimde zedelediğini net bir şekilde ortaya koymuştur.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Martınez Fernandez - Macaristan Kararı 30814/22 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 30814/22
Karar Tarihi 27.05.2025
Taraflar Martınez Fernandez - Macaristan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Zorunlu yatışlarda usuli güvenceler sıkı şekilde uygulanmalıdır.
Atanan temsilci hastanın haklarını proaktif bir biçimde savunmalıdır.
İlaçların duruşmaya katılım yeteneğine olan etkisi incelenmelidir.
Kişi özgürlüğünden yoksun bırakma süreçlerinde keyfilik önlenmelidir.

Bu karar, demans gibi zihinsel rahatsızlıkları bulunan kırılgan bireylerin iradeleri dışında psikiyatri hastanelerine yatırılması süreçlerinde uygulanan usuli güvencelerin niteliğini ve etkililiğini hukuken derinlemesine tartışmaya açmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özgürlük ve güvenlik hakkı bağlamında, zorunlu yatış kararlarının salt şekli bir incelemeyle verilemeyeceğini, mahkemelerce atanan yasal temsilcilerin hastanın haklarını proaktif bir biçimde savunması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme, yalnızca prosedürü tamamlamak amacıyla atanan ve yasal görevini layıkıyla yerine getirmeyen temsilcilerin varlığının, bireylerin temel haklarının ve özgürlüklerinin özünü ağır biçimde zedelediğini net bir şekilde ortaya koymuştur.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi açısından bu karar, özellikle yaşlı, bakıma muhtaç ve zihinsel engelli bireylerin zorunlu hastaneye yatış işlemlerinde ulusal mahkemelere çok daha ağır bir özen yükümlülüğü getirmektedir. Karar, hastaya verilen ağır yatıştırıcı ilaçların, kişinin mahkeme sürecine anlamlı ve bilinçli bir şekilde katılma kapasitesini nasıl etkilediğinin, yargı makamları tarafından re'sen ve dikkatle incelenmesi gerektiğine dair son derece güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Bu güncel içtihat, ulusal hukuk sistemlerinde yer alan psikiyatrik zorunlu yatış mekanizmalarının ve yasal temsil kurumlarının, salt şekilcilikten uzaklaşarak daha şeffaf, denetlenebilir ve insan onuruna tam anlamıyla yaraşır bir şekilde yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, demans hastası olan ve evinde yirmi dört saat bakıcı gözetiminde yaşayan 83 yaşında bir kadındır. Olay günü, kafa karışıklığı ve ilaç doz aşımı şüphesiyle rızası dışında bir psikiyatri hastanesine acil olarak yatırılmış ve altı gün boyunca burada tutulmuştur. Hastaneye yatış sürecinin hukuka uygunluğunun denetlendiği yerel mahkeme aşamasında, kendisine bir yasal temsilci atanmıştır. Ancak başvurucu, atanan bu temsilcinin kendisini duruşmadan önce ziyaret etmediğini, sürece dair bilgi vermediğini ve duruşma sırasında tamamen pasif kalarak haklarını savunmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, hastanede kendisine verilen güçlü yatıştırıcı ilaçların, mahkeme sürecine bilinçli bir şekilde katılmasını engellediğini ve mahkemenin bu durumu hiç dikkate almadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, rızası dışında alıkonulması ve yargısal denetimdeki bu ağır eksiklikler nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Macaristan devletine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5 kapsamında güvence altına alınan özgürlük ve güvenlik hakkına dayanmıştır. Bu maddenin 1. fıkrasının (e) bendi, akıl hastalarının hukuka uygun olarak tutulmasına izin vermekle birlikte, bu tür bir özgürlükten yoksun bırakmanın kesinlikle keyfi olmamasını ve sıkı usuli güvencelere tabi tutulmasını şart koşmaktadır.

Kararda, akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin zorunlu yatış süreçlerinde, ulusal mevzuatın (somut olayda Sağlık Hizmetleri Kanunu acil psikiyatrik tedavi hükümleri ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu) öngördüğü usul kurallarına titizlikle uyulması gerektiği vurgulanmıştır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, zorunlu hastaneye yatış kararı verilirken, kişinin zihinsel durumunun yetkili bir uzman tarafından objektif tıbbi delillerle ortaya konulması ve bu durumun kişinin kendisi veya başkaları için oluşturduğu tehlikenin boyutunun kapsamlıca değerlendirilmesi yasal bir zorunluluktur.

Ayrıca, Mahkeme, kırılgan durumdaki bireylerin hukuki süreçlerde etkin bir şekilde temsil edilmesinin önemine dikkat çekmiştir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca atanan yasal temsilcilerin, sadece yasal bir formaliteyi yerine getirmekle kalmayıp, hastanın haklarını duruşma öncesinde ve sırasında aktif bir şekilde koruması gerektiği ifade edilmiştir. Doktrin tanımları ve uluslararası insan hakları standartları (örneğin Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi) çerçevesinde, kişiye verilen tıbbi tedavinin, özellikle de ağır yatıştırıcıların, onun duruşmaya katılım ve savunma kapasitesi üzerindeki etkisinin mahkemelerce mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiği temel bir usul kuralı olarak benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvurucunun psikiyatri hastanesine rızası dışında yatırılması ve burada tutulması sürecindeki usuli güvencelerin yeterliliğini detaylı bir biçimde incelemiştir. İlk olarak, başvurucuyu temsil etmek üzere mahkemece atanan yasal temsilcinin performansının yetersizliği ve etkisizliği tespit edilmiştir. Temsilcinin, kanuni yükümlülüklerine rağmen duruşma öncesinde başvurucuyu hastanede ziyaret etmemesi, onunla iletişim kurarak durumu hakkında bilgi vermemesi ve duruşma sırasında haklarını aktif bir şekilde savunmaktan imtina etmesi, yasal temsilin sadece şekli bir prosedürden ibaret kaldığını göstermiştir. Mahkeme, bu tür yüksek derecede şekilci ve işlevsiz yasal temsil uygulamalarının, kanunun öngördüğü koruma amacına açıkça aykırı olduğunu ve ulusal sistemde engelli bireyler aleyhine sistematik bir sorun teşkil ettiğini vurgulamıştır.

İkinci olarak, başvurucunun duruşma sırasındaki fiziksel ve zihinsel durumu değerlendirilmiştir. Başvurucuya hastanede uygulanan ağır yatıştırıcı ilaçların, onun mahkeme sürecine anlamlı bir şekilde katılma, söylenenleri anlama ve kendini ifade etme yeteneğini nasıl etkilediği hususunda yerel mahkemeler tarafından hiçbir aşamada dikkatli bir inceleme yapılmamıştır. Mahkeme, kişinin kendi özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren böylesi kritik bir kararda, onun tıbbi müdahale altındaki durumunun ve ilaçların yarattığı etkilerin göz ardı edilmesini, adil yargılanma ve özgürlük hakkı güvenceleriyle bağdaşmaz bulmuştur.

Ulusal makamların, zorunlu hastaneye yatış için gerekli olan hayati usuli güvencelere riayet etmedikleri, sürecin hukuka uygunluğunu ve keyfilikten uzak olmasını sağlayacak etkili denetim mekanizmalarını usulüne uygun şekilde işletmedikleri sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun rızası dışında psikiyatri hastanesine yatırılması ve tutulması sürecinde gerekli usuli güvencelerin sağlanmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Rızam olmadan beni psikiyatri hastanesine zorla yatırabilirler mi? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesi kapsamında herkesin özgürlük ve güvenlik hakkı güvence altındadır. Akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin rızası dışında hastaneye yatırılmasına hukuken belirli durumlarda izin verilmekle birlikte, bu işlemin kesinlikle keyfi olmaması ve çok sıkı usuli güvencelere tabi tutulması şarttır. Zorunlu yatış kararı verilebilmesi için kişinin zihinsel durumunun yetkili bir uzman tarafından objektif tıbbi delillerle kanıtlanması ve kişinin kendisine veya çevresine oluşturduğu tehlikenin mahkemelerce kapsamlıca değerlendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu çok sıkı usuli güvencelerin sağlanmadığı ve sürecin salt şekli bir incelemeyle yürütüldüğü durumlarda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetmektedir.
Mahkemenin atadığı avukat duruşmada sessiz kalıp beni savunmazsa ne olur? expand_more
Kırılgan durumdaki bireylerin özgürlüğünü kısıtlayan hukuki süreçlerde etkin bir biçimde temsil edilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre zorunludur. Mahkeme tarafından atanan yasal temsilcilerin sadece yasal bir formaliteyi yerine getirmesi ve pasif kalması hukuka aykırıdır. Temsilcinin sizi duruşma öncesinde hastanede ziyaret etmemesi, süreç hakkında bilgi vermemesi ve duruşma sırasında haklarınızı aktif bir şekilde savunmaktan kaçınması, yasal temsilin tamamen işlevsiz kaldığını gösterir. Yalnızca prosedürü tamamlamak amacıyla atanan ve haklarınızı proaktif bir biçimde savunmayan temsilcilerin varlığı, temel hak ve özgürlüklerinizin özünü ağır biçimde zedeler. Bu tür işlevsiz ve yüksek derecede şekilci yasal temsil uygulamaları, ulusal mahkemelerin süreçlerini sakatlar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlali sonucunu doğurur.
Ağır ilaçların etkisi altındayken verilen zorunlu yatış kararı geçerli midir? expand_more
Kişinin mahkeme sürecine anlamlı ve bilinçli bir şekilde katılma kapasitesi, temel hukuki güvencelerin ayrılmaz bir parçasıdır. Hastanede uygulanan ağır yatıştırıcı ilaçların sizin olayları anlama, kendinizi ifade etme ve duruşmaya katılma yeteneğinizi nasıl etkilediği, yargı makamları tarafından re'sen ve çok dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Özgürlüğünüzü doğrudan ilgilendiren böylesi kritik bir kararda, zorunlu tıbbi müdahale ve ilaçların yarattığı etkilerin mahkemece tamamen göz ardı edilmesi, adil yargılanma ve özgürlük hakkı güvenceleriyle kesinlikle bağdaşmaz. Ulusal makamların bu tür durumlarda şeffaf, denetlenebilir ve insan onuruna yaraşır çok daha ağır bir özen yükümlülüğü bulunmaktadır. İlaçların duruşmaya katılım yeteneğine olan etkisi incelenmeden verilen kararlar, keyfilik barındıracağı için hak ihlali yaratır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir