Karar Bülteni
AYM Murat Özkan ve Diğerleri BN. 2021/55951
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/55951 |
| Karar Tarihi | 13.05.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Yurt dışı çıkış yasağı özel hayatı etkiler.
- Pasaport iptali idari kararla belirsiz uzatılamaz.
- Yurt dışı çıkış engeli geçici olmalıdır.
- İdari tedbirler bireyselleştirilmiş gerekçelere dayanmalıdır.
- Tedbirlerde kamusal yarar ile birey dengelenmelidir.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde idari işlemlerle tesis edilen pasaport iptalleri ve yurt dışına çıkış yasaklarının hukuki sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin yurt dışına çıkışlarını engelleyen idari tedbirlerin, özellikle kişinin gitmek istediği ülke ile güçlü kişisel, ailevi, ekonomik ve mesleki bağlarının bulunduğu durumlarda doğrudan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına bir müdahale oluşturduğunu vurgulamıştır. Hukuken salt idari bir işleme dayalı olarak, kişi hakkında verilmiş herhangi bir adli yurt dışı çıkış yasağı kararı bulunmaksızın uygulanan uzun süreli seyahat engellerinin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Benzer idari işlemlere maruz kalan vatandaşlar ve bu uyuşmazlıklara bakan derece mahkemeleri açısından bu karar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını gösteren güçlü bir emsal niteliğindedir. Mahkeme, idarenin bireylere yönelik uyguladığı kısıtlayıcı tedbirlerin geçici olması gerektiğini, tedbire neden olan koşulların devam edip etmediğinin periyodik olarak incelenmesi zorunluluğunu hatırlatmaktadır. Bireyselleştirilmemiş, genel güvenlik kaygılarıyla somut uyuşmazlığa uyarlanmadan verilen matbu ret kararlarının temel hakları ihlal ettiği tescillenmiştir. Bu içtihat, idarenin keyfiliğini önleme ve idari yargı mercilerinin denetim yükümlülüğünü derinleştirme noktasında uygulamaya yön verecek temel bir mihenk taşıdır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucuların umumi pasaport verilmesi taleplerinin reddedilmesi ve mevcut pasaportlarının olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında iptal edilmesi üzerine idareye karşı açtıkları davalardan kaynaklanmaktadır. Başvurucular, haklarında adli makamlarca verilmiş herhangi bir yurt dışına çıkış yasağı kararı bulunmadığını, ilgili kanunlarda belirtilen pasaport verilmeyecek kişiler kategorisinde yer almadıklarını belirterek tesis edilen idari işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Başvurucular ayrıca, gitmek istedikleri ülkelerle çok güçlü kişisel, ailevi ve mesleki bağları bulunduğunu, pasaportlarının iptal edilmesi veya yenilenmemesi nedeniyle seyahat hürriyetlerinin ve dolayısıyla özel hayatlarının ciddi şekilde zarar gördüğünü iddia etmiştir. Davalı idare ise, işlemlerin genel güvenlik ve kamu düzeni çerçevesinde tesis edildiğini savunmuştur. Derece mahkemelerinin idarenin bu savunmasına itibar ederek iptal davalarını reddetmesi üzerine, başvurucular anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını temel almıştır. Kişilerin yurt dışına seyahat etmelerini engelleyen idari işlemler, sadece seyahat hürriyeti bağlamında değil, yurt dışındaki mesleki ve kişisel bağlar göz önüne alındığında doğrudan özel hayata müdahale olarak nitelendirilmektedir.
Uyuşmazlığın yasal zeminini 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname m.5 ile 5682 sayılı Pasaport Kanunu m.22 hükümleri oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kişilerin yurda giriş ve çıkışlarının sınırlandırılmasına ilişkin idari tedbirlerin kanuni bir dayanağı ve millî güvenliğin sağlanması gibi meşru bir amacı bulunsa dahi, bu tedbirlerin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olması zorunludur.
Ölçülülük ilkesi gereğince, yurda giriş ve çıkışları sınırlandıran tedbirlerin niteliği itibarıyla geçici olması, temel hak ve hürriyetleri tamamen ortadan kaldıracak şekilde belirsiz bir süreyle uygulanmaması şarttır. İdare tarafından uygulanan tedbirin gerekçelerinin, tedbire maruz kalan kişinin somut durumuyla doğrudan ilişkilendirilerek bireyselleştirilmesi gerekmektedir. Tedbirden beklenen kamusal yarar ile bireyin kişisel çıkarları arasında makul bir dengeleme yapılmalı ve tedbire neden olan koşulların devam edip etmediği hususunda periyodik bir değerlendirme yapılmasına imkân tanınmalıdır. İdari yargı mercilerinin de bu dengeyi titizlikle denetlemesi hukukun üstünlüğü ilkesinin temel bir gereğidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların durumunu incelerken öncelikle pasaport taleplerinin reddedilmesi ve pasaport iptali işlemlerinin sadece bir idari işleme dayandığı gerçeğine dikkat çekmiştir. Dosya kapsamındaki verilere göre, başvurucular hakkında bağımsız ve tarafsız adli makamlar tarafından verilmiş, yurt dışına çıkmalarına engel oluşturacak nitelikte herhangi bir adli kontrol veya mahkeme kararı bulunmamaktadır. Buna rağmen, başvurucular salt idari tasarruflarla uzun süredir seyahat hakkından mahrum bırakılmıştır.
Mahkeme, idare tarafından tesis edilen işlemlerin gerekçelerinin başvuruculara bildirilmediğini, idari işlemlerin zorunlu ve kaçınılmaz bir tedbir olduğunun başvurucuların somut durumlarıyla ilişkilendirilerek yargılama aşamasında da ortaya konulamadığını tespit etmiştir. İdari yargı mercileri tarafından verilen ret kararlarında, tedbirin haklılığını ispat edecek bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmamış, yalnızca genel geçer güvenlik kaygılarına atıf yapılmıştır.
Ayrıca, uygulanan kısıtlayıcı idari tedbirin geçici bir nitelik taşıması gerekirken, bu süreçte yurt dışına çıkışı engelleyen şartların halen devam edip etmediği hususunda idare ve yargı makamları tarafından hiçbir güncel araştırma veya periyodik değerlendirme yapılmamıştır. Bu denetimsizlik, doğası gereği geçici olması gereken bir tedbirin uzun ve belirsiz bir süre boyunca devam ettirilmesine, böylece özel hayata yapılan müdahalenin zamanla ağırlaşmasına ve orantısız bir külfete dönüşmesine neden olmuştur. Haklarında yurt dışına çıkışa engel oluşturacak kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan başvuruculara yönelik sadece idari işleme dayanan bu tedbirin uzun süre uygulanması, demokratik bir toplumda zorunlu ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.