Karar Bülteni
AYM 2019/9859 BN.
Anayasa Mahkemesi | Burak Tuncer vd. | 2019/9859 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/9859 |
| Karar Tarihi | 18.07.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahkemeye erişim hakkı keyfiliğe karşı korunmalıdır.
- KHK işlemleri yargısal denetim dışında tutulamaz.
- Yargı mercileri hukuki güvenlik ilkesini gözetmelidir.
- Uyuşmazlıklar anayasal güvenceler ışığında çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu karar, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini doğrudan etkileyen işlemlerin yargısal denetimi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, askerî okulların kapatılması sonucu öğrencilerin nasıplarının yapılmamasına ilişkin idari işlemlerin yargısal denetim dışında tamamen sahipsiz bırakılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Mahkemelerin bu tür davaları idari bir işlem olmadığı gerekçesiyle doğrudan reddetmek yerine, uyuşmazlığı çözmekle ve incelemekle görevli olan mercilere (OHAL Komisyonuna) yönlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, idarenin eylem ve işlemlerinin denetimsiz bırakılamayacağı kuralının olağanüstü yönetim usullerinin devrede olduğu dönemlerde dahi asgari bir güvence olarak işlemesi gerektiğini göstermektedir.
Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle KHK'larla tesis edilen işlemler nedeniyle mağduriyet yaşayan ve yargı yolu kapalı olduğu için çözüm bulamayan kişilerin hak arama yollarının genişletilmesi noktasında kendisini gösterecektir. Yargı mercilerinin, doğrudan kanun hükmünde kararname ile kurulan işlemlerde dahi kişileri keyfiliğe karşı koruyacak usuli güvenceleri işletmesi ve uyuşmazlıkları görevli komisyonlara veya mahkemelere usulünce iletmesi zorunluluğu yerleşik bir içtihat hâline gelmektedir. Bu durumun uygulamadaki önemi, idari yargı mercilerinin peşinen esastan ret veya incelenmeksizin ret kararları vererek uyuşmazlıkları çözümsüz bırakmalarının önüne geçilmesi ve mağdurların temel haklarına kavuşabilmesi için etkili bir mekanizmanın işlevsel tutulmasıdır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, askerî okullarda (astsubay hazırlama okulları ve harp akademileri) öğrenim gören ve 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla mezuniyet aşamasına gelmiş olan öğrencilerin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri gerekçe gösterilerek subay veya astsubay olarak atanmamaları (nasıplarının yapılmaması) üzerine doğmuştur. Öğrenciler, eğitim gördükleri okullarının kapatılması, ilişiklerinin kesilmesi ve hak ettikleri atamalarının gerçekleştirilmemesi işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek idare mahkemelerinde iptal davaları açmışlardır. İdare mahkemeleri ise bu işlemlerin doğrudan kanun hükmünde kararname ile yapıldığını, ortada idarenin inisiyatif kullanarak tesis ettiği bir idari işlem olmadığını belirterek davaları esastan hiç incelemeden doğrudan reddetmiştir. Başvurucular, açtıkları davaların Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna dahi gönderilmeden mahkemelerce reddedilmesi nedeniyle haklarını arayamadıklarını ve mahkemeye erişim haklarının ellerinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle mahkemeye erişim hakkının anayasal dayanaklarına ve olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin kurallara odaklanmıştır. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahiptir. Bu hak, hak arama hürriyetinin en temel unsuru olan mahkemeye erişim hakkını anayasal olarak güvence altına almaktadır.
Uyuşmazlığın hukuki temelini oluşturan 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname m.104 hükmü harp akademilerinin, askerî liselerin ve astsubay hazırlama okullarının kapatılmasını; 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.105 hükmü ise 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askerî öğrencilerin nasbının yapılmayacağını ve bunlara durumlarına uygun sivil fakülte veya yüksekokullarca diploma verileceğini düzenlemektedir. Bu işlemlere karşı yapılacak itirazların incelenmesi için kurulan mekanizmalar ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun m.2 ile düzenlenmiş ve KHK ile doğrudan tesis edilen işlemleri inceleme görevi OHAL Komisyonuna verilmiştir.
Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, mahkemelerin doğrudan KHK ile yapıldığı gerekçesiyle işlemleri yargısal denetim dışında bırakması hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Yargı organlarının, davaları incelenmeksizin reddetmek yerine keyfiliğe karşı anayasal güvence sağlayacak bir yorum geliştirerek dosyaları görevli kurumlara iletmesi zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların eğitim gördükleri askerî okulların kapatılması ve atamalarının yapılmaması işlemlerine karşı başlattıkları idari yargı süreçlerini detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. Başvurucuların hukuki statülerini doğrudan değiştiren ve etkileyen bu işlemlerin 669 sayılı KHK ile tesis edildiği dosya kapsamında açıktır. Ancak, idare mahkemelerinin bu işlemleri sadece kanuni bir düzenlemenin yansıması olarak görüp, idari bir işlem niteliğinde değerlendirmemesi ve davaları usulden reddetmesi, başvurucuların hak arama yollarını fiilen ve hukuken tamamen kapatmıştır.
Yüksek Mahkeme, 7075 sayılı Kanun uyarınca doğrudan kanun hükmünde kararname ile tesis edilen işlemleri değerlendirme ve karar verme görevinin Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna ait olduğuna dikkat çekmiştir. Yargı mercilerinin, dava dosyalarını yargısal denetime olanak tanıyacak şekilde anılan Komisyona göndermesi, başvurucuları idarenin olası keyfi uygulamalarına karşı koruyacak en temel usuli güvencedir. Ancak yerel mahkemeler, 7075 sayılı Kanun kapsamında hiçbir değerlendirme yapmadan ve bu anayasal güvenceleri dikkate almadan davaları incelenmeksizin reddetmişlerdir. Bu durumun, hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkeleriyle çeliştiği tespit edilmiştir.
Ayrıca, bazı mahkemelerin dosyaları OHAL Komisyonuna göndermiş olmasına rağmen, Komisyonun bu dosyaları görev alanına girmediği gerekçesiyle iade etmesi ve mahkemelerin bunun üzerine incelenmeksizin ret kararı vermesi de hak ihlali sonucunu değiştirmemektedir. Anayasa Mahkemesi, OHAL döneminde alınacak her türlü tedbirin Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçülülük ilkesi ve durumun gerektirdiği ölçü şartıyla sınırlandırıldığını hatırlatarak, yargı yolunun bireylere tamamen kapatılmasının bu ölçütlere uymadığını açıkça ifade etmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.