Anasayfa Karar Bülteni AYM | Birleşik Metal İşçileri Snd. | BN....

Karar Bülteni

AYM Birleşik Metal İşçileri Snd. BN. 2021/35528

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/35528
Karar Tarihi 18.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yetki tespiti davaları makul sürede sonuçlandırılmalıdır.
  • Uzayan itiraz davaları sendikal hakları işlevsizleştirir.
  • Toplu iş sözleşmesi sürecinin sürüncemede bırakılması ihlaldir.
  • Yapısal sorunlar nedeniyle sendika hakkı zedelenemez.

Bu karar hukuken, işçi sendikalarının yetki tespiti süreçlerinde yaşanan olağan dışı yargısal gecikmelerin, işçilerin ve sendikaların toplu iş sözleşmesi yapma hakkını doğrudan engellediğini ve bu durumun Anayasa ile güvence altına alınan sendika hakkını açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Mahkemelerin yetki uyuşmazlıklarını yıllarca karara bağlayamaması, kanuni düzenlemeler gereği yetki itiraz davasının toplu iş sözleşmesi sürecini davanın sonuna kadar tamamen durdurmasına yol açmaktadır. Bu durum, anayasal bir hak olan sendikal faaliyetlerde bulunma ve sözleşme yapma imkânını yargılama boyunca fiilen ortadan kaldırmakta, sendikanın hukuki ve fiilî işlevini yitirmesine sebep olmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kanunların öngördüğü hızlı yargılama süreçlerinin uygulamada işletilmemesini ve yetki davalarının makul sürede bitirilememesini sendikal haklara yönelik çok ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece belirleyicidir. Zira yetki tespiti davalarının makul süreleri aşarak yıllarca uzaması artık münferit bir olay olmaktan çıkmış, mahkemelerin iş yükü ve usul pratikleri nedeniyle sistemsel ve yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Bazı işverenlerin süreci uzatmak, işçileri yıldırmak ve sendikanın işyerindeki örgütlenme etkinliğini kırmak amacıyla açtığı temelsiz itiraz davalarının süratle bitirilememesi, sendikacılık faaliyetlerini felce uğratma potansiyeli taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu ihlal kararı ve yapısal soruna yaptığı vurgu ile ilk derece yargı mercilerine yetki tespiti davalarını süratle sonuçlandırma anayasal yükümlülüğünü kesin bir dille hatırlatmaktadır. Aynı zamanda yasa koyucuya da, mevcut hukuki altyapının sendika hakkını daha etkin, pratik ve hızlı bir biçimde koruyacak yönde yeniden ele alınması gerektiği hususunda güçlü bir anayasal mesaj vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Birleşik Metal İşçileri Sendikası, üç farklı işyerinde çalışan üyeleri adına toplu iş sözleşmesi akdedebilmek için yetkili sendika olduğunun tespiti talebiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurmuştur. Bakanlık tarafından yapılan resmî incelemeler sonucunda başvurucu sendikanın her bir işyeri yönünden yeterli yasal çoğunluğu sağladığı tespit edilmiş ve sendikaya yetki belgesi verilmiştir. Ancak işverenler, bu yetki tespit kararlarına karşı mahkemelerde itiraz davaları açarak süreci yargıya taşımıştır.

İlgili mevzuat gereği, yetki itiraz davaları açıldığında mahkemece kesin bir karar verilene kadar toplu iş sözleşmesi süreci kanunen durmaktadır. İşverenlerin açtığı bu yetki itiraz davaları yerel mahkemelerde tam dört ile altı yıl arasında sürmüş ve nihayetinde sendikanın gerçekten yetkili olduğu ispatlanarak davalar sendika lehine sonuçlanmıştır. Fakat sendika, yargılamaların bu kadar olağan dışı uzun sürmesi nedeniyle yıllarca toplu iş sözleşmesi masasına oturamamış, binlerce üyesinin anayasal haklardan mahrum bırakıldığını ve sendikal faaliyetlerinin fiilen engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Başvurucu sendikanın temel talebi, makul sürede sonuçlandırılmayan bu yargılamalar yüzünden fiilen ihlal edilen sendika hakkının tespit edilmesi ve manevi zararların tazmin edilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı ve bu hakkın ayrılmaz, en işlevsel bir parçası olan toplu iş sözleşmesi yapma hürriyeti üzerinde yoğunlaşmıştır. Sendika hakkı, sadece kâğıt üzerinde bir örgütlenme özgürlüğü sunmakla kalmaz; aynı zamanda çalışanların ekonomik, sosyal ve mesleki haklarını korumak, geliştirmek ve çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla işverenle pazarlık yapma ve toplu iş sözleşmesi imzalama faaliyetlerini de anayasal bir koruma kalkanı altına alır.

