Anasayfa Karar Bülteni AYM | Öz Gıda İş Sendikası | BN. 2023/61821

Karar Bülteni

AYM Öz Gıda İş Sendikası BN. 2023/61821

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/61821
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yetki tespiti davalarının uzaması sendika hakkını ihlal eder.
  • Toplu iş sözleşmesi sürecinin sürüncemede bırakılması hukuka aykırıdır.
  • Sendikal uyuşmazlıklardaki gecikmeler yapısal bir sorundur.
  • Makul sürede bitmeyen davalar sendikayı tamamen işlevsizleştirir.

Bu karar, sendikaların yetki tespiti davalarında yaşanan uzun ve yorucu yargılama sürelerinin, doğrudan anayasal güvence altında olan sendika hakkını ihlal ettiğini hiçbir tereddüde yer bırakmaksızın açıkça ortaya koymaktadır. İşçi sendikalarının temel varlık nedeni olan ve işçilerin haklarını koruma amacı güden toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin, yargısal süreçlerin uzaması sebebiyle fiilen kullanılamaz hale gelmesi, sadece ilgili sendikanın tüzel kişiliğini değil, aynı zamanda o sendikaya üye olan işçilerin ekonomik ve sosyal haklarını da derinden etkilemektedir. Anayasa Mahkemesinin bu kritik tespiti, yargı mekanizmasının yavaş ve hantal işlemesinin temel haklar üzerindeki yıkıcı etkisini hukuken tescil etmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi detaylıca değerlendirildiğinde, bu karar özellikle iş hukuku, sendikalar hukuku ve yargılama hukuku alanında kanundan kaynaklanan yapısal bir soruna net bir biçimde işaret etmesi bakımından büyük bir pratik öneme sahiptir. Kararda atıf yapılan Türkiye Devrimci Kara, Hava ve Demiryolu Taşımacılığı İşçileri Sendikası genel kurul kararıyla birlikte, yetki tespitine itiraz davalarının makul sürede sonuçlandırılmamasının münferit bir ihlal olmadığı, kanundan ve yargı işleyişinden kaynaklanan kronik bir problem olduğu teyit edilmiştir. Uygulamada, işverenlerin yetki itirazlarını salt bir zaman kazanma ve sendikanın işçiler nezdindeki itibarını zedeleyerek onu yıpratma taktiği olarak kullanmalarının önüne mutlaka geçilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, alt derece mahkemelerine yetki uyuşmazlıklarını ivedilikle çözmeleri gerektiği konusunda son derece güçlü ve bağlayıcı bir hukuki zemin oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Öz Gıda İş Sendikası, örgütlü faaliyet gösterdiği bir işyerinde işçiler adına toplu iş sözleşmesi imzalamak istemiştir. Bu amaç doğrultusunda yetkili sendika olduğunu ispatlamak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına resmi başvuruda bulunmuş, yeterli üye çoğunluğuna sahip olduğunu kanıtlayarak yetki belgesini almaya hak kazanmıştır. Ancak işveren, sendikanın aldığı bu yetkiye itiraz ederek mahkemede yetki tespiti davası açma yoluna gitmiştir. Ülkemizdeki mevcut yasal düzenlemelere göre bu itiraz davası açıldığında, mahkeme kesin kararını verip süreci tamamlayana kadar toplu iş sözleşmesi görüşmeleri kanunen durdurulmaktadır. İşverenin açtığı söz konusu itiraz davası tam on bir yılı aşkın bir süre boyunca devam etmiştir. Sendika, yargılamanın bu kadar uzun yıllar sürmesi nedeniyle işçiler adına hiçbir sözleşme yapamadığını, üyelerinin uzun yıllar boyunca mağdur edildiğini, maaş artışlarından ve sosyal haklardan mahrum bırakıldıklarını belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Uyuşmazlığın temelinde, uzayan yargılama nedeniyle anayasal sendika hakkının ihlal edildiği iddiası ve manevi tazminat talebi yatmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı ve yorumladığı hukuki kuralların en başında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gelmektedir. Bu kanunun ilgili hükümleri uyarınca, bir işçi sendikasının toplu iş sözleşmesi masasına oturabilmesi için öncelikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yetki tespiti alması zorunludur. İşverenin veya diğer sendikaların yetki tespitine itiraz etmesi halinde ise yargılama tamamen sonuçlanıp kesinleşene kadar toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve süreci kanunen durdurulmaktadır. Yasa koyucu her ne kadar bu tür yetki itirazı davalarının çok kısa süreler içerisinde ivedilikle sonuçlandırılmasını öngörmüş olsa da, yargıdaki iş yükü ve sistemsel eksiklikler nedeniyle uygulamada bu süreçler yıllarca sürebilmektedir.

Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı karara bağlarken Anayasa'nın 51. maddesi kapsamında devletin güvencesi altında olan sendika kurma hakkı ile Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunan adil yargılanma ve makul sürede yargılanma hakkını temel dayanak olarak almıştır. Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, kanunların süratle sonuçlandırılmasını emrettiği hukuki süreçlerin makul olmayan sürelerce sürüncemede bırakılması, sendikaların varoluş amacı olan üyeleri adına faaliyette bulunma ve hak arama olanaklarını fiilen imkânsız kılmaktadır. Mahkeme, ilgili emsal kararlara atıfla, bir toplu iş sözleşmesinin süresinin bitmesinden hemen sonra yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesini temin edecek nitelikte hızlı ve etkili bir yasal mekanizmanın bulunmamasını, sendika hakkının özüne doğrudan dokunan ve kanundan kaynaklanan yapısal bir ihlal olarak tanımlamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin dosya kapsamını detaylıca incelerken başvurucu sendikanın yasal şartları yerine getirip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yetki belgesi almış olmasına rağmen, işveren tarafından açılan yetki tespitine itiraz davası nedeniyle uzun yıllar boyunca toplu iş sözleşmesi imzalayamadığını net bir biçimde tespit etmiştir. Söz konusu itiraz davasının on bir yılı aşan muazzam bir süre boyunca devam etmesi, bu süreç zarfında sendika mensubu işçilerin bir toplu iş sözleşmesi çatısı altında toplanmalarını engellemiş, işçilerin elde etmeyi bekledikleri ekonomik kazanımlardan ve sosyal haklardan faydalanmalarının doğrudan önüne geçmiştir.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken daha önce benzer konularda verdiği Genel Kurul kararlarına atıf yapmış ve yetki tespitine itiraz davalarının makul süreleri aşarak yıllarca uzamasının münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Mahkemeye göre bu durum, aksine mevcut yasal mevzuattan ve yargısal uygulamalardan kaynaklanan yapısal bir sorun teşkil etmektedir. Kanun gereği ivedilikle ve hızla çözülmesi gereken bir uyuşmazlığın on bir yıl gibi son derece uzun bir süre sürüncemede bırakılması, sadece yargılamanın uzaması ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmemektedir. Bu uzun bekleyiş, aynı zamanda işçilerin anayasal güvence altındaki sendikal haklara erişimini askıya alarak sendikayı üyeleri gözünde işlevsiz, etkisiz ve yararsız bir duruma düşürmektedir.

Somut olayda, başvurucu sendika kanunun aradığı yeterli üye sayısına ulaşıp yetkili sendika konumuna resmen gelmiş olmasına rağmen, yargı sistemindeki yapısal gecikmeler sebebiyle üyelerinin ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruma şeklindeki en temel işlevini yerine getirememiştir. Anayasa Mahkemesi, devletin yargısal mekanizmaları hızlı işletme yükümlülüğünü ihlal eden bu durumun, Anayasa ile güvence altına alınan sendika hakkının açık ve kesin bir ihlali olduğuna kanaat getirmiştir. İhlalin yapısal sorundan kaynaklanması nedeniyle sadece ihlal tespitinin yeterli bir tazmin sağlamayacağı değerlendirilmiş ve sendikanın bu uzun süreçte uğradığı manevi zararların mutlaka giderilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, sendika hakkının ihlal edildiği ve manevi tazminat ödenmesi yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: