Karar Bülteni
AYM Burhan Kaya BN. 2021/36153
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/36153 |
| Karar Tarihi | 18.07.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Sanığın duruşmada fiziksel katılımı esastır.
- Sanık talebine rağmen SEGBİS kullanımı ihlaldir.
- Duruşmada hazır bulunma hakkından örtülü feragat edilemez.
- Belirleyici tanık sanık tarafından bizzat sorgulanabilmelidir.
- Sorgulanmayan tanık beyanı tek belirleyici delil olamaz.
Bu karar, ceza yargılamasında sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin mahkemelerce soyut veya yetersiz gerekçelerle reddedilerek Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yargılama yapılmasının adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın duruşmaya fiziksel katılımının asıl kural, SEGBİS ile katılımının ise ancak zorunlu hâllerde ve hukuka uygun şekilde başvurulabilecek bir istisna olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Aynı zamanda, hükme esas alınan ve kararın sonucunu belirleyici nitelikte olan kilit tanıkların sanık tarafından sorgulanamaması veya sanığın bu tanıklarla doğrudan yüzleştirilmemesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine kesin bir aykırılık olarak değerlendirilmiştir.
Emsal niteliğindeki bu karar, alt derece mahkemelerinin usul ekonomisi gerekçesiyle başvurdukları SEGBİS uygulamalarını, sanığın açık rızası ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde yeniden şekillendirmesi gerektiğini göstermektedir. Özellikle ağır cezalık suçlarda ve sanığın savunmasını doğrudan mahkeme heyeti önünde yüz yüze yapmak istediği durumlarda, mahkemelerin bu talebi görmezden gelerek mekanik bir yaklaşımla yargılamayı sürdürmesinin mutlak bir bozma sebebi olacağı vurgulanmıştır. Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, savunma tarafına dengeleyici yeterli usul güvenceleri sağlanmadan, yalnızca istinabe yoluyla veya sanığın yokluğunda alınan tanık ifadelerine dayanılarak hüküm kurulamayacağına dair güçlü bir anayasal standart getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Burhan Kaya, dâhil olduğu bir kavgada maktulün bıçaklanarak öldürülmesi olayı kapsamında kasten öldürme suçlamasıyla yargılanmıştır. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava sürecinde, başka bir suçtan ötürü yargı çevresi dışındaki farklı bir ilde yer alan ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, duruşmalarda bizzat hazır bulunarak savunma yapmak istediğini mahkemeye defalarca iletmiştir. Buna rağmen mahkeme, başvurucunun bu haklı talebini reddederek duruşmalara yalnızca SEGBİS üzerinden katılmasına karar vermiştir.
Ayrıca yargılama esnasında olayın gelişimini anlatan ve haksız tahrik indiriminin uygulanmamasına doğrudan dayanak teşkil eden kilit bir tanık, başvurucunun yokluğunda istinabe (talimat) yoluyla dinlenmiştir. Başvurucu, aleyhindeki bu tanığa soru sorma, onunla yüzleşme ve beyanlarının güvenirliğini test etme imkânından tamamen mahrum bırakıldığını; aynı zamanda duruşmaya bizzat katılma talebinin usule aykırı reddedildiğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkının en önemli görünümlerinden biri duruşmada hazır bulunma hakkıdır. Sanığın mahkeme huzurunda fiziken bulunması, hem meramını yargıçlara doğrudan anlatabilmesi hem de dosyada aleyhine olan delillere etkili bir şekilde karşı çıkabilmesi açısından hayati bir usul güvencesidir.
Ceza muhakemesinde sanığın duruşmada bizzat hazır bulundurulması temel kural olmakla birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196 kapsamında sanığın SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasına istisnai olarak karar verilebilir. Ancak bu istisnai durumun sanığın açık talebine veya rızasına aykırı olarak, zorunlu ve makul bir neden gösterilmeden rutin bir uygulama gibi dayatılması, duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturur. Sanığın bu temel haktan feragat etmesi ancak kendi hür ve açık irade beyanıyla mümkündür; koşulların dayatmasıyla oluşan durumlar örtülü feragat olarak kabul edilemez.
Bunun yanı sıra adil yargılanma hakkının bir diğer ayrılmaz parçası, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda güvence altına alınan tanık sorgulama hakkıdır. Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vazgeçilmezdir. Sanığın mahkûmiyeti, tek veya belirleyici ölçüde sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın beyanına dayanıyorsa ve savunma tarafına bu usuli dezavantajı telafi edecek dengeleyici ek güvenceler sağlanmamışsa, yargılamanın hakkaniyete uygun olduğundan söz edilemez. Mahkemeler, maddi gerçeği aydınlatacak bilgi ve görgüsü olan tanıkları kural olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 201 uyarınca doğrudan doğruyalık ilkesi gereği sanığın da bulunduğu celselerde dinlemeli ve taraflara soru sorma imkânı sunmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkı ile tanık sorgulama hakkının mahkemece ne şekilde uygulandığını ayrıntılı olarak incelemiştir. İlk aşamada başvurucu, yargılamanın tüm celselerine zorunlu olarak SEGBİS aracılığıyla katılmış ve mahkemeye sunduğu dilekçeler ile bizzat duruşmada sözlü beyanlarda bulunarak mahkeme salonunda fiziken hazır bulunmak istediğini açıkça ifade etmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesi, başvurucunun yalnızca yargı çevresi dışında tutuklu bulunmasını gerekçe göstererek ve başkaca bir alternatif üretmeden bu talebi reddetmiştir. Yüksek Mahkeme, 25 yıl hapis cezası gibi oldukça ağır bir yaptırımla karşı karşıya kalan başvurucunun bizzat duruşmada bulunarak savunma yapma talebinin, makul ve zorlayıcı bir neden olmaksızın reddedilmesini orantısız bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Başvurucunun SEGBİS ile duruşmaya katılmaktan feragat etmediği hâlde usul ekonomisi gerekçesiyle bu yönteme zorlanması, hak ihlali olarak tespit edilmiştir.
İkinci olarak, ilk derece mahkemesinin haksız tahrik indirimini uygulamama kararına temel teşkil eden ve başvurucuyu kasten öldürme olayında ilk haksız hareketi yapan kişi olarak konumlandıran tanık A.Y.'nin ifadeleri, başvurucu aleyhine belirleyici delil statüsündedir. Söz konusu kilit tanık, başvurucunun hazır bulunmadığı bir celsede ve istinabe yoluyla dinlenmiştir. Derece mahkemesi, bu aşamada sanığa tanığı sorgulama, ona doğrudan soru yöneltme veya SEGBİS gibi eş zamanlı araçlarla yüzleşme imkânı sağlamamıştır.
Başvurucunun sorgulama imkânı bulamadığı, doğruluğu ve güvenilirliği savunma tarafından test edilmemiş bir tanık beyanının belirleyici ölçüde hükme esas alınması ve savunma tarafının karşılaştığı bu ağır dezavantajı giderecek hiçbir dengeleyici güvencenin mahkemece sunulmaması, yargılamanın bütününün hakkaniyetini geri dönülemez biçimde zedelemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma ve tanık sorgulama haklarının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.