Somut olayda yargılamanın uzamasının doğurduğu sonuçların temel yasal dayanağı olan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, sendikaların yetki tespiti ve bu tespite itiraz aşamalarını özel usullerle düzenlemektedir. Bu kanun hükümlerine göre, işverenler veya itirazı olan diğer sendikalar Bakanlığın verdiği yetki tespit kararlarına karşı mahkemelerde itiraz davası açabilmektedir. Ancak açılan bu itiraz davası, mahkeme tarafından kesin bir karar verilene dek toplu iş sözleşmesi sürecinin bütünüyle durmasına yol açmaktadır. Söz konusu yasal düzenleme, işçi ve işveren ilişkilerinin doğası ile çalışma barışının hassasiyeti gereği, yetki uyuşmazlıklarının süratle ve oldukça kısa makul süreler içerisinde çözümlenmesini emretmektedir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatları prensipleri çerçevesinde, mevzuatın süratle sonuçlandırılmasını açıkça emrettiği bu dava süreçlerinin mahkemeler tarafından sürüncemede bırakılması, sendikanın ve ona üye işçilerin toplu iş sözleşmesi kapsamında sendikal faaliyette bulunma olanağını hukuken ve fiilen ortadan kaldırmaktadır. Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, temel hakların pratik ve etkili bir biçimde kullanılabilmesini sağlamak devletin en önemli pozitif yükümlülüklerinden biridir. Bu pozitif yükümlülük, yargı mercilerinin toplu iş sözleşmesi sürecini kilitleyen davaları büyük bir özenle ve hızla çözüme kavuşturmasını zorunlu kılar. Mevcut hukuki kuralların uygulanmasında yaşanan aksaklıklar, sendikaların temel varlık sebebi olan sözleşme yapma imkânını işlevsizleştirdiğinden doğrudan anayasal düzenin ve temel hukuk kurallarının ihlali anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olaya ilişkin incelemesinde, başvurucu sendikanın işyerlerinde yetkili olduğunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından resmi olarak tespit edilmesine rağmen, işverenlerce açılan yetki tespitine itiraz davalarının çok uzun bir zaman dilimi olan dört ile altı yıl gibi sürelerde sonuçlandırıldığını saptamıştır. Mahkemelerin, kanunun süratle çözümlenmesini emrettiği ve doğası gereği aciliyet taşıyan bu tür itiraz davalarını makul sürede karara bağlayamaması, başvuruya konu uyuşmazlığın temel problemini ve hak ihlalinin merkezini oluşturmaktadır.

Yargılama süreçlerinin olağanüstü uzaması, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesi sürecinin yıllarca donmasına ve ilerlememesine neden olmuştur. Bu uzun zaman zarfında başvurucu sendika, güvenini aldığı üyeleri adına toplu iş sözleşmesi masasına oturarak imza atamamış, binlerce işçi ise sendikalı olmanın getirdiği ücret artışı, sosyal yardım ve güvence gibi anayasal kazanımlardan yıllarca mahrum kalmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu ağır durumun münferit bir yargısal gecikme olmaktan çoktan çıktığını, uygulamada aynı nitelikteki şikâyetlere ilişkin davaların makul sürede sonuçlandırılamamasının yaygınlık arz eden ve çalışma hayatını zehirleyen yapısal bir soruna dönüştüğünü vurgulamıştır. Yüksek Mahkemeye göre mevcut yasal sistemde, bir toplu iş sözleşmesinin süresinin bitmesinden hemen sonra yeni bir sözleşmenin hızla yürürlüğe girmesini sağlayacak kesintisiz ve pratik bir mekanizmanın olmaması, sendikal hakları içinden çıkılmaz bir bürokratik engeller silsilesine dönüştürmektedir.

Yüksek Mahkeme, yetki itirazı yargılamalarının bu denli uzun sürmesinin, mevzuatın öngördüğü kısa sürelere uyulmamasının, başvurucu sendikanın ve işçilerin sendika hakkını kâğıt üzerinde bırakarak fiilen etkisizleştirdiğini belirlemiştir. Devletin, yargı mekanizması aracılığıyla bu hakkın korunmasına ve süratle tecelli etmesine yönelik pozitif yükümlülüklerini açıkça yerine getiremediği tespiti yapılmıştır. Ortaya çıkan bu yapısal sorunun kesin çözümü yasal ve idari alanda yeni hukuki düzenlemeler yapılmasını gerektirdiğinden ve ne kadar uzun sürerse sürsün nihayetinde yerel mahkemelerce başvurucu sendikanın yetkili olduğuna kesin olarak karar verildiğinden, somut olayda Anayasa Mahkemesince ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla yeniden yargılama yapılmasında herhangi bir hukuki yarar görülmemiştir. Bunun yerine, yıllarca süren belirsizlik ve sendikal faaliyette bulunamama nedeniyle ortaya çıkan ağır mağduriyetler ve manevi zararların nakdi olarak tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yetki tespitine itiraz davalarının makul sürede sonuçlandırılmaması sebebiyle sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: