Karar Bülteni
AYM Abdullah Tarık Kotay BN. 2021/1876
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/1876 |
| Karar Tarihi | 06.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal Yok |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Zorunlu topuk kanı alımı bedensel bütünlüğe müdahaledir.
- Müdahale kamu sağlığının korunması meşru amacını taşır.
- Topuk kanı uygulaması demokratik toplumda gereklidir.
- Çocuğun üstün yararı ebeveynin rızasından üstündür.
Bu karar, yenidoğan bebeklerden hastalık taraması amacıyla topuk kanı alınması işleminin hukuki niteliğini ve devletin müdahale sınırlarını netleştirmektedir. Anayasa Mahkemesi, ailelerin rızası olmasa dahi çocukların üstün yararı ve kamu sağlığının korunması amacıyla devletin tıbbi müdahalede bulunabileceğini teyit etmiştir. Mahkeme, ebeveynlerin kişisel, felsefi veya pandemik endişelerle bu hayati sağlık taramasını reddetmesinin, çocuğun yaşam hakkı ve sağlıklı gelişim hakkı karşısında ikincil planda kaldığını açıkça ortaya koymuştur. Böylece devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında koruyucu sağlık hizmetlerini zorunlu kılabileceği hukuken tescillenmiştir.
Kararın uygulamadaki emsal etkisi, özellikle son yıllarda artan aşı ve tıbbi tarama karşıtlığı vakalarında çocuk mahkemeleri ve sağlık idareleri için güçlü bir dayanak oluşturmasıdır. Ebeveynlerin salt soyut kaygılara dayanarak zorunlu tarama testlerini reddetmesi durumunda, idarelerin Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sağlık tedbiri kararı aldırmasının önü açık tutulmuştur. Bu durum, benzer uyuşmazlıklarda yerel mahkemelerin tereddüt etmeden sağlık tedbiri kararı verebilmesi için rehber niteliğindedir. Ayrıca, kişisel özerklik ve aile hayatına saygı hakkının, çocuğun üstün yararı ve telafisi imkansız zararların önlenmesi söz konusu olduğunda meşru ve orantılı bir şekilde sınırlandırılabileceği prensibi pekiştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Somut olayda, yeni doğan bir bebeğin ebeveynleri, aile sağlığı merkezi görevlileri tarafından rutin prosedür gereği yapılmak istenen topuk kanı alma işlemini reddetmiştir. Ebeveynler, pandemi sürecindeki bulaş riskini ve tıbbi müdahalelere karşı genel güvensizliklerini gerekçe göstererek bebek izlemini ve aşıları da kabul etmediklerine dair bir tutanak imzalamışlardır.
Bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü durumu bildirmiş, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de yenidoğan bebeğin sağlığının korunması amacıyla Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sağlık tedbiri kararı verilmesi için mahkemeye başvurmuştur. Yerel mahkeme, çocuğun üstün yararı gereği topuk kanı alınmasına yönelik sağlık tedbiri kararı vermiştir. Aile, tedbir kararına itiraz etmiş ancak reddedilmesi üzerine, devletin ebeveyn rızası hilafına tıbbi müdahalede bulunmasının maddi ve manevi varlığın korunması hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kuralların başında, tıbbi müdahalelerin çerçevesini çizen ve bireyin vücut bütünlüğünü güvence altına alan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 gelmektedir. Bu madde uyarınca herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, hastalıkların teşhis veya önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen topuk kanı alımı gibi uygulamalar, kullanılan yöntem ne olursa olsun ve fiziki müdahalenin boyutu ne kadar küçük görünürse görünsün, bireyin vücut bütünlüğüne yönelik bir tıbbi müdahale olarak kabul edilmektedir.
Çocuğun sağlık hakkının korunmasında devletin idari ve adli müdahale yetkisini düzenleyen temel yasal dayanak ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.5 hükmüdür. Bu maddenin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli olan geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonunu, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasını içeren sağlık tedbirlerine yetkili mahkemelerce karar verilebilir.
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Yenidoğan Tarama Programı kapsamında yapılan zorunlu topuk kanı alma işlemi, bebeklerde konjenital hipotiroidi, fenilketonüri, biyotinidaz eksikliği ve kistik fibrozis gibi doğumsal hastalıkların erken teşhisi için yaşamsal önem taşımaktadır. Bu hastalıkların rutin taramalar ile erkenden tespit edilmesi sayesinde zeka geriliği, beyin hasarları ve geri dönüşümsüz ciddi zararların engellenmesi hedeflenmekte, ayrıca bu hastalıkların topluma getirdiği ekonomik, tıbbi ve sosyal yükün önlenmesi amaçlanmaktadır. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kamu sağlığının ve en önemlisi çocuğun üstün yararının korunması meşru amacı, kanuni bir temele dayandığı sürece ebeveyn rızası olmasa dahi bireyin vücut bütünlüğüne yönelik bu tür hafif tıbbi müdahaleleri anayasaya uygun ve demokratik toplumda gerekli hâle getirmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı ebeveynin rızası olmaksızın bebekten topuk kanı alınması işlemi üzerinden maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında detaylı olarak incelemiştir. Mahkeme, yenidoğanlardan zorunlu olarak topuk kan örneği alınması uygulamasının, kişinin bedensel bütünlüğüne ve ebeveynlerin çocuklar üzerindeki kişisel özerkliğine yönelik doğrudan bir müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir. Ancak söz konusu müdahalenin keyfi olmadığını belirten Mahkeme, bu işlemin 5395 sayılı Kanun uyarınca sağlam bir kanuni temele oturduğunu ve uygulamanın başta kamu sağlığının korunması olmak üzere çocuğun hayati menfaatlerinin güvence altına alınması gibi son derece haklı ve meşru bir amaca hizmet ettiğini tespit etmiştir.
Olayda, ebeveynler topuk kanı alımı işlemine pandemi koşullarındaki hastane ortamında oluşabilecek bulaş riskini ve tıbbi müdahalelere dair genel çekincelerini gerekçe göstererek karşı çıkmışlardır. Fakat Anayasa Mahkemesi, ulusal sağlık politikaları çerçevesinde Yenidoğan Tarama Programı uyarınca gerçekleştirilen bu işlemin, bebeklerde meydana gelebilecek kalıcı zeka geriliği, onarılamaz beyin hasarları ve hayati tehlike arz eden rahatsızlıkların önüne geçmek için uygulanan en temel ve etkili koruyucu sağlık tedbirlerinden biri olduğunu özellikle vurgulamıştır. Başvurucuların iddialarının aksine, söz konusu tıbbi müdahalenin çocuğun genel sağlığı açısından herhangi bir olumsuz etki yaratacağına veya sağlık kurumlarında telafisi imkansız riskler barındırdığına dair hiçbir somut, tıbbi ve kabul edilebilir bilimsel delil ortaya konulamamıştır.
Derece mahkemeleri tarafından çocuğun üstün yararı ilkesi rehberliğinde verilen sağlık tedbiri kararının, bireysel ve toplumsal fayda dengesini ideal bir biçimde gözettiği değerlendirilmiştir. Bebeklik döneminde alınan bu küçük kan örneği ile elde edilecek olan hayati erken teşhis ve tedavi imkanının, müdahalenin çocuğun vücut bütünlüğüne verdiği anlık ve minimal rahatsızlıkla kıyaslandığında son derece orantılı olduğu ve demokratik bir toplumda zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, velayet altında bulunan başvurucudan ebeveyn rızası olmaksızın topuk kan örneği alınması amacıyla mahkemece sağlık tedbiri uygulanmasına karar verilmesinin hak ihlali oluşturmadığı yönünde karar vermiştir.