Karar Bülteni
AYM Habibe Kolaca ve Diğerleri BN. 2023/71273
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/71273 |
| Karar Tarihi | 03.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesi engellenmelidir.
- Gecikmiş ödemelerde mülkiyetin gerçek değeri korunmalıdır.
- Değer kaybı bireye aşırı ve olağan dışı külfet yükler.
- Mülkiyet hakkı güvencesi gerçek bedelin ödenmesini gerektirir.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma eylemleri neticesinde vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların, enflasyonist ortamlarda değer kaybına uğramadan ödenmesi gerektiğine ilişkin çok net bir hukuki güvence sunmaktadır. Karar, mülkiyet hakkının yalnızca kâğıt üzerinde değil, ekonomik gerçeklikler karşısında da fiilen korunması gerektiğine işaret etmektedir. Geciken ödemeler veya enflasyon oranının çok altında kalan kanuni faiz uygulamaları nedeniyle hukuken kazanılmış tazminatların reel değerini yitirmesi, mülkiyet hakkına yönelik açık ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Vatandaşların yıllar süren yargılamalar sonucunda elde ettikleri tazminatların alım gücünü kaybetmesi, devlete olan güveni sarsan ve mülkiyet hakkının özünü zedeleyen bir durum olarak ele alınmıştır.
Bu ihlal kararı, benzer durumdaki binlerce kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davası için doğrudan bağlayıcı ve yön gösterici bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle ekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyonun yaşandığı dönemlerde, idare mahkemeleri ve hukuk mahkemeleri tarafından verilecek tazminat kararlarında enflasyon farkının dikkate alınması zorunluluğunu güçlü biçimde pekiştirmektedir. Uygulamadaki önemi açısından bu karar, mahkemelerin tazminat bedellerini belirlerken ve faiz oranlarını uygularken vatandaşın şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet altına girmesini engelleyecek hukuki telafi mekanizmalarını işletmesini mecburi kılmaktadır. İdarenin sebep olduğu gecikmelerin ekonomik bedelinin vatandaşa yüklenemeyeceği prensibi, yerleşik bir içtihat hâline gelerek mülkiyet hakkı korumasını güçlendirmiş, uyuşmazlıklarda adil dengenin sağlanması adına çok önemli bir adım atılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu uyuşmazlık, Habibe Kolaca ve diğer başvurucuların, idare tarafından taşınmazlarına gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemi nedeniyle açtıkları dava sonucunda hak kazandıkları tazminatların ödenme biçimine ve miktarına ilişkindir. Başvurucular, mülklerine hukuka aykırı olarak idarece el atılması üzerine yargı yoluna başvurmuş ve lehlerine tazminata hükmedilmiştir. Ancak, ödemelerin yapıldığı tarihteki ekonomik koşullar ve uygulanan yasal faiz oranları dikkate alındığında, mahkemece belirlenen tazminat bedelleri enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, alacaklarına kavuştuklarında paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşadıklarını ve kendilerine ödenen tutarın gerçek zararlarını karşılamadığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli hukuki kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Bu anayasal maddeye göre, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, yasal sınırlandırmalar çerçevesinde ve kanunla kısıtlanabilir. Ayrıca Anayasa m. 46 uyarınca, idarenin kamulaştırma işlemlerinde mülkün gerçek karşılığının peşin ve nakden ödenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. İdarenin hukuka aykırı eylemi niteliğinde olan kamulaştırmasız el atma davalarında da bu temel anayasal ilke kıyasen uygulanmakta olup, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun ve ölçülü olabilmesi için malike ödenecek tazminatın, taşınmazın gerçek ve güncel değerini eksiksiz biçimde yansıtması büyük bir önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesinin konu hakkındaki yerleşik içtihatları uyarınca, devletin kamulaştırma bedellerini veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarını ödemekte makul süreyi aşarak gecikmesi ya da enflasyon etkisi altında hesaplanan bedelleri reel alım gücünden eksik ödemesi, mülkiyet hakkının açık bir ihlali anlamına gelmektedir. Hak edilen alacağın enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybetmesi, malike kamu külfeti karşısında şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir yük yüklemektedir. Mülkiyetin gerçek değerinin ödenmesi prensibi, sadece mahkeme ilamında yazan paranın kâğıt üzerindeki nominal değerinin ödenmesini değil, aynı zamanda geçen süre zarfında paranın alım gücünün de enflasyon karşısında mutlak surette korunmasını ifade eder. Tazminatın geç ödenmesi durumunda idarece uygulanan kanuni faiz oranlarının güncel enflasyonun çok altında kalması, malikin mülkiyetinden mahrum kalmasından doğan hakiki zararı telafi etmeye yetmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların idarenin haksız eylemi olan kamulaştırmasız el atma karşılığında kazandıkları tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi şikâyetini titizlikle incelemiştir. Kararda, Mahkemenin daha önceki tarihli yerleşik emsallerine (Ali Şimşek ve diğerleri, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar, Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz, Türkan Poyraz ile Emine Dilek Onaran kararlarına) açıkça atıf yapılarak söz konusu uyuşmazlıklarda uygulanacak anayasal ilkeler yeniden teyit edilmiştir.
Mahkemenin somut olaya dair tespitlerine göre, kamulaştırmasız el atma eylemleri nedeniyle vatandaşlara ödenmesine karar verilen hukuki tazminatların, yargılama sürecinin ve sonrasındaki ifa aşamasının uzunluğu, ödeme sırasındaki yasal faiz oranlarının ekonomik koşulların gerisinde kalması sebebiyle ciddi oranda aşınması hukuken kabul edilemez bulunmuştur. Enflasyon karşısında olağan dışı bir değer kaybına uğratılan bu tazminat bedelleri, başvurucular açısından Anayasa'nın teminat altına aldığı mülkiyet hakkının sağladığı koruyucu güvenceleri tamamen anlamsız kılmaktadır. Enflasyonist bir ekonomide, hakkın hukuken elde edildiği tarih ile idare tarafından fiilî ödemenin nakden yapıldığı tarih arasındaki süre zarfında paranın alım gücündeki dramatik düşüş, mülk sahiplerine devletin kendi eylemsizliğinden ve hukuki sistemin yavaşlığından kaynaklanan çok ağır bir ekonomik külfet bindirmektedir.
Somut olayda, kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda başvurucular lehine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında korunmasına yönelik hiçbir etkili telafi mekanizmasının işletilmediği tespit edilmiştir. Tazminatların alım gücü olarak değer kaybına uğratılarak ödenmesi, kamu yararı ile bireyin özel mülkiyet hakkı arasında devletçe gözetilmesi gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine açıkça bozmuş ve onlara şahsi olarak aşırı, orantısız bir külfet yüklenmesine yol açmıştır. Mevcut başvuru dosyasında yerleşik anayasal ilkelerden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir farklılık veya istisnai durum bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.