Anasayfa Karar Bülteni AYM | Barkın İşeri | BN. 2020/25941

Karar Bülteni

AYM Barkın İşeri BN. 2020/25941

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/25941
Karar Tarihi 18.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • OHAL tedbirleri anayasal güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
  • Kamu yararı ve kişisel menfaat dengesi gözetilmelidir.
  • Özel hayata saygı hakkı mutlak bir hak değildir.
  • Milli güvenlik ihtiyacı temel hakları sınırlayabilir.

Bu karar, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde kamu görevinden ayrılmış olan stratejik personelin acil kamu ihtiyacı sebebiyle görevlerine geri çağrılmasının, anayasal çerçevede özel hayata saygı hakkını ihlal etmediğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, on beş Temmuz darbe girişimi sonrasında oluşan personel açığını kapatmak amacıyla getirilen kanun hükmünde kararname düzenlemelerini, Anayasa'nın olağanüstü yönetim usullerini düzenleyen on beşinci maddesi kapsamında derinlemesine değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, başvurucunun yeniden göreve çağrılmasının mesleki ve sosyal hayatına doğrudan etki ettiğini kabul etmekle birlikte, devletin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi bertaraf etme amacının meşruiyetini vurgulamıştır.

Kararın uygulamadaki en önemli yansıması, millî güvenlik, kamu düzeni ve ülke savunması gibi üstün kamu yararı gerektiren acil ve zorunlu hâllerde, devletin sahip olduğu insan kaynağını seferber edebilme yetkisinin anayasal meşruiyet kazanmasıdır. Özellikle askerî pilot gibi yetişmesi uzun zaman alan, donanımlı ve stratejik öneme sahip personelin, geçmişte kendi istekleriyle ayrılmış olsalar dahi zorunlu durumlarda göreve çağrılabilmesi, emsal niteliğinde bir içtihat olarak hukuk sistemimizde yerini almıştır. Benzer davalarda bu karar, olağanüstü dönemlerde tesis edilen idari işlemlerin sadece bireyler üzerindeki külfetini değil, devlete ve topluma sağladığı güvenliği de ön plana alacaktır. İdare tarafından uygulanan geri çağırma tedbirlerinin, personele sağlanan mali ve özlük hakları iyileştirmeleri ile birlikte değerlendirildiğinde kişilere katlanılamaz, aşırı ve orantısız bir yük getirmediği kabul edilmiş olup, OHAL işlemleri bağlamında açılacak olan idari davalar ile bireysel başvurularda temel bir referans metni olarak kullanılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde askerî pilot olarak görev yapmaktayken o dönemki mevzuata göre on beş yıllık zorunlu hizmet süresini doldurarak 2012 yılında kendi isteğiyle görevinden ayrılmıştır. Sivil havacılık sektöründe pilot olarak çalışmaya başlayan başvurucu, on beş Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan kanun hükmünde kararname ile zorunlu hizmet süresinin on sekiz yıla çıkarılması üzerine yeniden muvazzaf subay olarak orduya geri çağrılmıştır.

Bu çağrı üzerine başvurucu, idarenin tesis ettiği atama ve göreve geri çağırma işleminin iptal edilmesi amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığına karşı idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Başvurucu davasında, sivil hayatta kurduğu mesleki kariyerinin ve aile düzeninin geri çağırma işlemiyle altüst olduğunu, geriye dönük uygulanan bu kararın kazanılmış haklarını ihlal ettiğini ve mağduriyetine yol açtığını belirterek işlemin iptalini talep etmiştir. Mahkemelerce davası usule ve yasaya uygun bulunarak kesin olarak reddedilen başvurucu, son çare olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.37 (sonradan kanunlaşan hâliyle 7078 sayılı Kanun m.35) hükümlerini dikkate almıştır. Bu düzenleme ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na eklenen ek geçici madde uyarınca, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan pilot subayların ihtiyaç duyulan hava aracı tiplerinde on sekiz yıllık yükümlülük süresini tamamlamaları için yeniden göreve nasbedilecekleri yasal kurala bağlanmıştır.

Mahkeme, uyuşmazlığı olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulmasını veya sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa m.15 kapsamında değerlendirmiştir. Bu madde uyarınca, savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilmektedir.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, kamu otoriteleri tarafından gerçekleştirilen idari işlemlerin bireylerin mesleki faaliyetlerini aksatması, kariyer planlarını değiştirmesi ve sosyal çevreleriyle ilişkilerini belirli bir ağırlık düzeyinde etkilemesi durumunda Anayasa m.20 ile koruma altına alınan özel hayata saygı hakkına müdahale edildiği kabul edilmektedir. Ancak bu hak mutlak nitelikte olmayıp, millî güvenlik, kamu düzeni ve ülkenin savunma ihtiyacı gibi meşru temellere dayanan ve ölçülülük ilkesine uygun olan müdahaleler hukuka uygun bulunmaktadır. Bilhassa devletin bekasını tehdit eden ciddi ve olağanüstü koşullarda, kamu yararı ile bireysel menfaatler arasında adil bir denge kurulması prensibi hukuki değerlendirmenin merkezinde yer almaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle başvurucunun sivil hayatından koparılarak zorunlu hizmete yeniden göreve çağrılmasının, mesleki planlarına ve sosyal ilişkilerine olan ciddi etkisi nedeniyle özel hayata saygı hakkına otomatik bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir. Ancak bu müdahalenin gerçekleştirildiği dönemin olağanüstü şartları, Anayasa Mahkemesi tarafından hassasiyetle incelenmiştir.

Yüksek Mahkeme, on beş Temmuz darbe girişiminin savuşturulmasının ardından terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen çok sayıda pilot subayın ordudan uzaklaştırıldığını hatırlatmıştır. Bu uzaklaştırmalar neticesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde hayati bir personel açığı ortaya çıkmış ve ülke savunmasının zafiyete uğramaması adına hızlı, radikal bir tedbir alınması zorunluluğu doğmuştur. Başvurucunun yüksek tecrübeye sahip bir öğretmen pilot olması, sıfırdan pilot yetiştirmenin alacağı zaman ve mevcut kaynakların bu açığı acilen kapatmaya yetmemesi sebepleriyle, başvurucu gibi yetkin eski personelin göreve çağrılmasının son derece meşru ve elverişli bir amaç taşıdığı vurgulanmıştır.

Mahkeme ayrıca, geri çağrılan personelin katlanmak zorunda kaldığı külfeti ve sağlanan avantajları da teraziye koymuştur. Başvurucunun yeniden göreve başlamasıyla elde edeceği mali imkânlar, görevlerine dönen pilotlara sağlanan özlük haklarındaki iyileştirmeler ve bu mecburi hizmetin sadece belirli bir süreyi (on sekiz yıla tamamlama) ifa etmeye yönelik olması göz önüne alındığında, müdahalenin başvurucu üzerinde orantısız ve aşırı bir yük oluşturmadığına kanaat getirilmiştir. Kamu menfaati ile başvurucunun bireysel menfaati arasında kurulan dengenin son derece adil olduğu, ortaya çıkan ağır tehlikenin bertaraf edilmesi için devletin başvurduğu bu yöntemin hiçbir keyfîlik içermediği belirtilmiştir. Anayasal inceleme sonucunda, olağanüstü hâl koşulları altında milletin ve devletin güvenliğinin ivedilikle sağlanması amacının, bireyin özel hayatına yapılan bu geçici müdahaleyi haklı ve yasal kıldığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun zorunlu hizmet süresinin uzatılarak Türk Silahlı Kuvvetlerindeki görevine yeniden çağrılması işleminin ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğuna hükmederek, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: