Anasayfa Karar Bülteni AYM | İbrahim Kaya | BN. 2021/23881

Karar Bülteni

AYM İbrahim Kaya BN. 2021/23881

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/23881
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargıtay tebliğnamesinin taraflara tebliğ edilmesi zorunludur.
  • Tebliğname eksikliği silahların eşitliği ilkesini zedeler.
  • Sanığa iddia ve itirazlarını sunma imkanı verilmelidir.
  • Çelişmeli yargılama adil yargılanmanın temel şartıdır.

Bu karar, ceza yargılamasında ve infaz hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda taraflara hukuki dinlenilme ve savunma imkanı tanınmasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki vazgeçilmez önemini bir kez daha çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve başvurucunun aleyhine çok ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek nitelikteki kanun yararına bozma tebliğnamesinin, karar verilmeden önce başvurucuya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması, yargılamanın çelişmeli olma vasfını temelden ortadan kaldırmıştır. Başvurucunun, kendi şikayetini doğrudan doğruya ilgilendiren ve bütünüyle aleyhe olan bir mütalaaya karşı cevap hakkını kullanamaması, hukuki savunma hakkının ağır bir ihlali olarak karşımıza çıkmaktadır.

Benzer nitelikteki davalar açısından bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Karar, kanun yararına bozma süreçlerinde veya benzeri olağanüstü kanun yollarında da çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine her aşamada titizlikle uyulması gerektiği yönünde çok güçlü bir mesaj vermektedir. Anayasa Mahkemesinin bu içtihadı, yargı mercilerine, davanın taraflarının dosyaya giren tüm evraklardan, görüşlerden ve mütalaalardan haberdar edilerek bunlara karşı süresi içinde itiraz ve yorumda bulunma haklarının etkin bir şekilde sağlanması yükümlülüğünü en üst perdeden hatırlatmaktadır. Özellikle ceza infaz kurumlarındaki mahpusların hak arama süreçlerinde bu anayasal güvencelerin basit birer şekli zorunluluk olmadığı, tam aksine hakkaniyete uygun ve adil bir yargılanmanın asli unsuru olduğu bu vesileyle bir kez daha tescillenmiş bulunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kocaeli 1 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledilen başvurucu İbrahim Kaya, yanında getirdiği şalvar, yelek, radyo, cımbız, sauna eşofmanı ve çeşitli kırtasiye malzemeleri gibi şahsi eşyalarının cezaevine alınarak kendisine verilmesi talebiyle idareye başvurmuştur. Cezaevi yönetimi, talep edilen malzemelerin mevzuatta tahdidi olarak sayılan eşyalardan olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiş ve eşyaları emanet deposuna kaldırmıştır. Başvurucunun, eşyalarının verilmemesi işleminin iptali için İnfaz Hakimliğine yaptığı şikayet haklı bulunmuş ve talebi kabul edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etse de Ağır Ceza Mahkemesi itirazı kesin olarak reddetmiştir. Ancak daha sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma talebinde bulunmuş, Yargıtay bu talebi haklı görerek kararı kanun yararına bozmuştur. Bu bozma ilamına uyan Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hakimliğinin kararını kaldırmıştır. Başvurucu, aleyhine düzenlenen Yargıtay tebliğnamesinin kendisine hiç tebliğ edilmediğini, bu yüzden savunma yapamadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin kararında dayandığı temel hukuki kuralların merkezinde, Anayasa'nın 36. maddesinde tüm bireyler için güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yer almaktadır. Bu ilke, hukuki uyuşmazlıklarda davanın taraflarının usuli haklar bakımından tamamen eşit statüde tutulmasını, yargılama süreci boyunca iddia ve savunmalarını sunarken diğer taraf karşısında dezavantajlı konuma düşürülmemesini en güçlü şekilde güvence altına almaktadır.

