| Alan | Detay |
|---|---|
| Mahkeme | Anayasa Mahkemesi |
| Bölüm | 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2023/20195 |
| Karar Tarihi | 19.11.2024 |
| Taraf | Liman |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
Öne Çıkan Hükümler
- gavel Yetki tespiti davasının uzaması sendika hakkını zedeler.
- gavel Toplu iş sözleşmesi hakkı etkili şekilde kullandırılmalıdır.
- gavel Yargısal gecikmeler sendikal haklara erişimi imkânsız kılamaz.
- gavel Sürüncemede bırakılan davalar yapısal soruna işaret eder.
Bu karar, sendikaların toplu iş sözleşmesi yapma yetkilerine ilişkin itiraz davalarının makul sürede sonuçlandırılmamasının, doğrudan Anayasa ile güvence altına alınan sendika hakkının ihlali anlamına geldiğini hukuken tescillemektedir. Anayasa Mahkemesi, sendikaların temel varlık amacı olan toplu iş sözleşmesi akdetme hakkının, uzun süren yargılamalar nedeniyle fiilen kullanılamaz hâle gelmesinin anayasal güvencelerle bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. İşverenlerin yetki tespitine yönelik itirazlarının, dava süresince sözleşme sürecini durdurması kuralının, yargılamanın yıllarca sürmesiyle birleştiğinde sendikaları ve işçileri telafisi imkânsız şekilde mağdur ettiği vurgulanmıştır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Özellikle yetki uyuşmazlıklarının yıllarca sürmesi nedeniyle toplu pazarlık yapamayan sendikalar için bu karar, geciken adaletin yalnızca adil yargılanma hakkını değil, aynı zamanda örgütlenme ve sendikal faaliyet yürütme hakkını da yapısal olarak engellediğini kanıtlamaktadır. Mahkeme, bu durumun kanundan kaynaklanan kronik ve yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekerek uygulayıcılara ve yasa koyucuya güçlü bir mesaj vermektedir. Uygulamada, sendikaların yetki itiraz davalarının çok daha hızlı sonuçlandırılması gerektiği yönündeki beklenti bu kararla yargısal bir zorunluluğa dönüşmüştür. Aksi takdirde, işçilerin sendikal haklardan mahrum kalmasının devlete tazminat sorumluluğu doğuracağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Liman-İş Sendikası, örgütlü bulunduğu bir işyerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurarak gerekli çoğunluğu sağladığına dair yetki belgesini almıştır. Ancak işveren, Bakanlığın bu yetki tespitine karşı itiraz davası açmıştır. İlgili kanun gereği, yetki itiraz davası açıldığında toplu iş sözleşmesi süreci dava sonlanana kadar durmaktadır. İşverenin açtığı bu dava tam beş yıl sürmüş ve ancak beş yılın sonunda sendikanın yetkili olduğu kesin olarak karara bağlanmıştır. Bu uzun bekleme süresi boyunca sendika, üyeleri adına toplu iş sözleşmesi masasına oturamamış ve işçiler bu sözleşmenin getireceği haklardan mahrum kalmıştır. Sendika, kanunda kısa süreler öngörülmesine rağmen davanın yıllarca sürmesinin sendikal faaliyetlerini fiilen engellediğini belirterek yargısal sürecin makul sürede bitirilmemesinden dolayı şikâyetçi olmuş ve konuyu Anayasa Mahkemesine taşımıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkını birlikte değerlendirmiştir.
Olayın yasal zeminini 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu oluşturmaktadır. İlgili kanun uyarınca, bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için yetkili olduğunun tespiti şarttır. Ancak yetki tespitine karşı mahkeme nezdinde itiraz edilmesi durumunda, uyuşmazlık kesin olarak çözümleninceye kadar sözleşme görüşmeleri başlamamakta ve süreç yargılama sonuna dek durmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına ve bilhassa yetki uyuşmazlıklarında sıkça atıf yapılan emsal kararlarına göre, sözleşme sürecinin dava sonuna kadar askıya alınmasını öngören sistemde, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması sendikal faaliyetleri imkânsız kılmaktadır. Mahkeme, 6356 sayılı Kanun metninde yetki tespit davaları için kısa ve ivedi süreler öngörülmüş olmasına rağmen, fiili uygulamada bu davaların yıllarca sürüncemede bırakılmasını idari ve yapısal bir hukuk sorunu olarak tanımlamıştır.
Doktrinde ve yerleşik yargı kararlarında da kabul edildiği üzere, toplu iş sözleşmesi yapma hakkı, sendika hakkının en önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hakkın etkili bir biçimde kullanılabilmesi için eski sözleşme bittiğinde veya yeni örgütlenme sağlandığında yeni sözleşmenin makul sürede yürürlüğe girmesi esastır. Hukuk sisteminin bu hızı sağlayamaması ve davaların uzun yıllar devam etmesi, sadece usuli bir gecikme değil, aynı zamanda sendikanın varlık sebebini ortadan kaldıran ve sendikal hakları işlevsiz bırakan maddi bir hak ihlali olarak değerlendirilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken Liman-İş Sendikası Genel Merkezinin yetkili sendika olduğunun idare tarafından tespit edilmesine rağmen, işverenin açtığı yetki itirazı davasının beş yıl boyunca devam ettiğine dikkat çekmiştir. Yüksek Mahkeme, davanın bu denli uzun sürmesi neticesinde sendikanın üyeleri adına toplu iş sözleşmesi imzalayamadığını ve işçilerin bu süre zarfında sözleşmenin sağlayacağı sosyal ve mali haklardan bütünüyle mahrum kaldığını tespit etmiştir.
Mahkeme, başvuru dosyasını incelerken daha önce verdiği emsal kararlara atıf yaparak uygulamanın yapısal bir soruna dönüştüğünü vurgulamıştır. Hukuk sistemimizde, bir toplu iş sözleşmesinin bitmesinden sonra yenisinin hızla yürürlüğe girmesini güvence altına alan ve itiraz süreçlerini gerçekten ivedilikle sonuçlandıran pratik bir mekanizmanın işlemediği belirlenmiştir. Yargılama makamlarının, kanunun öngördüğü ivedi yargılama sürelerine uymaması ve davaların sürüncemede kalması, Liman-İş Sendikası mensubu işçilerin temel sendikal haklara erişimini fiilen engellemiştir.
Somut olayda, sendikanın yetki belgesini almış olmasına karşın beş yıl gibi uzun bir süre masaya oturamaması, anayasal bir hak olan sendika hakkının etkisizleştirilmesi olarak nitelendirilmiştir. Bu fiili imkânsızlık durumu, başvuruya konu davanın özünü oluşturmaktadır ve Anayasa Mahkemesi, yasal altyapıdaki veya adalet sistemindeki gecikmelerin sendikal faaliyeti felce uğratmasının kabul edilemez olduğunu saptamıştır. Üstelik bu mağduriyet, sadece bir hak arama özgürlüğü ihlali olmaktan çıkıp, doğrudan sendikal örgütlenmenin ve toplu pazarlık hakkının özüne dokunan bir boyuta ulaşmıştır. Eldeki veriler ışığında, uzun yargılama sürelerinin sendika ile üyeleri arasındaki bağı zedelediği ve sendikal başarıyı doğrudan engellediği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın makul sürede sonuçlandırılmaması sebebiyle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.
İşveren sendikanın yetkisine itiraz etti, dava yıllardır bitmiyor. Ne yapabiliriz? expand_more
Dava devam ederken sendikamız toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlayabilir mi? expand_more
Dava uzadığı için yıllarca zam ve hak alamadık. Bunun bir telafisi veya cezası var mı? expand_more
İşverenin sırf süreci uzatmak için yetkiye itiraz etmesi yasal bir hak mıdır? expand_more
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Bizi Değerlendirin
Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.
Google'da Değerlendir