Karar Bülteni
AİHM MARKO TEŠIĆ BN. 61891/19
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3. Bölüm |
| Başvuru No | 61891/19 |
| Karar Tarihi | 04.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Avukatın savunma sınırlarındaki eleştirisi cezalandırılamaz.
- Yazılı itirazlardaki sert üslup ifade özgürlüğüdür.
- Mahkemeye hakaret cezaları orantılı ve gerekçeli olmalıdır.
- Yargı makamları usuli eleştirilere karşı hoşgörülü olmalıdır.
Bu karar, avukatların mesleki faaliyetleri kapsamında mahkemeye sundukları dilekçelerdeki ifadelerinin sınırlarını ve ifade özgürlüğünün koruma alanını net bir şekilde çizmesi açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir avukatın duruşma sırasındaki usuli eksikliklere karşı gösterdiği tepkinin ve kullandığı sert, iğneleyici dilin, doğrudan hakimin şahsını hedef almadığı sürece mahkemeye hakaret olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulamaktadır. Aleniyet unsuru taşımayan, yalnızca dava dosyasına sunulan yazılı itirazların, savunma hakkının etkin kullanımı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Ayrıca karar, avukatlara uygulanan disiplin ve para cezalarının orantılılık ilkesi çerçevesinde ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Kesilen cezanın avukatın aylık gelirine kıyasla aşırı olması, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratma potansiyeli taşıdığından, bu tür yaptırımların demokratik bir toplumda gerekli olmadığı tespiti yapılmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu hüküm, ulusal mahkemelerin avukatların savunma stratejilerine ve kullandıkları üsluba müdahale ederken çok daha hassas bir denge testi yapmalarını zorunlu kılmaktadır. Yargının otoritesini koruma amacı, avukatın müvekkilini coşkulu ve etkin bir şekilde savunma görevini engellememelidir. Uygulamada, hakimleri eleştiren veya usuli itirazlarını sert bir dille dile getiren avukatlara yönelik keyfi para cezalarının önüne geçilmesi için bu karar güçlü bir dayanak oluşturacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Marko Tešić, Sırbistan'da ceza davalarına bakan bir avukattır. Bir cinayete teşebbüs davasında müvekkilini savunurken, bir tanığın ifadesinin ardından söz alıp itirazlarını dile getirmek istemiş ancak mahkeme başkanı tarafından engellenerek duruşma salonundan çıkarılmıştır. Daha sonra başvurucu, mahkemeye sunduğu yazılı bir dilekçede, hakimin tutumunu "kabul edilemez" ve "usuli kötü niyetli" olarak nitelendirmiş; ayrıca hakimin "tutku ateşine kapıldığını" belirterek "sakinleşmesi" için beş dakikalık ara verilmesini talep ettiğini yazmıştır. Bu ifadeler üzerine mahkeme başkanı, başvurucuya mahkemeye ve yargılamaya katılanlara hakaret ettiği gerekçesiyle 80.000 Sırp Dinarı tutarında para cezası kesmiştir. Başvurucu, itirazlarının tamamen savunma hakkı kapsamında usuli şikayetler olduğunu ve cezanın aşırı olduğunu belirterek iç hukuk yollarını tüketmiş, sonuç alamayınca ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğunu düzenler. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın görüş açıklama, bilgi ve düşünce alma ve verme özgürlüğünü kapsar. Sözleşme'nin 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bu özgürlüğün kullanımı birtakım görev ve sorumluluklar gerektirdiğinden, demokratik bir toplumda zorunlu olan ve yasayla öngörülen kısıtlamalara tabi tutulabilir. Yargı erkinin otoritesinin ve tarafsızlığının güvence altına alınması, bu meşru kısıtlama nedenlerinden biridir.
Sırbistan iç hukukunda ise Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231, yargılamayı yürüten makamın, kendi itibarını ve yargılamaya katılanların itibarını hakaret, tehdit veya diğer saldırılara karşı korumakla yükümlü olduğunu belirtir. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu m. 396, her bir delilin sunulmasının ardından mahkeme başkanının taraflara ve savunma makamına bu delillerle ilgili itirazları olup olmadığını sormasını emretmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, avukatların müvekkillerini savunurken geniş bir ifade özgürlüğüne sahip olmaları, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Yargı sisteminin düzgün işleyişi, mahkemelerin halkın güvenine sahip olmasına bağlıdır; ancak avukatların kullandığı dilin bazen iğneleyici, sert veya alışılmışın dışında olması, doğrudan yargı mensuplarının kişisel onurunu hedef alan tamamen hakaretamiz bir saldırı niteliği taşımadığı sürece Sözleşme'nin koruması altındadır. Mahkeme salonunda veya dava dosyasına sunulan dilekçelerde yer alan ve kamuya açık platformlarda paylaşılmayan eleştiriler, mahkemenin otoritesini zayıflatma kastı taşımadıkça ifade özgürlüğü sınırları içinde kabul edilmelidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucuya verilen para cezasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğunu ve bu müdahalenin iç hukukta yasal bir dayanağı ile yargının otoritesini koruma gibi meşru bir amacı bulunduğunu tespit etmiştir. Ancak uyuşmazlığın temel noktası, bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığıdır.
Mahkeme, başvurucunun ceza davasında bir savunma avukatı sıfatıyla hareket ettiğini ve söz konusu ifadelerin doğrudan müvekkilinin çıkarlarını hararetle savunma göreviyle ilgili olduğunu vurgulamıştır. İfadeler, basına veya kamuoyuna açıklanmamış, sadece mahkemeye sunulan yazılı bir itiraz dilekçesinde yer almıştır. Aleniyet unsurunun bulunmaması, bu durumu medya üzerinden yapılan eleştirilerden ayırmaktadır. Başvurucunun dilekçesindeki üslup sert ve alaycı olsa da, eleştirilerin temelinde hakimin kişisel bütünlüğü değil, tutanakların tutulması sırasındaki usuli eksiklikler yatmaktadır. Bu sözlerin, sırf mahkemenin otoritesini zayıflatmak veya hakaret etmek amacıyla söylendiğine dair hiçbir delil bulunmamaktadır.
AİHM, avukatların usuli itirazlarını dile getirirken kullandıkları iğneleyici tonun, doğrudan kişisel bir saldırı olmadığı müddetçe ifade özgürlüğüyle uyumlu olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, uygulanan yaptırımın ağırlığını da dikkate almıştır. Başvurucuya kesilen 80.000 Sırp Dinarı tutarındaki cezanın, başvurucunun iki aylık beyan edilen gelirini aştığı ve müvekkillerini etkin bir şekilde savunmakla yükümlü bir avukat için kabul edilemez boyutta olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkemeler, yargının otoritesinin korunması ihtiyacı ile başvurucunun ifade özgürlüğü hakkı arasında adil bir denge kuramamış ve cezayı haklı gösterecek ilgili ve yeterli gerekçeler sunamamıştır.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuya kesilen para cezasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.