Çelişmeli yargılama ilkesinin zorunlu bir hukuki gereği olarak, davanın taraflarının dosyaya sunulan her türlü delil, beyan, mütalaa veya görüşten mutlak surette haberdar olması ve bunlara karşı kendi karşıt argümanlarını ileri sürebilme imkanına sahip olması şarttır. Bu evrensel hukuk kuralı, hakkaniyete uygun ve adil bir yargılamanın vazgeçilmez temel taşı olarak kabul edilmektedir. Tarafların bilgi sahibi olmadığı bir belgeye dayanarak hüküm kurulması adil yargılanma güvenceleriyle bağdaşmaz.

Somut olayda öne çıkan en temel yasal düzenleme 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 297/3 hükmüdür. Anılan emredici madde uyarınca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, şayet hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine herhangi bir sonuç doğurabilecek nitelikte bir görüş içermesi halinde sanık, müdafii veya katılan tarafa muhakkak tebliğ olunmalıdır. İlgili taraf, bu tebliğin yapılmasından itibaren iki hafta içinde yazılı olarak mütalaaya karşı cevap verebilme hakkına sahiptir.

Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, asıl olan tarafların yargılamaya etkin ve eşit katılımının tam olarak sağlanmasıdır. Kişilerin doğrudan aleyhlerine başlatılan yargısal süreçlerden haberdar edilmeleri, kendilerini savunabilme ve görüşlerini dile getirebilme hakları büyük önem taşımaktadır. Olağanüstü kanun yollarında dahi mütalaaların taraflardan gizli tutulması adil yargılanmanın açık bir ihlalidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, eldeki somut olayı adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde çok detaylı bir şekilde incelemiş ve önemli hukuki tespitlerde bulunmuştur. Başvurucunun ceza infaz kurumundaki şahsi eşyalarının iadesine yönelik talebinin reddi sonrasında başlayan ve başlangıçta kendi lehine sonuçlanan yargısal süreç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebiyle tamamen tersine dönmüştür. Başsavcılığın düzenlediği ve Yargıtay'a sunduğu tebliğnamede, talep edilen eşyaların terör örgütü sembolü olabileceği, cezaevi personeli kıyafetleriyle benzerliği nedeniyle güvenlik zafiyeti yaratabileceği veya mevzuata açıkça aykırı olduğu gibi başvurucunun hukuki durumunu ağırlaştıran ve aleyhine olan çok ciddi iddialar yer almıştır.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun infaz sürecindeki durumunu ve davanın neticesini doğrudan etkileyen, aleyhe ağır hukuki sonuçlar doğuran bu önemli tebliğnamenin, usul hukukumuzdaki 5271 sayılı Kanun amir hükümlerine rağmen başvurucuya hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini açıkça tespit etmiştir. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ağır itiraz ve iddialarından ancak Ağır Ceza Mahkemesinin aleyhine verdiği, bozmaya uyma yönündeki nihai kararın kendisine tebliğ edilmesiyle çok sonradan haberdar olabilmiştir. Bu ağır usul hatası, yargılama sürecinde başvurucunun iddia makamının argümanlarına karşı kendi hukuki karşıt argümanlarını sunma, iddiaları çürütme ve mahkemenin vicdani kanaatini kendi lehine etkileyebilme hakkını tamamen elinden almıştır.

Anayasa Mahkemesi, yargı süreci boyunca başvurucuya, aleyhindeki tebliğnameye karşı yorumda bulunma, delil sunma ve itiraz etme konusunda etkin, ulaşılabilir ve pratik bir imkan sağlanmamasını, yargılamanın hakkaniyetini temelden sarsan onarılamaz bir eksiklik olarak değerlendirmiştir. Yargılamanın taraflarından birinin, uyuşmazlığın kaderini tamamen değiştirecek güçteki bir mütalaadan bihaber bırakılarak, devletin güçlü iddia makamı karşısında savunmasız, dezavantajlı ve zayıf bir konuma itilmesi, silahların eşitliği ilkesiyle hiçbir surette bağdaşmamaktadır. Adil ve dürüst bir yargılamanın ancak tarafların tüm hukuki aşamalarda eşit oranda bilgi sahibi olması ve iddialara cevap verebilmesiyle mümkün kılınabileceği kuvvetle vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: